ABD’de siyasi otorite ile merkez bankası arasındaki gerilim yeni bir boyuta taşındı. ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell, Adalet Bakanlığı tarafından cezai iddianame tehdidiyle karşı karşıya bırakıldığını açıkladı. Powell’ın kamuoyuna bir video mesajla seslenmesi, Fed tarihinde benzeri görülmemiş bir adım olarak değerlendirildi. Powell, Adalet Bakanlığı’nın Fed’in Washington’daki tarihi binalarının yenilenmesine ilişkin yaklaşık 2,5 milyar dolarlık restorasyon projesini gerekçe göstererek kendisine “büyük jüri celbi” gönderdiğini duyurdu. Söz konusu soruşturmanın, geçen yıl Senato Bankacılık Komitesi’nde bu projeyle ilgili verdiği ifadeler üzerinden yürütüldüğünü belirtti.
Ancak Powell, asıl meselenin restorasyon projesi değil, Fed’in faiz politikaları olduğunu savundu. Powell, “Cezai suçlama tehdidi, Fed’in faiz oranlarını siyasi tercihlere göre değil, ekonomik verilere ve halkın çıkarına göre belirlemesinin bir sonucudur” ifadelerini kullandı. Fed Başkanı, hukukun üstünlüğüne saygı duyduğunu vurgularken, yaşanan sürecin merkez bankasının bağımsızlığına yönelik bir baskı unsuru olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Powell, para politikasının siyasi yıldırma ya da baskılarla değil, ekonomik gerçeklerle şekillenmesi gerektiğinin altını çizdi.
“Gitmiyorum” mesajı
Dört farklı yönetim döneminde görev yapan Jerome Powell, üzerindeki baskılara rağmen görevinden ayrılmayacağını açıkça ifade etti. Kamu hizmetinin zaman zaman tehditler karşısında dik durmayı gerektirdiğini söyleyen Powell, Fed’in fiyat istikrarı ve maksimum istihdam hedefleri doğrultusunda yoluna devam edeceğini belirtti. Bu açıklama, piyasalara Fed’in bağımsızlığına dair güçlü bir mesaj olarak yorumlandı. Yaşanan gelişmeler, küresel ölçekte “kurumsal çöküş” ve merkez bankalarının siyasi baskı altına alınması tartışmalarını yeniden alevlendirdi.