Burak Yılmaz: Galatasaray ve Trabzon formalarını öptüm ama niye öptüm?

Beşiktaş'ın kaptanı Burak Yılmaz, kulübün sosyal medya hesabından açıklamalarda bulundu

Burak Yılmaz: Galatasaray ve Trabzon formalarını öptüm ama niye öptüm?

Beşiktaş'ın takım kaptanı Burak Yılmaz, siyah beyazlı kulübün sosyal medya hesabından çarpıcı açıklamalar yaptı. 

İşte o açıklamalar:

- Herkese hayırlı ramazanlar. Her şey gönlümüzce olsun. Bu illet, bu hastalık inşallah bu ay ile birlikte gidecektir. 

- Diğer ülkelere nazaran güvenli bir ülkeyiz, bunu görüyoruz. Ne olursa olsun bir can bile vermek bizim için büyük üzüntü verici. Vefat edenlere Allah’tan rahmet diliyoruz. Ne kadar tedbirli, güvenli ülke olsak da bir can kaybı bile bizim için üzüntü verici. 

- Hayatımda ilk defa bu kadar evdeyim. Bunun da ayrı bir güzelliği var aile ve çocuklar için. İşimizi çok özledik. Psikolojik olarak çok yorulduk. İnatla evde kalmamız gerekiyor, biz de bunu yapmaya çalışıyoruz. Hayatlarımızın ne kadar değerli olduğunu anladık. 

- Beşiktaşlılığım babadan geliyor. Babam da Beşiktaş forması giymişti. Bana da formayı giymek, kaptanlık yapmak nasip oldu. Antalyaspor ile lige çıktığımız zaman başkan beni çağırıp, 'Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş ve Trabzonspor seni istiyor, sen nereye istiyorsan oraya vereceğim' dedi. Dedim ki 'Başkanım Fenerbahçe, Galatasaray ve Trabzonspor ile görüşmenize gerek yok, beni Beşiktaş’a verin' dedim. Menajerim geldi, ona da 'Beşiktaş’a gitmek istiyorum dedim' ve geldim. Böyle bir Beşiktaşlılığım var benim. 

- Sergen hoca da benim kendisine olan ayrı hislerimi bilir. Onunla da burada buluştuk, mutluyuz. İnşallah, hocamız da çok başarılı olacaktır. 

- Benim forma öpme fotoğraflarım var, onlar dolaşıyor. Beşiktaş’tan, Fenerbahçe’den ve Eskişehirspor’dan gönderilmiştim. Hoyrat bir zaman geçirmiştim. O zaman televizyonda spor programı izliyordum. Şenol hoca Trabzonspor’a gelmişti. Canlı yayın bitti, telefon çaldı. Arayan Şenol hocaydı. 'Seni alacağım ama kiminle görüşmem gerekiyor' dedi. Trabzonspor beni tekrardan Türk futboluna kazandırdı. Belki de 2’nci Lig’e gidecek bir adamı alıp, beni futbola kazandırdılar. 

- Galatasaray beni Avrupa çapında bir oyuncu yaptı. O yüzden bunu saklayamam. Onların da formasını öpmüşümdür. Ama iki camia da benim Beşiktaşlı olduğumu biliyordu.

- Bir haftadır her uyandığımda arkadaşlarım; 'Bu, bunu yazmış' deyip haberleri okuyorlar. Ben de cevap verme gereği duydum. Dünya böyle bir durumdayken, ülke sıkıntıdayken, ölülerimiz varken ben parayla ilgili konuşacak bir insan değilim. Böyle yapan bir insan varsa, vicdansızdır. 

- 5-6 gün önce Başkanı gördüğümde, kontratla alakalı konuşamadım. Geçmişe dair yüklü bir alacağım var onu ileri tarihe erteledim. 'Başkanım bu dönemde benden yana bir şey varsa her zaman sizinleyim' dedim, 'oturup konuşuruz' dedim. Alacaklarımı ileriye erteledim. Bu dönemde para pul konuşacak bir insan değilim. Ben böyle gündeme gelmek istemiyorum. 
- Geçmişte de böyle bir şey olmuştu. Yüzde sıfır hatalıydım, futbolu bıraktıktan sonra açıklayacağım onu da. Bana güzel yaklaşıldığı takdirde hiçbir zorluk çıkarmayacağımın da bilinmesi istiyorum. Ben kaptan olarak elimi taşın altına koyarım. Bundan sonraki haberler; Burak gol atamadı, kötü oynadı, olsun. Para ile gündeme gelmek istemiyorum.

- Arkadaşlarımızla konuşuyoruz, ligin biteceğini gördük. Ne kadar performans verilecek, şampiyonu, küme düşen takımı etkileyecek bir salgın var. Biz de antrenmanlara başladık. Hazır olmaya çalışıyoruz. Evde bisikletler var. Fit kalmaya çalışıyoruz. Ancak evde fit kalma gibi bir durum yok. Futbol başka bir oyun. Haziran’ın sonuna doğru başlayacağımızı düşünüyorum. Ağustos’ta da diğer sezon başlar. Tekrardan böyle bir ara verilirse bizim vücutlarımız bunu kaldıramayabilir. Bu lig başladı, ara verilir, bir sezon başı daha geçirmemiz sıkıntılı olabilir.

- Stadyumu tıklım tıklım yapacak bir taraftarımız var. İşler iyi gidiyorsa, öndeysek o gün o maçı kazanırsın, kazanmama ihtimalin yok. Taraftarlar birlikte daha özgüvenli oynuyorsun. Ben hayatımda böyle bir taraftar görmedim, göreceğimi de zannetmiyorum. Ama işler kötü gidiyorsa, mağlupsan tam tersi olabilir. Benim hayatım boyunca gördüğüm en güzel taraftar, stadyum. Bana bunu daha önce sorduklarında 'İnönü' demiştim. Boateng geldiğinde 'Çok zevk alacaksın' dedim. 'Arkadaşlarım söylüyor, anlattılar' dedi. 'Farklı olacak' dedim ben de. Maçtan sonra gelip, bana, 'Bu kadarını beklemiyordum, burada kalmak istiyorum' dedi. Stadyumumuz bambaşka.

- N’Kouodu çok temiz, güler yüzlü bir çocuk, iyi bir futbolcu. Çok hızlı, çabuk, sürekli çalım atabiliyor. Ben ona öyle takılıyorum. Antrenmanlarda gol atıp, asist yapıyor. Ben de 'Maçta yapmıyorsun' diyorum. Özel bir oyuncu, yaşı da genç, iyi işler yapabileceğini düşünüyorum. Birbirimizi özledik. İyi ilişkilerimiz var. Sohbet gruplarımız var, sürekli konuşuyoruz.

- Ben VAR sisteminin futbolu kötü yönde etkilediğini düşünüyorum. Kararlar için, finale giden pozisyonda kontrolü iyi görünüyor ama oyunu soğuttuğunu düşünüyorum. Hele tartışmalı bir kararda hakem giderse orada 5 dakika geçiyor. VAR’a gidip hata yapan da oluyor. O zaman anlaşılabilir olmuyor. VAR’ı tartışılır hale getiriyoruz. Gol atıyoruz, ofsayt veriyor. Sonra VAR’dan gol karar geliyor. Sonrasında ne yapayım, nasıl sevineyim. Tribünlere mi koşayım. VAR, futbolun doğasına aykırı. Oyuncuyu oyun içinde negatifleştiren bir sistem. Üstüne bir de VAR’da hata yapmak, tartışılır hale getiriyor. Hakemlerden sorumluluğu almış oluyoruz. O zaman VAR’ı da kontrol eden bir şey olması gerekiyor. 

-  Çin’de çok enteresan şeyler yeniyor. Merak ettiğim için onların pazarına gittim, şoke oldum. Hastalıkların çıkması çok normal. Orada yaşamış birisi olarak, Çin’den daha çok hastalık geleceğini düşünüyorum. Tarzları, kültürleri o. Ben oraya gittiğimde aşçım, tercümanım, şoförüm, fizyoterapistim vardı. Orada en büyük zorluk deplasmanlardı. Uçakla en yakın deplasman 3-4 saat sürüyordu. Bir deplasmana gittik 6 saat. Saat farkında zorlandım. Milli takımdan dönüşte, izine geldiğimde jetlag oluyordum. Futbol anlamında; taraftar olarak, ekonomik olarak gelişime açık ülke. Biz 60 bin kişiye oynuyorduk. Deplasmandaki maçlarda en az 30 bindi. Futbolu çok seviyorlar. Onlara saygı duyuyorum ama Türk insanın yaşayabileceği bir yer değil. Türkiye’ye dönüşüm oradaki şartlarımdan dolayı değildi, ailemi özlemiştim onun için döndüm.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER