'Medya dayakçı erkek dolu' diyen Rasim Ozan Kütahyalı'dan bomba itiraf!

Güneş yazarı Rasim Ozan Kütahyalı, "Medyada dayakçı erkek dolu. Karısının kafasını duvara çarpanlar, golf sopasıyla kadın dövenler, her türden rezalet var. Bu adamlar mı kadın haklarında duyarlı olacak?" ifadesini kullandı

'Medya dayakçı erkek dolu' diyen Rasim Ozan Kütahyalı'dan bomba itiraf!

Güneş yazarı Rasim Ozan Kütahyalı, 'Kadına şiddet meselesinde medyanın samimiyeti' başlığıyla yayımlanan yazısında 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle Türkiye'de kadın meselesinin yeniden konuşulduğunu söyledi.

Bu konunun daha sonra yeniden unutulduğunu belirten Kütahyalı, ardından "Asla Türk medyası kadın meselesinde samimi falan değil" ifadesini kullandı.

'POLİSLERDEN ÖZEL TİM OLUŞTURULMALI'

 "Medyada dayakçı erkek dolu. Karısının kafasını duvara çarpanlar, golf sopasıyla kadın dövenler, her türden rezalet var. Bu adamlar mı kadın haklarında duyarlı olacak?" diyen Kütahyalı, şunları kaydetti:

"Bana göre 'Kadın hakları meselesi'nde çok radikal ve devrimci önlemlerin alınması gerektiği bir dönemdeyiz. Artık bu işin geçiştirilir tarafı yok. Kadınlara karşı sistemleşmiş şiddete, cinayetlere, cinsel ya da psikolojik tecavüzlere ve tüm diğer mağduriyetlere karşı demir yumrukla davranma zamanı gelmiştir."

Bu konuda tüm yasaların olabilecek en ağır noktaya getirilmesinin zorunlu olduğunu, hakim ve savcıların bu yasaları tavizsiz uygulaması noktasında Adalet Bakanlığı'nın gerekeni yapması gerektiğini belirten Kütahyalı, "İçişleri Bakanlığı 'kadınlara karşı işlemiş suçlar' noktasında uzmanlaşmış ve gerektiğinde 'istisnai sertlik' kullanabilen polisler istihdam etmek zorundadır. (Ya da mevcut polislerden böyle özel timler oluşturulmak zorunluluğu vardır)" önerisinde bulundu.

Kütahyalı, "Eğer adalet sistemi ve polis teşkilatı kadınları bu pervasız şiddete, alçak cinayetlere, haysiyetsiz tecavüzlere karşı koruyamayacaksa, çok açık söylüyorum orada 'ihkak-ı hak' doğar" ifadesini kullandığı yazısında Türkiye'de eşinden, babasından ya da ailesinden şiddet gören, onuru kırılan, haysiyetine saldırılan kadınların sığınacağı limanların yok denecek kadar az olduğunu vurguladı.

'ZULÜM GÖRMÜŞ KADINLAR ÇARESİZ'

"Kadın dayanışma örgütlerinin de maalesef bir caydırıcı işlevi yok. Sosyal ve ekonomik yaptırım gücü yok. Zulüm görmüş kadınlar çaresiz. İşte bu çaresizliği gören, bilen, hisseden milyonlarca psikopat adam müsveddesi de bu durumdan hareketle -affedersiniz- her türlü şerefsizliği yapabiliyor" görüşünü dile getiren Kütahyalı, şöyle devam etti:

"Çünkü yapılan her türlü alçaklık, yapan adamların yanına kâr kalıyor bu ülkede. Türk savcı ve hâkimlerinin geçmiş sicili bu konuda berbat kere berbat. İster dindar ister laik kadınlar tarafından kurulmuş derneklerin rakamlarına bakın, birbirine zıt görüşten de olsa tüm kadınlar mevcut Türk adlî işleyişinden çok ama çok şikayetçi.

Sadece kadınlar değil tüm erkekler de, insan olan herkes bu durumdan şikayetçi olmak ve isyan etmek zorunda bence; aksi halde 'insanlık' denen bir ortak değerimiz yok demektir. Bir dindar sadece dindar olduğu için zulüm gördüğünde ya da bir faşist, dindarlara 'bidon kafalı' dediğinde hep birlikte karşı çıkacak erdem düzeyine geldik.

Eski Türkiye'de bu alçaklıklar, yapanların yanına kâr kalıyordu, şimdi kolay kolay kalmıyor. Eski Türkiye'nin kafaları bu haklı tepkilerden rahatsız da olsa artık o dönem geride kalıyor. Fakat kadınlar konusunda, bir kadına yalnızca kadın olduğu için saldırıldığında, tecavüz edildiğinde ya da namus bahanesiyle öldürüldüğünde erkek/kadın herkesten aynı anda tepki çıkmıyor.

'ÖNLEMLER SERT ŞEKİLDE ALINMAK ZORUNDA'

Bugün resmi olarak her gün ortalama üç kadın -sadece kadın kimliğinden ötürü- öldürülüyor. Erkeğe karşı fiziken ve maddeten güçsüz ve aciz durumda olduğu için 'karşılığını veremeyecek, bedelini ödetemeyecek' durumda olduğu için öldürülesiye dövülen ya da katledilip cesedi bir köşeye atılan binlerce kimsesiz kadın var bugün Türkiye'de.

Kadınları koruyan güçlü, etkin ve operasyonel gücü olan bir kadın lobisi yok. Ancak erkek egemen medya bakışı tarafından 'dırdır eden kadınlar' olarak algılanan ve algılatılan kimi kadın girişimleri var. Bu onurlu girişimler ellerinden geleni yapıyorlar ama bir yere kadar."

Kütahyalı, hukuk camiasında bu konudaki duyarlılığın eskiye oranla artsa da hala çok düşük olduğunu söyledi. Kadın hakim ve savcı sayısının da çok kısıtlı olduğunu belirten Kütahyalı, "Yasalar da yetersiz, ama var olan olumlu yasalar bile adaleti temin için kuvvetle işletilmiyor. Yüzü dağıtılmış bir kadını bile o itliği yapan kocasıyla 'barıştırma' eğiliminde olabiliyor kimi Türk güvenlik yetkilileri" diye yazdı. Kütahyalı, sözlerini şöyle noktaladı:

"Oysa tam aksine adliye aşamasına gelmeden işlevsel bir vicdanlılıkla hareket edecek, bu saldırıları yapan namussuzlara karşı caydırıcı davranacak emniyet güçleri bile 'kadınlara yönelik şiddet' meselesinde bir ilerleme sağlar.

Durum acildir. Adlî ve kolluk önlemleri derhal ve sert şekilde alınmak zorunda. Eğer bu sert ve radikal önlemler alınmazsa kadınların misilleme hareketlerine girişmesi kaçınılmaz olur."

'BU TİPLER KADINA ŞİDDETE KARŞIYMIŞ'

Rasim Ozan Kütahyalı, yazısını kişisel Twitter hesabında da paylaştı. "Medyanın çok büyük çoğunluğu kadına şiddet meselesinde asla namuslu değil" diyen Kütahyalı, "Türk medyası kadın döven erkeklerle dolu. Karısının kafasını duvara çarpanlar, golf sopasıyla kadın dövenler, her türden rezalet var. Bu tipler kadına şiddete karşıymış. Haydi oradan" ifadesini kullandı.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER