İzmir'de ticaretle uğraşan Hilmi Altın, 21 Ocak 2025'te 78 kişinin hayatını kaybettiği yangında eşi Dr. Öğretim Üyesi Kübra Tonguç Altın ve kızı Alya Altın'ı kaybetti. Yangın gecesi tutunmaya çalıştığı pencereden yere atılan yatak üzerine düşerek kurtulan Altın, o günden bu yana adalet arayışını sürdürüyor.
Yangın gecesi yaşananlar
Hilmi Altın, o korkunç geceyi şu sözlerle anlattı: Eşi Kübra'nın "Hilmi kalk yangın var, bize yetiş!" sözüyle gözünü açtığında eşini ve kızını koşarak odadan çıkarken gördüğünü belirtti. Yaklaşık 30-50 saniye sonra giyinip odadan çıktığında çok yoğun ve zehirli bir dumanla karşılaştığını ifade eden Altın, nefes almanın imkansız olduğunu söyledi.
Merdivenleri birkaç kez denediğini ancak bulamadığını anlatan Altın, koridorun sonunda cam kırmaya çalışan bir gruba katıldığını ve sığındıkları odada 13 kişi olduğunu aktardı. Odadakiler önce çocukları, sonra kadınları ve en son erkekleri indirmek üzere plan yaptı. Çarşaflar bağlanırken Altın'ın gözü yataklara ilişti ve yatakları bükerek pencereden aşağı attılar. Çarşaflarla önce çocukları, sonra kadınları yatakların üzerine indirdiler.
Her sabah mezarlıkta kahve içiyor
Yangından sonra eşi ve kızının hatıralarıyla dolu İzmir'deki evine giremeyen Altın, mezarlarını sık sık ziyaret edebilmek için Manisa'nın Soma ilçesinde kayınpederi ve kayınvalidesiyle yaşamaya başladı. Evindeki hiçbir eşyanın yerini değiştirmedi; zaman o evde 21 Ocak'ta durdu.
Acısının hiç dinmediğini söyleyen Altın, "Her sabah kahvemi alıyorum geliyorum, önce dua ediyorum. Sonra Alya'mı okula yollamış gibi eşimle kahve sohbetimi yapıyorum. Ondan sonra işe gidiyorum. Mezarlarını hala yaptıramıyorum. Yaptırınca kabullenmiş olacağım diye düşünüyorum" dedi.

Pusetten beri arkadaş olan iki kız birlikte cennete yürüdü
Yangında hayatını kaybeden Atakan Yalçın ve 10 yaşındaki kızı Derin Elif, Altın ailesinin en yakın dostlarıydı. Alya ve Derin pusetten beri arkadaştı ve tatili de onlar istemişti. İki küçük kız birlikte üniversite okumak, ev arkadaşı olmak ve veteriner olmak istiyordu.
Altın, kızların tatile günler kala birlikte bir takvim hazırladığını ve Alya'nın takvimi 16 gün önceden başlattığını anlattı. Oysa aile rezervasyonu son hafta yapmıştı. "Derin babasını yanında götürdü… Alya'm annesini götürdü" diyen Altın, "Beraber cennete yürüyeceklerini bilemezdik" ifadelerini kullandı.
"Göz göre göre katliam yapıldı"
Mahkeme sürecinde de beyanlarını veren Hilmi Altın, "Bu acıyı hiçbir psikolog taşıyamıyor. Hayattaki gayemi kaybettim. Ömrümü adadığım şeyler elimden alındı. Kalbimin ortasında kocaman bir delik var ve bunun hiç kapanmayacağını bilerek yaşayacağım" dedi.
Yaşananların bir talihsizlik olmadığını vurgulayan Altın, "Göz göre göre bir katliam yapıldı. Bizlere o otelde resmen ölümlerden ölüm beğen denildi. Allah bana bir can verdi, eşimin ve kızımın can borcunu bana yükledi. Ben de bu can oldukça sorumluların hak ettiği cezayı alması için var gücümle savaşacağım" ifadelerini kullandı.

Hilmi Altın kimdir?
Hilmi Altın, İzmir'de ticaret sektöründe faaliyet gösteren bir iş insanı. Babası Ahmet Altın, eski Denizli İl Sosyal Hizmetler Müdürü olarak görev yapmış ve uzun yıllar Dubai'de uluslararası bir şirkette CEO yardımcısı olarak çalıştıktan sonra İzmir'e yerleşmişti.
Hilmi Altın, Yeditepe Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Çocuk Diş Hekimliği Ana Bilim Dalı'nda Doktor Öğretim Üyesi olarak görev yapan Dr. Kübra Tonguç Altın ile evliydi. Çiftin 9 yaşındaki kızları Alya, İzmir'de özel bir okulda 4. sınıf öğrencisiydi ve kayak sevgisiyle biliniyordu. Aile, her yıl olduğu gibi kış tatilini Kartalkaya'da geçirmek için Grand Kartal Otel'e gelmişti.
21 Ocak 2025'te yaşanan yangın faciasında eşini ve kızını kaybeden Altın, şu anda Soma'da kayınpederi ve kayınvalidesiyle birlikte yaşıyor. Sorumlulara en ağır cezanın verilmesi için adalet mücadelesini sürdürüyor.
