İstanbul
Parçalı bulutlu
14°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Ortadoğu Gazetesi DÜNYA "Dünyanın en çirkin şehrine" turist akını!

"Dünyanın en çirkin şehrine" turist akını!

Charleroi, “dünyanın en çirkin kenti” algısını tersine çevirerek terk edilmiş sanayi yapılarıyla dikkat çeken alternatif bir turizm merkezine dönüştü. Urbex akımı ve Nicolas Buissart’ın turları, şehrin endüstriyel mirasını ilgi çekici bir deneyime dönüştürüyor.

Belçika’nın Charleroi kenti, yıllar önce “dünyanın en çirkin şehri” olarak anılmasıyla gündeme gelmişti. Ancak bu olumsuz imaj, beklenmedik bir şekilde turistik bir fırsata dönüştü. Nicolas Buissart adlı girişimci, başlangıçta bir şaka olarak başlattığı rehberlik faaliyetini bugün uluslararası ilgi gören özgün bir turizm projesine çevirmiş durumda. Yaklaşık 15 yıldır düzenlediği turlarla ziyaretçilere, şehrin terk edilmiş sanayi alanlarını farklı bir perspektifle keşfetme imkânı sunuyor.

Kapitalizmin Ardında Kalan İzler

Valonya bölgesinin geçmişte büyük bir refah yaşadığını hatırlatan Buissart, bugünkü manzarayı şu sözlerle özetliyor: “Kapitalizm geride çok fazla atık bırakıyor.” Ona göre bugün turistlerin ilgisini çeken bu yapılar, aslında geçmişin ekonomik modelinin somut kalıntıları. Ziyaretçiler de tam olarak bu “izleri” görmek için Charleroi’ye akın ediyor.

Urbex Trendi Küresel İlgi Görüyor

Son yıllarda hızla yayılan “urbex” (urban exploration) akımı, terk edilmiş yapıların keşfini adeta bir turizm trendine dönüştürdü. Kırık camlar, çökmüş tavanlar ve grafitiyle kaplı duvarlar; fotoğrafçılar, içerik üreticileri ve macera arayan gezginler için eşsiz bir görsel şölen sunuyor. Tura katılan Veronique Moussu, bu atmosferi şu sözlerle anlatıyor: “Burada gerçekten hoşuma giden bir estetik var.” Işık ve gölgenin yarattığı kontrast ile sokak sanatı, bu alanlara farklı bir anlam kazandırıyor.

Kömürden Turizme Uzanan Yolculuk

Bir zamanlar kömür madenciliğinin kalbi olan Charleroi, son madenin kapanmasının üzerinden 40 yıldan fazla zaman geçmesine rağmen hâlâ yeni bir kimlik arıyor. Günümüzde şehir, özellikle Ryanair’in önemli merkezlerinden biri olan havalimanıyla dikkat çekiyor. Bu durum, şehre gelen turist sayısının artmasına da katkı sağlıyor.

“Ölü Ama Etkileyici” Mekanlar

Turun en dikkat çekici duraklarından biri, 1930’larda inşa edilen ve bugün grafiti sanatçılarının uğrak noktası haline gelen Solvay Havuzu. Bir zamanlar işçilere hizmet eden bu tesis, şimdi çökmüş çatısı ve parçalanmış zeminiyle doğanın etkilerine terk edilmiş durumda. Bir diğer durak ise paslanmaz çelik üretimi için kullanılan devasa depo. Eskiden ArcelorMittal’e ait olan bu tesis, yaklaşık 15 yıldır atıl halde bulunuyor.

Endüstriyel Miras Turizme Dönüşüyor

Yerel yetkililer, Charleroi’nin bu sıra dışı mirasını bir avantaja dönüştürmekte kararlı. Charleroi Turizm Ofisi Direktörü Valerie Demanet, “Bizi farklı kılan ve turist çeken şey tam da bu miras.” diyerek şehrin yeni vizyonunu net bir şekilde ortaya koyuyor. Bu yaklaşım, klasik turizm anlayışının dışına çıkarak alternatif deneyimlere olan talebin arttığını da gözler önüne seriyor.