Dram filmi değil acı bir hayat hikayesi: Türkiye’yi ağlatan kadın hâlâ işsiz!

Mart ayındaki koronavirüs günlerinde İŞKUR binası önünde verdiği isyan dolu röportajla tanınan Semiha Kavasoğlu 2 senedir hala iş bulamadığını ve 9 aydır kirasını ödeyemediğini belirtti

Dram filmi değil acı bir hayat hikayesi: Türkiye’yi ağlatan kadın hâlâ işsiz!

Mart ayındaki koronavirüs günlerinde İŞKUR binası önünde verdiği isyan dolu röportajla tanınan Semiha Kavasoğlu 2 senedir hala iş bulamadığını ve 9 aydır kirasını ödeyemediğini belirtti. Kavasoğlu’nun yürek burkan o hikayesi ortaya çıktı.

'2 yıldır iş arıyorum'

Asıl mesleği terzilik olan ancak en son 2 yıl önce bir otelde temizlik görevlisi olarak çalışan Kavasoğlu, yaşadıklarını şu sözlerle anlattı:

* Sonra işten çıkarıldım. Bir daha da iş bulamadım. 2 yıldır İŞKUR’a gidip geliyorum ancak bir iş bulamadım. Binali Bey, yerel seçim zamanında bana söz vermişti.

* Millet Kütüphane'sinde karşılaşmıştık. ‘Ben sana söz veriyorum işini sana ayarlayacağım' dedi. Kadınlar gününde de beni aradı.
‘Kadınlar günün kutlu olsun, işini de ayarladım. Senin telefonuna bildirim gelecek’ dedi. Daha bekliyorum ki bana bildirim gelsin.

* Ben aradım Binali Bey’i. Dedi ki ‘Seçimi kaybettik.' Bunun üzerine ‘Çok özür dilerim seçimi kaybettik ama sen bakanlık koltuğunda oturdun. Benimki koltuk davası değil, emekli olana kadar bir iş. Kadro aramıyorum ben’ dedim. Binali Bey’den bir daha ses çıkmadı.

* İŞKUR'a gidip geliyorum, yok. Şubat ayında da eşim rahatsızlandı. İş aramaktan ziyade bu sefer de doktora gidip geliyorum.” diye konuştu.

Eşi felç kaldı

Şubat ayına kadar eşinin de çalıştığını ancak şubat ayından sonra eşinin felç kalmasının ardından bütün yükün üzerine yüklendiğini anlatan Kavasoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

* Hastanede tahlil yaptılar, ‘çok üşütmüş amca’ dediler. Devlet hastanesine götürdük. Orada da ‘kimyasal madde var kanında’ dediler. ‘Enfeksiyon vurmuş’ dediler.

* İlaç yazıp ‘şu ilaçları kullanın düzelir’ dediler. İlaçları kullandık, adam hiç kalkamadı ayağa. Bir daha yürüyemedi. Bir ay sonra da konuşmayı bıraktı. Hiç konuşamadı. 37 yıldır hem anne hem baba oldum ben. Zaten varla yok arası bir şeydi. Şimdi de daha fazla yük yükledi bana.

* En azından ufak tefek kazancını getiriyordu şimdi o da bitti. Ben de çalışamıyorum. Bir evin içerisinde akşama kadar bununla uğraşmak zorunda kaldım.

* Akşamları çalışacak bir işim olsa da evimin geçimini sağlasam. Çünkü akşamları uyuyor, bez bağlıyorum, kalkmıyor. Ama gündüz imkanım yok. 15-20 dakikada bir tuvalete götürüyorum. Tuvalete götürüp getirmekten ziyade yemek mutlaka istiyor. Ama akşam, sabah yiyeceksin diyorum susuyor.

* Şimdi evin içerisinde tekerleme söylemeye, türkü söyletmeye, fizik tedavi yaptırmaya çalışıyorum gücümün yetti kadar.

Türkiye'de yaşam bu kadar zor mu?

“Benim mutlaka gece çalışacağım bir işe girmem lazım.” diyen Kavasoğlu, şunları kaydetti:

* Evimin geçimi için, bir maaş girmesi için… Benim dört yılım var emekli olmak için. 58 yaşında emekli olacağım. Böyle bir saçmalık mı olur, 58 yaşında emekli olmak için primi doldurmam gerekiyor.

* Benim 2 bin 800 primim var. Daha 4 bin 800 günü nasıl doldurup emekli olacağım, malulen emekli olacağım doldurursam. Yoksa 7 bin günden emekli olacağım.

* Türkiye'nin bu yaşantısını bu kadar mi çok seviyoruz bilmem ama bir avuç toprağımı dahi kimseye vermem. Bu yaşta dahi ne isterlerse ben onu yaparım.

* Benim istediğim evimde eşime bakacak, düz taban bir evim olsun. Bir makineyle dikiş yapayım. Mesleğimdi benim. Perde, tül işi yapıyordum. Tekrar yapayım.

* Oturduğum yerde hem eşime bakayım, evimi geçindireyim. Bu kadar zor mu bunlar? Türkiye'de yaşam bu kadar mi zor? O kadar Suriyeli'ye sahip çıktık ama biz kendimize sahip çıkamıyoruz.

Askıda ekmek var mı diye bakıyor

Vatandaşların askıya bıraktıkları ekmekleri almak için fırına gittiğini söyleyen Kavasoğlu, şöyle konuştu:

* Fırına gidiyorum, askıda ekmek var mi diye Allah razı olsun. Ekmeğimi bedava alıyorum. Başka nereden alabilirim, nereden kapatabilirim bir şey. Komşularım şahit nasıl geçindiğime.

'Bütün dünyanın yükü sırtımda'

* O merdivenlerden sırtımda indirip çıkarıyorum bu adamı. Hayatım bir kuru soğan bir domates, biberle geçti. 37 senedir ne bir yatak odam oldu ne bir gardırobum oldu ne de bir içinden seçip giyecek bir kıyafetim.

Bütün dünyanın yükünü sırtımda taşıyorum. Üç tane çocuğu büyütüp, meydana getirmek, evlendirmek zorundaydım. Oğlumun çeyiz borcu var. Ev kira borcum var, öylesine. Eşimin maaşı icrada. Bakıp araştırabilirsiniz. Napacağımı, işin içinden nasıl çıkacağımı bilmiyorum.

* Bu dünya bir tek bana mı dar geliyor bilmiyorum… Aklımın, gücümün yeteceği kalmadı. Bir kadının yüklenemeyeceği yükü yüklemişim sırtıma.

'Çocuklarım gelmiyor'

Sekiz kardeşi ve üç çocuğu olduğunu ifade eden Kavasoğlu, sözlerini şöyle noktaladı:

Benim yardım etmediğim kimse yoktu. Sizin de karşıma çıkmanız yaptığım iyiliklerin karşılığıdır. Yüce Rabbimin darda koymayacağını biliyorum ama bu kadar sahipsiz bir insan değildim.

Sekiz tane kardeşim var benim. Ama hiçbiri de arayıp neyle oturuyorsun neyle kalkıyorsun demedi. Biz kendi çabamızla gelmedik bu dünyaya. Ben okuyacaktım. Polis olacaktım. Şimdi emekli de olurdum.

Kız çocuğu okumaz dediler, okutmadılar. Getirdi evlendirdiler. O günden bugüne de bu çileyi çekiyorum. Çocuğum zaten ekmek mi isteyecek diye gelmiyor, bilmiyorum. Oğlum, diye ağlıyor babası. Neydi benim suçum bilmiyorum ki."

Kaynak: Sözcü

Güncelleme Tarihi: 23 Temmuz 2020, 13:03
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER