Irak’ta faaliyet gösteren İran bağlantılı Şii milis grubu Kataib Hizbullah, Amerikalı gazeteci Shelly Kittleson’a ait olduğu belirtilen esaret görüntülerini yayımladı. Söz konusu videoda Kittleson’ın, Bağdat’taki ABD konsolosluğu adına bilgi topladığını söylediği görüldü. Ancak görüntülerin esaret altında kaydedilmiş olması nedeniyle açıklamaların hangi koşullarda yapıldığı ve ne ölçüde özgür iradeyi yansıttığına dair ciddi soru işaretleri bulunuyor.
Esaret videosunda öne çıkan sözler
Yayınlanan kayıtta Kittleson, kendisini tanıtarak şu ifadeleri kullandı: “Adım Shelly Renee Kittleson. Serbest çalışan bir gazeteciyim ve Amerikan vatandaşıyım. İtalya’da yaşıyorum. İngilizce, İtalyanca ve Arapça biliyorum. 2015’ten beri Irak’ta savaş muhabiri olarak çalışıyorum. Peşmerge ve Irak Silahlı Kuvvetleri ile temas halindeyim. Daha önce Afganistan, Ukrayna ve Suriye’de de çalıştım. 2025’te Suriye’de Amerikan subaylarından üç ay boyunca eğitim aldım. Ukrayna’da da aynı şekilde.”
Videodaki en dikkat çekici bölüm ise Kittleson’ın, ABD adına istihbarat niteliğinde bilgi topladığını öne sürdüğü kısım oldu. Kayıtta şu sözler yer aldı: “Bağdat’taki Amerikan konsolosu, bu yıllar boyunca benden Haşdi Şabi ve direniş grupları Kataib Hizbullah ve el-Nuceba hakkında ve özellikle de Kataib Hizbullah’ın Genel Sekreteri Ahmed el Hamidavi ve ismini hatırlamadığım diğer liderler hakkında bilgi istedi. Bilgi topladım ancak yeterli gelmedi ve daha fazlasını istediler. Son seyahatimde benden Irak halkının savaşa bakışına dair siyasi ve istihbari nitelikte bilgi istediler ve ben de bu konuda çalışmalar yaptım. Ayrıca direniş gruplarının dayandığı ve içinde liderlerin de bulunduğu taban üzerinde de çalıştım.”
Trump yönetimine yönelik sert ifadeler
Görüntülerde Kittleson’ın ABD Başkanı Donald Trump’a yönelik eleştirileri de dikkat çekti. Kayıtta şu ifadeleri kullandığı görüldü: “Amerikan vatandaşları olarak can güvenliğimiz, Trump yönetiminden önce daha iyi durumdaydı. Bağdat sokaklarında güvenlik refakatine ihtiyaç duymadan serbestçe dolaşabiliyorduk. Şimdi ise hayatlarımız tehdit altında ve bu tamamen Trump yönetimi ve aptalca politikalarının sonucu. Burada çalışan binlerce Amerikalı işlerini kaybetti ve ayrıldı. Amerika’da yaşayan aileleri ise geçinecek para bulamaz hale geldi. Bu tamamen Trump yönetimi ve aptalca politikalarının sonucu. Bu silahlı direnişin mensubu olan ve ülkelerini savunan cesur adamlardan beni serbest bırakmalarını talep ediyorum. Asla ülkelerine zarar verecek bir şey yapmayacağıma söz veriyorum. Bu cesur ve onurlu adamların bunu yapabileceğini biliyorum. Çünkü ben bir kadınım ve onlar kadınlara saygı duyuyorlar.”
Bu tür açıklamaların kaçırılma ve esaret koşullarında yapılmış olması, uluslararası kamuoyunda görüntülerin propaganda amacı taşıyabileceği yönündeki değerlendirmeleri de beraberinde getirdi. Özellikle Orta Doğu’daki vekalet savaşlarının derinleştiği bir dönemde, medya mensupları ile istihbarat faaliyetleri arasındaki çizginin tartışmaya açılması dikkat çekiyor.
Serbest bırakıldığı duyuruldu
ABD’nin 2009’dan bu yana yabancı terör örgütü olarak listelediği Kataib Hizbullah, bugün yaptığı açıklamada, yaklaşık bir hafta önce Bağdat’ta kaçırılan Kittleson’ın serbest bırakıldığını bildirdi. Açıklamada, gazeteciye Irak’ı derhal terk etmesi talimatı verildiği ifade edildi.
Kaçırılma anına dair ayrıntılar
On yılı aşkın süredir Orta Doğu’da çeşitli kurumlar için çalışan Kittleson, 31 Mart Salı günü Bağdat’ın merkezindeki yoğun bir caddede kaçırılmıştı. Üç üst düzey Iraklı yetkilinin aktardığına göre gazeteci zorla bir araca bindirilmiş ve hızla şehir dışına çıkarılmıştı. Irak güvenlik birimleri aracı otoyola kadar takip etmiş, kovalamaca sırasında şüphelilerin kullandığı araç takla atmıştı. Buna rağmen kaçıranlar, Kittleson’ı hurdaya dönen araçtan çıkarıp başka bir araca bindirerek izlerini kaybettirmişti. Iraklı yetkililer, olayla bağlantılı bir şüphelinin yakalandığını ve bu kişinin Kataib Hizbullah mensubu olduğunu açıklamıştı.
