NEFESLER tutuldu. Malum ilan edilecekti. Ama beklenti yüksekti. Kolay değil, dünyanın önde gelen şehirlerinden İstanbul’u yönetecek kadro açıklanacaktı. Karadeniz’den Ege’ye, Avrupa’dan Asya’ya 25 milyonluk sirkülasyonuyla 100 ülkeden daha büyük şehir. Kültürü, sosyal pozisyonu, turizmi, çağ değiştiren tarihi ve ekonomisiyle, Türkiye bütçesinin yüzde 70’ne bedel dev metropol. Her 5 oydan birini kapsayan İstanbul, aslında Türkiye yansıması. Ağrı’dan Edirne’ye, Sinop’tan Çukurova’ya uzanan toplumun buluştuğu, taşı toprağı altın bu şehrin adaylığı AK Parti iktidarının ikinci adamına teslim edildi.

Kuruluşundan bu yana Tayyip Erdoğan’dan sonra birçok ikinci adam konumundaki isimle tanıştık. Gelinen noktaya bakın ki, 50 yıllık dava arkadaşlığı, dostluk, bu işbirliğinde yine buluştu. İkisi de Kasımpaşalı, ikisi de aynı yaşta. Nüfusta bir yaş küçük görünen Yıldırım, okumak için geldiği İstanbul’da ortaokul döneminden bu yana tanıştığı, hiç tartışmadığı Erdoğan’la süregelen birliktelikleriyle iktidar partisinin ikinci adamı unvanına yerleşen siyasi bir şahsiyet. Aday tanıtım toplantısında ismi açıklandığında tanıtım filmini izlerken hem kendisine güldü hem de ağlamaklı oldu.

Dava arkadaşı

1994 yılında İDO genel müdürüyken devlet yönetiminde buluştu yolları Erdoğan’la... Aradan geçen 25 yıl içinde basamakları birer birer çıkarak bu noktaya geldiler. İstanbul öylesine önemli bir şehir ki, Cumhurbaşkanı Erdoğan, bakanlık, başbakanlık, AK Parti genel başkanlığı ve TBMM başkanlığı görevini üstlenen en yakın dava arkadaşını bu göreve aday gösterdi. Riske gerek olmayacak, mutlaka kazanılması gerekecek bu yarış için Yıldırım ne itiraz etti, ne de tereddüt gösterdi. Protokolsüz bir protokol adamı Binali Yıldırım. Partisinin ve dava arkadaşının her sürdüğü hamlede koşulsuz adım attı. İzmir’den aday oldu. Kazanamadı ama partisinin oyunu yükseltti.

Ahmet Davutoğlu’nun görevlendirilmesi döneminde gönül koymadı. Bir yurt dışı seyahati öncesi Başbakan Davutoğlu’nun yanında yer alması unutulunca basın mensuplarının yanına gelerek oturdu. Ona da ses çıkarmadı. Bir bürokrat değil, acil çözüm bulan bir teknisyen düşüncesiyle hareket etti. Bir Hamburg seyahatinde inşaa edilen RoRo gemisinin suya indirim merasimindeydik. Ulaştırma Bakanı olarak gelen Yıldırım için Almanlar resmi tören düzenlemiş, kırmızı halı serilmiş, bandoyla karşılanmıştı. O esprili ve kinayeli olmayan yapısıyla, ‘Üniversiteyi bitirdiğimde staj için bu tersaneye gelmiştim. Bana ne iş vermiştiniz ne de staj imkanı. Şimdi bakan olarak resmi törenle karşılıyorsunuz. Bu bana yeter’ diye konuşması heyeti hayranlığa sevk etmişti. Son Başbakan olarak yeni sisteme geçildiğinde, ‘Koltuk elimizde kaldı. Dükkan kapandı’ esprisiyle tevazusunu göstermişti.

O motivasyonu bulur

Bunca yıllık iktidar döneminde birçok ikinci adam Erdoğan’ın yanındaydi. Ama en zor durumlarda partisinin, liderinin cankurtaranı oldu. Yıldırım’ı tanıtmaya gerek yok. Bir şöhreti var. Ancak tevazu sahibi olması, iddiasız iddialı yaptırımları, esprili yaklaşımı, toplumun her kesimiyle ilişki kurması elbette onu ayrıcalıklı kılıyor. Bunca kıdemi ve olgun yaşıyla İstanbul yarışı için ne kadar enerjisi var, ne kadar motivasyon içinde tartışması yapılabilir. Ama Yıldırım bir görev adamı. Hele de Sayın Erdoğan gibi bir liderin direktifi olursa o enerjiyi de o motivasyonu da bulur, eksiksiz yerine getirir. Bir seçim gezisinde Refahiye’nin köyündeki evine gitmiştik. O evde bakan gibi değil, vatandaş gibi bahçesinin sedirinde uzanarak oturup bir gün geçirdik. Hatta akşam vakti geldiğinde şoförünü çağırıp, ‘Al bu Taki’yi gezdir.

Onun istediği şey buralarda yok. Yan köylerde bulursunuz’ diyerek kerahat vaktini tahmin etmişti. İnsanların tercihlerine saygı gösteren Yıldırım dün de Fatih Sultan Mehmet ile başlayıp, Mimar Sinan ve Atatürk’ün kurtarıcılığını hatırlatıp Erdoğan’ın yapılaştırdığı İstanbul tarifini yaparken yine kucaklayıcıs ve renkliydi. Yıldırım iki numaralı devlet adamlığından, İstanbul’la protokoldeki 4 numaraya düşmesini sorun yapmaz. Ama TBMM Başkanı olarak adaylık çalışmaları kendisi için de sorun olacaktır. Her ne kadar TBMM Başkanlığı’nın getireceği avantaj ve olanaklar kullanmaz, tevessül de etmez. Ama bir sorun olarak karşısındadır. Yıldırım İstanbul için önemli bir aday. Karşısında genç, sempatik, kendisini kanıtlamış bir rakiple mücadele edecek. İlçe kadrosuna baktığımızda Yıldırım’ın birlikte çalışacağı adeta şube müdürü pozisyonunda olacak isimleri görüyoruz. AK Parti ikinci adamını aday göstererek ya İstanbul ya da İstanbul vazgeçilmesiyle hareket etmiştir.