Şans kapıyı çalınca...

 
Doğanın dengesi bozuldu. Akdeniz'i hortum, sel vurdu. İzmir'i ise yağmur... Bir haftadır yağan yağmur yüzünden göle dönüşen Bornova zemininde su balesi de olur, çamur güreşi de!
 
Galatasaray, İstanbul'dan İzmir'e 'bahar havasıyla' gitti. 6-0'lık Ankaragücü galibiyetinin üstüne, Terim'in de cezasının bitmesi, forvetsizliğe rağmen Galatasaray'ın üstüne güneş gibi doğmuştu. Ancak hiç de beklemediği bir havayla karşılaştılar. Pas oyununu seven Galatasaray için böyle bir zemin işkenceyle eşdeğerdi. Buna rağmen ilk yarıda Feghouli ile net bir fırsat yakaladılar. 
 
Sahada farkı da şansı da belirleyen, oyuncuları hataya zorlayan zemindi... Göztepe'nin penaltısında Borges, balçıkta duran topu düzeltmek için iki kez beyaz noktaya (pardon siyah!) geldi. Bu tür durumlarda ufacık bir dikkat dağınıklığı bile istediğin vuruşu yapamamana yol açabilir. 
 
Bu tür sahalarda kazanmak için dün şansın da yanında olması gerekir. Galatasaray'ın golünde Mariano'nun çevirdiği topun, rakipten sekip Sinan Gümüş'ün göğsüyle ağlara gitmesi büyük piyangoydu. Aynı şekilde Jerome'un ve Yasin'in toplarının direkten dönmesi de... 
 
'Kuru' sahaya alışkın Onyekuru, Ankaragücü önünde şov yapmıştı, dün sulu zeminde iki net pozisyonu harcadı. Yeni transfer Marcao sağlam gözüktü. Mariano, maçın başında Muslera'ya göğsüyle verdiği geri pasla yürekleri ağza getirmesine rağmen Galatasaray'ın en iyisiydi. Attırdığı gol ve Deniz Kadah'ın şutuna koyduğu ayak maçın kader anlarıydı. 
 
Galatasaray, Beşiktaş'ın takıldığı haftada, zor bir deplasmandan şansının da yardımıyla altın değerinde 3 puan çıkardı. Başakşehir-Kasımpaşa maçı her sonuca gebe. Galatasaray, Başakşehir'le başa baş bir yarışa tutuşacak gibi gözüküyor.