İstanbul
Açık
14°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Ortadoğu Gazetesi YAŞAM Atatürk'ün Yozgat ziyaretinde yaşanan o ilginç köylü hikayesini

Atatürk'ün Yozgat ziyaretinde yaşanan o ilginç köylü hikayesini

Cumhuriyet tarihinin en çok anlatılan anekdotlarından biri Yozgat'a dair. Mustafa Kemal Atatürk'ün Bozok yaylasına yaptığı ziyaretlerden birinde, karlı bir dağ yolunda ineğinin peşinden koşan bir köylüyle aralarında geçen kısa konuşma, yıllar boyunca nesilden nesile aktarıldı. Hikâye, hem Ata'nın halkla kurduğu samimi ilişkiyi hem de döneminin sade Anadolu insanının karakterini gözler önüne seriyor.

Peki Atatürk'ün Yozgat ziyaretinde yaşanan o köylü anekdotu tam olarak nasıl yaşandı? İşte ayrıntılar. Yozgat'ın değerli araştırmacı-yazarı rahmetli Yılmaz Göksoy'un kaleme aldığı ve 2008 yılında çıkan "Atatürk ve Yozgat" dergisinde yer alan hatıra, Ata'nın 1934'teki ikinci Yozgat ziyaretine dayanıyor.

Atatürk Yozgat'a kaç kez gitti?

Mustafa Kemal Atatürk, Yozgat'ı iki kez ziyaret etti. İlk gelişi 15 Ekim 1924 tarihindeydi. Afyon'dan başlayıp Kayseri üzerinden Yozgat'a uzanan sonbahar yurt gezisi kapsamında şehre gelen Ata'yı Yozgatlılar, yağmurlu bir havada ellerinde fenerlerle karşıladı. O gece yediden yetmişe herkes sokaktaydı ve Elekçi Yokuşu'ndan şehre doğru uzanan ışık seli, dönemin gazetelerinde geniş yer buldu.

İkinci ziyaret ise 3-4 Şubat 1934 tarihinde gerçekleşti. Kırşehir üzerinden hareket eden Ata, önce Yerköy'e uğradı ve burada bir gece konakladı. Kar kalınlığının 50 santimi bulduğu o zorlu kış gününde verdiği talimat oldukça manidardı: "Bu kışta kıyamette memleketin ne halde olduğunu görmek istiyorum. Otomobillerle gezmeye çıkacağız." Resmi karşılama istemeyen Atatürk, sade vatandaşla bire bir temas kurmayı tercih etti.

Yozgat'ta dağ başında karşılaşılan köylü kimdi?

Atatürk ve Yozgat dergisinde anlatılan o meşhur olay, ikinci ziyaretin bu dönüş yolunda yaşandı. Ata'nın otomobil konvoyu karlı dağ yolundan geçerken, yol kenarında tek başına koşan bir köylü görüldü. Olağan karşılamalardan farklı bir durum olduğu için Ata, köylünün yanına çağrılmasını istedi. Köylü soluk soluğa otomobillerin yanına geldi.

Atatürk köylüye neden koştuğunu sordu. Karşılığında aldığı yanıt sade ve içtendi: İneği kaçmıştı ve onu aramak için dağ bayır koşturuyordu. Ata, köylüye yardımcı olmak istedi. Cebinden çıkardığı 100 lirayı uzattı ve otomobile binmesini teklif etti. O dönem için oldukça yüklü sayılan bu para ve gösterilen ilgi, herhangi bir kişiyi sevindirmeye yeterdi.

Köylünün cevabı herkesi şaşırttı

Ancak köylünün cevabı beklenenin tam tersi oldu. Parayı almayı reddetti ve net bir ifadeyle karşılık verdi: "Hayır, ben yine ineğimi arayacağım." Halkın sadeliğini, emeğiyle kurduğu bağı ve onuru yansıtan bu cümle, oradaki herkesi etkiledi. Köylü için hayvanı yalnızca bir mal değildi; geçim kaynağının en değerli parçasıydı ve bu yüzden aramaktan vazgeçmesi söz konusu olamazdı.

Atatürk bu samimi tavır karşısında ısrar etmedi, aksine daha da kararlı bir adım attı. Köylüyü kendi otomobiline aldı ve ineğini birlikte aradılar. Hikâyenin devamında ise Ata, köylünün köyüne bir küçük çiftlik kurup hediye etti. Yılmaz Göksoy'un aktardığı bu anekdot, Ata'nın halkla kurduğu doğrudan ve içten ilişkinin en güzel örneklerinden biri olarak Yozgat'ın tarih kayıtlarına geçti.

Yozgat ziyaretinin şehre yansımaları

Atatürk Yozgat'tan ayrılırken şehre bir dizi talimat da verdi. Çamlık bölgesinin düzenlenmesi, Yerköy-Yozgat yolunun asfaltlanması, kaplıcaların modernize edilmesi ve doktor eksikliğinin giderilmesi bu talimatların başında geliyordu. "İstanbul ve İzmir gibi büyük şehirlerdeki doktorları bütün milletin hayatı ve sağlığıyla ilgilendirmek çarelerini bulmalıyız" sözü, o dönemde Anadolu'nun sağlık sorunlarına dikkat çekmesi bakımından önemli bir ifade olarak tarihe geçti. Koca bir liderin küçük bir köylüyle dağ başında yaşadığı bu karşılaşma ise Yozgat'ın kolektif hafızasında yerini koruyor.