Zengin Tarihi ve Kültürüyle Türkiye’nin Göz Bebeği Olan Hatay’ın Merkezinde Mutlaka Görmeniz Gereken Yerler

Anadolu’nun medeniyetler beşiği olmasında payı oldukça büyük olan Hatay’ın geçmişi MÖ 100 binli yıllara kadar uzanmaktadır. Kent, Paleolitik Çağ’dan itibaren günümüze dek sayısız medeniyete ev sahipliği yapmıştır.

Zengin Tarihi ve Kültürüyle Türkiye’nin Göz Bebeği Olan Hatay’ın Merkezinde Mutlaka Görmeniz Gereken Yerler

Anadolu’nun medeniyetler beşiği olmasında payı oldukça büyük olan Hatay’ın geçmişi MÖ 100 binli yıllara kadar uzanmaktadır. Kent, Paleolitik Çağ’dan itibaren günümüze dek sayısız medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Dört bir köşesinde tarihi kalıntıların bulunduğu Hatay merkez gezilecek yerler bakımından ziyaretçilerine birbirinden farklı alternatifler sunmaktadır. 1939 senesinde ülke topraklarına dahil edilen Hatay, günümüzde doğal güzellikleri, tarihi ve turistik destinasyonları ile yıl boyunca ziyaretçilerin ilgisini çekmektedir.

Hatay Arkeoloji Müzesi

Şehrin merkezinde yer alan Hatay Arkeoloji Müzesi, bölgenin geçmişine dair önemli eserlerin sergilendiği bir destinasyondur. Bünyesinde Antik Çağ’dan günümüze ulaşan eserlerin ve çok sayıda mozaik örneklerinin görülebildiği Hatay Arkeoloji Müzesi, 1948 senesinde ziyaretçilerini ağırlamaya başlamıştır. Dünyanın en büyük ikinci arkeoloji müzesi olarak olması ile de ön plana çıkmaktadır. Toplamda 35 bin eserin yakından görülebileceği müze, yıl boyunca ziyarete açıktır.

Saint Pierre Kilisesi

Hatay merkezde gezilecek yerler arasında bulunan Saint Pierre Kilisesi, Hristiyanlık tarihinin en eski ibadethanelerinden biri olarak gösterilmektedir. Kayaların oyulması ile inşa edilen kilisenin derinliği 13, genişliği ise ortalama 9 metredir. Hatay’daki ilk Hristiyanların gizli toplantılar düzenlemek amacıyla kullandığı kiliselerden olan Saint Pierre, sahip olduğu taban mozaikleri ve duvar boyamaları ile mimari açıdan etkileyici detaylar sunmaktadır.

Uzun Çarşı

Hatay’ın Yeni Camii Mahallesi sınırları içerisinde yer alan Uzun Çarşı, şehrin sembolik destinasyonlarından biridir. İpek Yolu’nun güzergahı üzerinde bulunması sebebiyle geçmişten günümüze dek kentin ticarî anlamda merkezi olma özelliği taşımıştır. Ne zaman yapıldığı tam olarak bilinmeyen Uzun Çarşı’nın bünyesinde pek çok han, cami ve hamam bulunmaktadır. Ortalama 3,5 kilometre uzunluğa sahip olan çarşı bünyesindeki dükkanlardan el sanatları ürünleri, giyim, süs eşyaları ve baharat çeşitleri alınabilmektedir.

Asi Nehri

Lübnan’da doğan ve Hatay üzerinden denize dökülen Asi Nehri, şehrin görülmesi gereken doğal güzelliklerinden biridir. Şehrin merkezini ikiye bölen nehir, sunduğu manzaranın yanı sıra çevresinde sıralanan kafe ve restoranları ile ünlüdür. Eski dönemlerde adı “Orontes” olan Asi Nehri, pek çok mitolojik efsaneye de konu olmuştur. Ters yöne doğru akıyor olmasından ötürü “Asi” olarak adlandırılan nehir, bölgenin tarım kapsamında gelişmesinde öncü olan faktörlerdendir.

Antakya Ulu Camii

Hatay şehir merkezinde konumlanan Antakya Ulu Camii, 18. yüzyıldan günümüze ulaşmıştır. Memlüklüler tarafından yapılmasına karşın cami ağırlıklı olarak Selçuklu mimarisine özgü özellikler göstermektedir. Şehrin en büyük camisi olarak nitelendirilmektedir. Birçok kez restore edilen Antakya Ulu Camii, günümüzde ziyarete ve ibadete açık durumdadır.

Habib-i Neccar Camii

Hatay’da daha önce inşa edilen Roma dönemine tarihlenen bir tapınağın üzerine yapıldığı bilinen Habib-i Neccar Camii, 7. yüzyıldan günümüze ulaşmıştır. Anadolu toprakları üzerinde inşa edilen ilk cami olma özelliği taşımaktadır. Avlusunda 19. yüzyılda yapılmış olan şadırvan bulunmaktadır. Büyük bir taç kapıdan girilen caminin ortasında ise kitabesi yer almaktadır. Minaresinin her iki tarafında ziyarete açık olan Yahya ve Yunus türbeleri bulunmaktadır.

Antakya Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Müzesi

Antakya Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Müzesi, 19. yüzyılda yöre mimarisine uygun bir şekilde inşa edilmiş iki katlı bir bina üzerinde hizmet vermektedir. Hatay çevresi başta olmak üzere Türkiye’nin genelinde tespit edilmiş 280 tür tıbbi ve aromatik bitkinin ziyaretçiler ile buluştuğu müzede bölgenin tarihi ile ilgili detaylar da görülebilmektedir. Türkiye’de hizmete girmiş ilk tıbbi ve aromatik bitki müzesi olma özelliğine sahiptir. Müzeyi ziyaret edenler tilki üzümü, fesleğen, defne, meyan kökü ve hatmi gülü gibi bitkiler ve bunlardan yapılan yağlar hakkında bilgi sahibi olabilmektedir.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER