DONALD Trump'ın doktorları geçtiğimiz cuma günü yaptıkları dört saatlik kontrollerden sonra başkana "Turp gibi" raporu verdiler. 
Walter Reed National Military Center'de 11 uzman doktor tarafından yapılan testlerde Trump'ın geçen yıldan kalma kilo fazlalığı (108 kilo) dışında ciddi bir sağlık sorunu olmadığı ortaya çıktı. Beyaz Saray tarafından detaylı açıklama yapılmadı. Ancak gerekli bilgilerin daha sonra duyurulacağı bildirildi.
 
İçki ve sigara kullanmayan 72 yaşındaki Trump'ın eski doktorlarından Ronny Jackson, geçtiğimiz yıl yaptığı açıklamada bakın neler söylemiş:
 
"Başkanın inanılmaz bir genetik yapısı var. Kavrama ve idrak test sonuçları mükemmel."
Demek ki doktor raporlarına göre başkanın sağlığı ile ilgili fazla endişe edilecek bir durumu yok.
Ancak bazı doktorlar hastasında ille de bir şey bulmaya çalışır, bazıları da bir şey bulmamak için uğraşır.
Trump'ın doktorları hangilerinden acaba?
 
HAİTİ-KÜBA FARKI!
 
KARAYİPLER'in en yoksul ülkelerinden Haiti, 2010 yılında yaşadığı deprem felaketinin yaralarını hala sarmaya çalışıyor.
300 binden fazla insanın öldüğü felaketti bu. Miami'deki Haitili her ailenin bir yakını deprem felaketini yaşamış.
Miami'de Kübalılar'dan sonra en çok nüfusa sahip etnik grup olan Haitililer, şimdi de Amerikan yönetiminin çifte standartını yaşıyor.
Trump yönetiminin TPS (Temporary Protected Status) programıyla ülkede legal kimlik kazanmayı bekleyen yoksul Haitililer, her an sınırdışı edilme tehlikesiyle karşı karşıyalar. Halen Amerika'da yasal statü kazanmayı bekleyen 46 bin Haitili bulunuyor.
 
Aynı programla yasanın hayata geçmesini bekleyen El Salvador, Suriye, Nepal, Honduras, Yemen, Somali, Sudan gibi ülkelerden gelenler de var.
Amerikan yönetiminin uygulamasının siyasi yönüne dikkat çeken Miami'deki Haitililer, Kübalılar'a farklı davranıldığını iddia ediyorlar. Diyorlar ki; "Bir Kübalı yasal olmayan yollardan Amerika'ya girince yönetim esnek davranıyor. Bir Haitili gelince ise geri postalanıyor."
Anlaşılan Amerikan yönetimi hükümetiyle anlaşamadığı ülkenin vatandaşlarına daha hoşgörülü yaklaşıyor.
 
40 YIL ÖNCE, 40 YIL SONRA
 
MIAMI mektuplarından önce en son yazdığım mektuplar yaklaşık 40 yıl önce Erzuncan'dan aileme postaladığım asker mektuplarıydı. 
59. Topçu Tugayı'ndan er kişi niyetine gönderdiğim mektuplarda aileme hem Erzincan'ı, hem de 4 aylık kısa dönem olan vatani görevimi anlatıyordum.
 
O günki asker mektuplarımla bugünkü Miami mektuplarının tek ortak noktası her ikisinin de son okuyandan önce birileri tarafından gözden geçirilmesi. Haftada ortalama bir veya iki kez gönderdiğim mektuplarla ailem Ercincan'ın kuru ayazını, aniden oluşan toz bulutlarını, Bakırcılar Çarşısını ve ilin daha bir çok özelliğini ben İstanbul'a dönmeden öğrenmişti.
Eğitim alanından döndükten sonra yenilen akşam yemeği ve gece derslerinin ardından koğuştaki ranzanın üzerinde uykulu gözlerle yazdığım meşakattli mektupları validemin sakladığını hatırlıyorum. O mektupları askerlikten dönüşte tekrar okumuştum. 
 
Yıllar sonra bu kez kalem kağıtla değil, tablet üzerinden yazdığım mektupların okuyuculara ulaşması ne kadar kolay. Zarflamadan, pullamadan sadece "sent" tuşuna basaray gönderilebilen mektuplar...
Çoğu insan mektup yazmayı değil, mektup almayı sever. Ben de yıllar sonra yeniden yazmayı sevmeye başlıyorum. 
Miami mektuplarımla asker mektuplarım karıştı; kusuruma bakmayın. Ehh, bu kez mektubumun sonunu girişle kapatayım:
"Siz bu mektubu okuduğunuzda ben çoook uzaklarda olacağım."
Yalan da değil hani. Miami kuş uçuşu 9 bin 600 kilometre.