Dünya Türkiye’nin Orta Afrika’daki yükselen etki mücadelesini dikkate almalı

Son zamanlardaki gelişmeler Türkiye’nin sessiz ve sedasız bir şekilde Orta Afrika Cumhuriyeti’nde etki alanı yarattığını gösteriyor.

Dünya Türkiye’nin Orta Afrika’daki yükselen etki mücadelesini dikkate almalı

European Eye on Radicalization (EER Stratejik)Araştırma tarafından yayımlanan analizde  Orta Afrika Cumhuriyeti, adı dünya gündeminde çok sık görülmeyen ve denize kıyısı olmayan bir ülkedir. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Türkiye’nin çeşitli devlet kurumları bir süredir sessizce ve özenle Orta Afrika Cumhuriyeti halkına ulaşıyor ve onlara desteklerde bulunuyor. Dünya birçok alanda olduğu gibi burada da etkin olmaya çalışan bir Türkiye görmemek için Türkiye’nin Orta Afrika Cumhuriyeti’ndeki etki mücadelesini dikkate almalıdır.

Ülke genelinde iç çatışmalar ve dış müdahaleler nedeni ile yıkılan 400’den fazla cami Türkiye tarafından yeniden elde geçiriliyor. Bu durum Türkiye’yi ülkenin Müslümanlarına sevdirdi. Eylül 2014’te Erdoğan, 12.000 kişilik BM barışı koruma misyonunun bir parçası olarak Orta Afrika Cumhuriyeti’ne Türk askeri göndermeyi kabul etti. Burada bulunan Türk varlıkları barışı korumaya ek olarak, ayrıca ülkenin Müslüman toplumunun beklentileri ve günlük ihtiyaçları hakkında veri topluyor. Ayrıca ülkede güçlü bir merkezi hükümetin olmaması ve zayıf sınır güvenliği nedeniyle oluşan güvenlik kaygıları Türkiye’nin halk üzerindeki etkisini artırıyor.

Türkiye’nin Orta Afrika Cumhuriyeti’ndeki truva atı, başlangıçta Müslüman toplumdaki mağdurlara insani yardım olarak başladı. Bunların çoğu Türkiye’nin devlete bağlı üç kurumundan geldi: Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA), Türk Kızılayı ve Türkiye Diyanet Vakfı olan TİKA.

Türkiye bu kurumları aracılığı ile komşu Kamerun’da yaşayan yerinden edilmiş 5.855 aileye 50 ton temel gıda malzemesi ulaştırdı. Çocuklara Türkiye Cumhuriyeti’nin kırmızı bayrağı ve beyaz hilaliyle süslenmiş hediyeler verdi. Bu arada Türk Kızılayı, çatışma nedeniyle bölünmüş Müslüman ailelerin yeniden bir araya gelmesine yardım etti.

George Mason Üniversitesi’nin uzmanları Türkiye’nin buradaki çalışmalarını şu şekilde özetliyor:“Orta Afrika Cumhuriyeti’nde gördüklerimiz, dünyanın Suriye’de gördüğü benzer aşamaları izliyor. Başlangıçta, Türkiye’nin Suriye’deki erişimi tamamen insani temelliydi, ancak daha sonra ikinci aşamaya dönüştü ve Türkiye etkisini artırdı.”

Washington DC’deki EER uzmanları ise;

“Erdoğan, bu tür krizleri özellikle İslamcı ve milliyetçi bileşenlerden gelen siyasi desteği için bir güçlendirici olarak kullanıyor ve kendisini Müslüman dünyasının güçlü bir adamı ve lideri olarak konumlandırıyor.” şeklinde özetliyor.

Libya savaşı 2011’de başladığında; Libya süreci ABD, İngiltere ve Fransa tarafından yönetiliyordu. Ankara ve Moskova’nın buradaki süreçle hiçbir ilgisi yoktu. Ancak şu anda ülkenin ana oyuncuları konumundalar. Libya gibi, Orta Afrika Cumhuriyeti de önceden Fransızlar için ve daha yakın zamanda Putin için oyun alanı olan bir ülkeydi. Fakat son zamanlardaki gelişmeler Türkiye’nin sessiz ve sedasız bir şekilde burada etki alanı yarattığını gösteriyor.

Şu anda bölgede etki alanı daha yüksek olan Putin; Erdoğan ve Fransa Cumhurbaşkanı Emanuel Macron arasında bir seçim yapmak zorunda kalırsa, Putin kesinlikle hem Libya’da hem de Suriye’de daha önce birlikte çalıştığı Erdoğan’ı seçecektir.

İki adam, her iki ülkeyi de etki alanlarına böldü ve diğer tüm oyuncuları ortaklaşa dışarı itti. Orta Afrika Cumhuriyeti’nde siyasi olarak yarışan taraflar arasında Putin’in Touadera’yı, Erdoğan’ın Seleka’yı desteklediği düşünülürse Orta Afrika Cumhuriyeti’nde de Suriye-Libya senaryosunun tekrarlandığını görebiliriz.”

Kaynak:M5

Güncelleme Tarihi: 07 Haziran 2021, 00:01
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER