Ölüm sana yakışmadı! Belkıs SARAÇOĞLU yazdı

Ölüm sana yakışmadı! Belkıs SARAÇOĞLU yazdı

GEÇ tanıdım. Çabuk kaybettim. Sahibi olmaktan gurur duyduğum ORTADOĞU Gazetesi’nde adının Yazı İşleri Müdürü ve Ankara Temsilcisi olarak yer alması kendisini tanıdığım her geçen gün bu gururumu daha da artırdı.

Çok iyi gazeteciydi Taki Doğan.

Şahsen tanıdıklarımın en iyilerindendi. Yazıları yol göstericiydi. Haftanın 7 günü yazardı. Hakaretsiz eleştiri yapılabileceğini gösterirdi. Eleştirirken doğrusunun ne olacağını satırlarının arasında mutlaka belirtirdi. Giremeyeceği yer, konuşamayacağı kişi, ulaşamayacağı makam yoktu. Gazetemin büyük gücüydü; tek başına bir ordu gibi... Böyle bir gazeteciyi, temsilcimi, yazı işleri müdürümü kaybettim işte ben. Kolum kanadım kırıldı sanki.

Çok iyi insandı Taki Doğan.

Bazı özelliklerini sonradan öğrendim. Yardımseverdi. Bunların bilinmesini istemediği için ben de anlatmayacağım. Hele gençlere ayrı bir ilgisi vardı, “Onlar bizim geleceğimiz” der, elinden geldiğince rehberlik etmeye çalışırdı.

Çok iyi dosttu Taki Doğan.

En sıkıntılı anlarımda içine doğarmış gibi telefonla arar, yarım saatte tüm sıkıntıları unuttururdu. En zorlu problemlerimin bile çözümünün olduğunu anlatır, sohbetini aralarına kattığı esprileriyle tatlandırırdı. Hele de kahkahası. Telefonu kapattığımda tünelin ucunda bir ışık olduğunu görürdüm sayesinde.

Çok iyi aile babasıydı Taki Doğan.

Cenaze töreni için gittiğim Ankara’da tanıdım sevgili eşi Deniz’i, biricik oğlu Yılda’yı, kardeşleri Atila ve Demet’i... Giderken böyle bir aileyle tanışma mutluluğuna eriştirdi beni; ne mutlu.

Farklı bir insandı Taki Doğan.

İşte onun içindir ki cenaze töreninde politikacılar da vardı, ünlü iş adamları da... Basın dünyasının tanınmış insanları da vardı, oturduğu sitenin görevlileri de... Hasta yatağından kalkmış, zorlukla yürüyebilen yaşlılar da vardı, gözleri yaşlı gençler de... Demek ki ölüm haberi ilk geldiğinde “Taki Doğan ölemez” diye düşünen sadece ben değilmişim. Demiş ya Cahit Sıtkı Tarancı bir şiirinde;

Kapımı çalıp durma ölüm, 
Açmam; 
Ben ölecek adam değilim. 

Alıştım bir kere gökyüzüne; 
Bunca yıllık yoldaşımdır bulutlar. 
Sıkılırım, 
Kuşlar cıvıldamasa dallarında, 
Yemişlerine doymadığım ağaçların, 
Yağmur mu yağıyor, 
Güneş mi var, 
Farketmeliyim 
Baktığım pencereden. 

Ya nasıl dururum olduğum yerde, 
Öyle upuzun yatmış, 
İki elim yanıma getirilmiş, 
Hareketsiz, 

 

Sükûta râmolmuş; 
Sanki devrilmiş bir heykel? 
Ellerim ne der sonra bana? 
Soğumuş kalbime ne cevap veririm? 
Utanmaz mıyım ayaklarımdan? 

Kalkmalıyım, 
Dolaşmalıyım, sokaklarda, parklarda. 
El sallamalıyım giden trenlere, 

Robenson'u düşünmeliyim, 
Garipliğini: 
Şükretmeliyim 
İnsanlar arasında olduğuma. 
Nedir ki eninde sonunda ölüm? 
Ayrı düşmek değil mi aşinalardan? 
Kapımı çalıp durma ölüm, 
Açmam; 
Ben ölecek adam değilim.

İşte bu şiir aklıma geldi; ölecek adam değildi sahiden de... Kabına sığmayan adamı Gölbaşı Mezarlığı’nda kabrine sığdırıp, son yolculuğuna uğurlarken... Toprağa verirken... Üstü örtülürken... Sevgili eşi Deniz’e sarılıp, gözyaşlarına ortak olurken... Kulaklarımdaydı o sözler: “Kapımı çalıp durma ölüm, Açmam; Ben ölecek adam değilim.” Sahiden de değildi. Şimdi beden olarak toprakta ama... Benim gözümde o da artık ölümsüzler arasında. Rahat uyu Taki Doğan. ORTADOĞU ailesinin kalbinde hep ‘Taki ağabeyleri’ olarak kalacaksın, Yazı İşleri Müdürü ve Ankara Temsilcisi olarak gönüllerimizde ebediyen yazılı olacaksın. Ölüm sana yakışmadı!

                                                                     

                                                                  BELKIS SARAÇOĞLU

Güncelleme Tarihi: 24 Mayıs 2019, 12:35
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER