Almanya'da 33 yıldır yaşayan Mahmut Akyüz ve ailesi bir gecede sınırdışı edildi

Almanya'da yaşayan 7 kişilik Akyüz ailesi, gece evlerinin kapısını kırıp içeri giren polis tarafından gözaltına alındı, sonra da sınırdışı edilerek Türkiye'ye gönderildi

Almanya'da 33 yıldır yaşayan Mahmut Akyüz ve ailesi bir gecede sınırdışı edildi

Almanya'da 33 yıldır yaşayan Mahmut Akyüz ve ailesi bir gecede sınırdışı edildi.

Hessen eyaletindeki Sontra kasabasında yaşayan 7 kişilik ailenin gece evlerine kapıyı kırarak giren polis hepsini gözaltına aldı. Ardından da hiçbir açıklama yapmadan özel bir uçakla Türkiye'ye gönderdi.

Hürriyet'teki habere göre; çocukları da Alman vatandaşı olan Mahmut Akyüz, yaşananları şöyle anlattı:

- Gecenin bir yarısı gözlerimi açtım 4-5 polis etrafımı sarmış. Evin içerisi polislerle doluydu 40 belki daha fazla polis vardı. Şok geçirdim. 

- Küçük çocuklarıma gittiler önce. Sahra 15, Muhammet 13 yaşında. Çocuklar bağırmaya, çırpınmaya başladı. Ben sadece ne yapıyorsunuz, çocukları bırakın, korkuyorlar demeye çalıştım. Ama konuşturmadılar beni. Ellerimi kelepçelediler, belime bir kemer takarak ayaklarıma pranga taktılar. 

- Bir an acaba oğlum mu bir şey yaptı diye düşündüm ama, bu kadar polisin gelmesini gerektirecek bir şey yapmış olamazdı. Oğlum bir şey yapmadığını söyledi. 

- Karıma da benim gibi pranga taktıklarını görünce, hasta olduğunu en azından ona yapmamalarını söyledim. Ama beni yine dinlemediler, konuşmama bile izin vermediler. Çocuklarıma baktım titriyorlar, yapmayın onlar daha küçük dedim. Ne yaptım suçumu söylesenize diyorum çünkü, suçsuz olduğumu biliyorum kendimden eminim. Sen biliyorsun ne yaptığını dediler. Cep telefonlarımıza, banka kartıma, parama el koydular. Birkaç parça eşya almamıza izin verdiler.

- Bizi sedasız aşağı indirmeye başladılar, hiç ses yok. O sırada bana bir şey yapacaklarını, öldürüleceğimi düşündüm. Hayatımda ilk kez ölüme o kadar yaklaştım. 

- Binadan dışarı çıkarken dış kapıyı da kırdıklarını gördüm. Sokakta her yerde polisler ve polis minibüsü vardı. Minibüse bindirirken bir Türk komşumuz bizi gördü. Komşu kadın 'Abi ne oluyor' diye seslendi. Ben de o anda 'akrabalarıma haber verin' diyebildim, hemen ağzını kapattılar. 

- Komşunun bizi görmesi polisleri tedirgin etti. Telefonla konuştular ve 'Kahrolası kadın nerden çıktı, her şeyi gördü. Bir kadın bizi gördü akrabalarına haber verdi' diye bilgi verdiler. O zaman anladım ki bana kötü şeyler yapmanın peşindeydiler. Birilerinin bizi görmesinden çok rahatsız oldular.

- Çocuklarımı ve eşimi düşünüyordum sürekli. Onların nerde olduğunu sordum. 'Bu yaşadıklarımızın sebebi nedir' diye sordum polislere. Yanımda oturan polis 'Sus konuşma' diye bağırdı. Ne yapacağımı bilemez haldeydim. 

- Havaalanına geldiğimizde kamera olan bir odaya götürdüler. Bana soyun dediler, kabul etmedim, bunu yapmayacağımı söyledim. 'Ben terörist miyim, neden soyunayım' dedim. Polisler 'Sen biliyorsun' diyorlardı sürekli. O zaman yazılı bir belge verin bana, avukat istiyorum dedim, 'Hayır hakkın yok' dediler. Soyup ve kameraya çektiler. 

- O sırada bir polise, 'Bu yaptığınız insanlık dışı' dedim. Bana 'En ufak bir hareket yaparsan seni mahvederim' dedi. Daha sonra eşimi ve çocuklarımı gördüm. Her biri bir yerde oturtulmuştu. Birbirimizle konuşmamıza, kafamızı bile çevirmemize izin vermiyorlardı.

- Uçağa bindirirken 'Hakkınızda sınır dışı kararı var' dediler. Ben de 'Onun için mi bu muamele' diye sordum, 'Evet' dediler. Ben de 'Ama çocuklar Alman, kayıtları Türkiye'de yok' dedim. Uçağa bindirdiklerinde her birimiz bir koltukta oturtulduk.  Beni koltuğa bağladıkları halde yanımdaki polis hala elimi bırakmıyordu. Ülkemizden attık sizi artık diye konuşarak da tahrik ettiler. 

- 13  ve 15 yaşında iki çocuğumu bile gözaltına alınırken polislerin elleri silahtaydı. Aynı zamanda ellerinizi yorganın üzerinde 'tutun' diye bağırıyorlardı çocuklara. Onlara 'Yapmayın, etmeyin bunlar daha ufak çocuk dokunmayın' dedim ama beni hiç dinlemediler.

- Uçakta bir an pencereden baktım İstanbul'a geldiğimizi görünce rahatladım. İşte burası vatan dedim. Yanındaki polise dedim ki 'Çöz bunları, burası Türkiye Cumhuriyeti. Bana artık bir şey yapamazsınız. Türk polislere şikayet edeceğim sizi, ben kötü muamele gördüm, siz beni öldürmeye çalıştınız' dedim. İşte o anda yumuşadılar, uçak inmeden önce beni çözdü, telefonlarımızı ve bize ait parayı da verdiler. Artık sevimli oldular, yola geldiler. 

- İstanbul'a indiğimizde ise 'Bize verilen görevi yerine getirdik' dediler. Ben de onlara 'Ölüm korkusuyla mı' dedim. Türkiye'deki yabancılar şubesi polisleri bizi teslim aldı. Biz 9 saattir yemek yememiştik. Türk polisi bizimle ilgilendi, yemek getirdiler. Oğlum o sırada orada bekleyen bir Alman polisine tepki gösterirdi. Onu susturdum 'İnsanlık dersini biz Türkler'den alsınlar' dedim.  O polis kafasını önüne eğdi.

- Mardinliyim. Arapça, Kürtçe, Süryanice, İngilizce ve Almanca bildiğim için Almanya'da gönüllü olarak yabancılara yardımcı oluyordum. Orada yaşayan bazı Almanlar bana tepki gösteriyordu. Bana 'Bunları buraya sen mi getiriyorsun, istemiyoruz' diyorlardı. Ben de sizin Başbakanınız izin verdiği için buradalar, ben onlara sadece yardımcı oluyorum. Ayrıca evsiz Almanlar'a da yardım ediyorum' diye cevap veriyordum.  

- Pandemi nedeniyle kamu kurumları çalışmıyor Almanya'da. İletişim kurmaya çalışıyorlar ama henüz bir bilgi alınamadı. Ben çok zor durumdayım. Çocuklarım Almanya'da doğdu, Türkçe bilmiyor, kimlikleri yok. Hepsinin eğitimi sürüyor. Okullarında kampanya başlattı arkadaşları ve öğretmenleri, geri dönmemiz için.  Sayın Cumhurbaşkanımız başta olmak üzere tüm devlet büyüklerimizden yardım istiyorum, bize yardım edin.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER