Almanya'nın eski Başbakanı Angela Merkel, aşırı sağcı Almanya için Alternatif Partisi'nin (AfD) Saksonya-Anhalt eyaletindeki seçim başarısına ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. 2005-2021 yılları arasında Almanya Başbakanı olarak görev yapan ve eski Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) Genel Başkanı olan Merkel, seçimlerde ortaya çıkan tabloyu "şok edici" olarak nitelendirdi.
"ALMANYA İÇİN GERÇEK BİR DÖNÜM NOKTASI"
Köln'de düzenlenen bir etkinlikte konuşan Merkel, AfD'nin elde ettiği sonuç ve CDU'nun yaşadığı ağır oy kaybından duyduğu üzüntüyü dile getirdi. Merkel, yaşanan gelişmeyi Almanya Federal Cumhuriyeti tarihi açısından "gerçek bir dönüm noktası" olarak değerlendirirken, bir CDU üyesi olarak "kalbinin kan ağladığını" söyledi.
DEMOKRATİK PARTİLERE İLETİŞİM ÇAĞRISI
Eski Almanya Başbakanı, seçim sonuçlarının ardından demokratik partilerin vatandaşlarla kurduğu iletişimin değişmesi gerektiğini savundu. Seçmenlerle kişiselleştirilmiş ve daha doğrudan iletişimin geçmişe kıyasla çok daha önemli hale geldiğini belirten Merkel, siyasi partilerin vatandaşlara bulundukları mecralarda ulaşması gerektiğini ifade etti.
AFD'NİN SOSYAL MEDYA GÜCÜNE DİKKAT ÇEKTİ
Merkel, AfD'nin özellikle TikTok gibi sosyal medya platformlarındaki güçlü görünürlüğüne de dikkat çekti. Demokratik partilerin bu alanları görmezden gelemeyeceğini belirten Merkel, seçmenlere ulaşmak için yeni iletişim yöntemlerine uyum sağlanması gerektiğini söyledi. AfD'nin yükselişine karşı elinde kesin bir çözüm bulunmadığını da ifade eden Merkel, geçmişte olduğu gibi tek bir merkezden hazırlanan sloganlarla bütün seçmenlere ulaşmanın artık yeterli olmadığını vurguladı.
"GERÇEKLERİN YERİNİ DUYGULAR ALMAMALI"
Merkel'in üzerinde durduğu bir diğer konu ise siyasette gerçeklerin yerine duyguların öne çıkması oldu. Saksonya-Anhalt'taki ekonomik göstergeleri örnek gösteren Merkel, işsizliğin azalmasına ve bireysel refahın artmasına rağmen seçmen algısının farklılaşabildiğine işaret etti. İnsanların ortak gerçekler üzerinde uzlaşabilmesinin önemini vurgulayan Merkel, duyguların gerçeklerin önüne geçmesinin ve gerçeklerin temel referans noktası olmaktan çıkmasının medeniyet açısından geriye gidiş anlamına geleceği uyarısında bulundu.
