Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon sözcüsü Türki al-Maliki, al-Zubaidi'nin bilinmeyen bir yere kaçtığını ve yerinin tespit edilemediğini açıkladı. Gelişme, Yemen'deki karmaşık iç savaşta yeni bir kriz döneminin başlangıcı olarak değerlendiriliyor ve Körfez ülkeleri arasındaki ittifakı ciddi şekilde sarsmış durumda.
Güney Geçiş Konseyi (STC) liderinin kaybolmasının ardından Yemen'in Suudi Arabistan destekli Başkanlık Konseyi, al-Zubaidi'yi üyelikten çıkardı ve yüksek ihanet suçlamasıyla savcılığa sevk etti. Konsey başkanı Reşad al-Alimi tarafından çarşamba günü yayınlanan kararnameye göre, al-Zubaidi'ye yöneltilen suçlamalar arasında ülkenin siyasi ve askeri durumuna zarar vermek, silahlı bir grup oluşturmak ve sivillere yönelik ciddi ihlaller bulunuyor. Bu gelişme, on yıldır süren Yemen iç savaşında yeni bir dönüm noktası olarak tarihe geçti.

Suudi Arabistan ile BAE arasında derin çatlak
Al-Zubaidi'nin Riyad'a gitmemesi, Yemen'de Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) arasındaki anlaşmazlığın derinleştiğini gösteriyor. Aralık ayında patlak veren çatışmalar, başlangıçta İran destekli Husiler'e karşı kurulan koalisyonu parçalamış durumda. BAE destekli STC, geçen ay Hadramut ve Mahra eyaletlerinde kontrolü ele geçirmiş, bu iki eyalet Yemen topraklarının neredeyse yarısını oluşturuyordu. Ancak Suudi Arabistan destekli hükümet güçleri, hava saldırılarıyla bu bölgeleri geri aldı.
Koalisyon sözcüsü al-Maliki'nin açıklamalarına göre, 6 Ocak'ta STC heyetini taşıyan uçak üç saatten fazla gecikmeli olarak kalktı ancak al-Zubaidi uçakta değildi. Bu gecikme sırasında istihbarat raporları, al-Zubaidi'nin Aden'den büyük bir askeri gücü zırhlı araçlar, savaş araçları ve silahlarla birlikte hareket ettirdiğini gösterdi. Bu güçler gece yarısı Dhale eyaletine doğru ilerlemeye başlayınca, koalisyon güçleri sınırlı önleyici hava saldırıları düzenledi.
Aden'de kontrol mücadelesi devam ediyor
STC, al-Zubaidi'nin kaybolduğu iddialarını reddederek liderin Aden'de olduğunu ve görevlerini sürdürdüğünü açıkladı. Ancak Suudi destekli güçlerin Aden'e doğru ilerlemesiyle birlikte bölgede yoğun çatışmalar yaşandı. Yemen hükümeti yetkilisinin anonim olarak verdiği bilgiye göre, STC güçleri Aden'in tüm bölgelerinden çekildi ve hükümet güçleri uluslararası havalimanının kontrolünü ele geçirdi. Başkanlık sarayı da hükümet güçlerinin eline geçti.
STC yetkilileri Suudi Arabistan'dan hava saldırılarını durdurmasını talep ederken, Riyad'daki heyetleriyle irtibatlarını kaybettiklerini belirttiler. Grubun üst düzey yetkilisi Amr Al Beidh, Aden'in hala kontrolleri altında olduğunu savunsa da, sahada yaşanan gelişmeler farklı bir tablo çiziyor. Ayrılıkçı yönetim, akşam 9'dan sabah 6'ya kadar sokağa çıkma yasağı ilan ederek durumun ciddiyetini ortaya koydu.
Körfez'de güç dengelerinin yeniden şekillenmesi
Yemen'deki bu kriz, Körfez bölgesinin en güçlü iki ülkesi arasındaki rekabeti gün yüzüne çıkardı. BAE, son yıllarda Orta Doğu ve Afrika'da iddialı bir dış politika izleyerek kendi nüfuz alanını genişletmeye çalışıyor. Bu strateji, özellikle Yemen'de Suudi Arabistan ile nadiren yaşanan askeri gerilim sonrasında daha fazla dikkat çekmeye başladı. Analistler, Suudi Arabistan'ın al-Zubaidi'nin altından halıyı çekmeyi başardığını ve başkanlık konseyindeki bazı önemli ortaklarını kendisinden ayırdığını belirtiyor.
Matthew Bryza, STC'nin danışmanı olarak, al-Zubaidi'nin Riyad'a gitmekten kaçınmasının sebebinin gözaltına alınma korkusu olduğunu söyledi. Bryza'ya göre, STC üyelerinin Riyad'da gözaltına alındığı iddiaları, gerçek anlamda bir müzakere için tarafsız bir mekânda görüşme yapılması gerektiğini gösteriyor. Bu durum, Yemen'de kalıcı barışa ulaşma çabalarının ne kadar karmaşık olduğunu ve Körfez ülkeleri arasındaki çıkar çatışmalarının çözüm sürecini nasıl engellediğini ortaya koyuyor.
Husi kontrolündeki kuzey ve bölgesel dengeler
Yemen'deki bu iç çekişmeler yaşanırken, ülkenin kuzeyinde İran destekli Husiler hala baskın askeri güç olmaya devam ediyor. Husiler 2014 yılında başkent Sana'yı ele geçirmiş ve Körfez ülkeleri ertesi yıl uluslararası tanınırlığa sahip hükümeti desteklemek için müdahale etmişti. Ancak on yılı aşan bu müdahale, Yemen'i rakip kontrol bölgelerine böldü ve ülkeyi dünyanın en kötü insani krizlerinden birinin yaşandığı bir bölge haline getirdi.
Suudi Arabistan ve BAE arasındaki mevcut gerilim, başlangıçta Husilere karşı kurulan koalisyonu zayıflatıyor ve Yemen'in geleceği konusunda belirsizliği artırıyor. Uzmanlar, Körfez ülkelerinin bölgedeki çıkarlarını dengelemekte zorlandığını ve bu durumun Yemen halkı için daha fazla acıya yol açtığını vurguluyor. Al-Zubaidi'nin kaderi ve Suudi-BAE ilişkilerinin geleceği, önümüzdeki günlerde Yemen'deki durumun seyrini belirleyecek kritik faktörler olarak öne çıkıyor.