Birleşik Krallık Deniz Ticaret Operasyonları (UKMTO) ve uluslararası deniz güvenliği ajanslarının verilerine göre, 5 Ekim ile 12 Ekim tarihleri arasında Hürmüz Boğazı ve çevresinde toplamda 14 saldırı, saldırı teşebbüsü ve kaçırma olayı gözlemlendi. Bu olaylar, bölgedeki deniz trafiğini ciddi şekilde tehdit ederken, deniz güvenliği açısından endişe verici bir durumu ortaya koyuyor.
İran’ın Artan Tehditleri
ABD'nin deniz ticaretine yönelik ablukasına karşı bir tepki olarak İran, Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiği üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya karar verdi. İranlı yetkililer, onaylamadıkları güzergahları kullanan gemilere yönelik tehditlerini artırarak, bu bölgelerdeki güvenlik ortamını daha da belirsiz hale getirmektedir. İran Devrim Muhafızları Ordusu Donanması, bu güzergahlardan geçiş yapan ticari gemilere karşı doğrudan bir hedef alındığını belirtiyor. Ayrıca, İranlı yetkililer, seyrüsefer ve kimlik tespit sistemlerinin kapatılması durumunda, bu güzergahlardan geçmeye çalışan gemilerin düşman olarak değerlendirileceğini ve bunların hedef alınacağını açık bir dille ifade etti. Bu durum, bölgedeki deniz trafiğinin tehdit altında olduğunu ve gerginliklerin artış göstermeyi sürdüreceğini göstermektedir.
ABD ile Yeniden Başlayan Savaşın Etkileri
UKMTO ve İran Devrim Muhafızları Ordusu'nun verileri, ABD ile İran arasında yeniden başlayan çatışmanın, deniz ticareti üzerindeki olumsuz etkilerini gözler önüne seriyor. Temmuz ayında savaşın yeniden alevlenmesi ile birlikte, ticari gemilere yönelik saldırılarda belirgin bir artış görüldü. Hürmüz Boğazı'nda geçiş kısıtlamalarının sertlaşmasıyla birlikte, yalnızca o ay içerisinde en az 12 gemiye saldırı düzenlendiği tespit edildi. Bu durum, bölgedeki deniz güvenliği konusunda kaygıların arttığını ve ticari yolların riskli hale geldiğini gösteriyor. Su yollarındaki bu yükselen tehlike, uluslararası ticaretin akışını da olumsuz etkileyebilir ve küresel piyasalarda dalgalanmalara yol açabilir.
Tanker ve Kargo Gemilerine Yönelik Saldırılar
Ağustos ayında özellikle BAE'nin Füceyre açıkları ve Umman'ın Sohar limanı yakınlarında, tankerler ve sıvı doğal gaz (LNG) taşımacılığı yapan gemilere yönelik yeni saldırılar gerçekleştirildi. Bu periyotta en az 10 gemi, füze ve kamikaze insansız hava araçları (İHA) ile hedef alındı. Saldırılardaki artış, bölgedeki deniz güvenliğini tehdit eden faktörlerin giderek daha da yoğunlaşıyor olabileceğini gösteriyor. Böylelikle, Hürmüz Boğazı üzerinde ticaret yapan ülkelerin, bu tehditle baş etme yöntemlerini yeniden gözden geçirmeleri gerekiyor. Olası bu saldırılara karşı alınacak önlemler, deniz ticaretinde yaşanacak olası aksaklıkların önüne geçilmesi açısından büyük önem taşıyor.
Son günlerde yaşanan artan gerginlikler, İran’ın ABD ve Körfez ülkelerinin yeni lojistik stratejilerine karşılık olarak askeri hamlelerini artırmasıyla daha da derinleşti. Eylül ayı, bu noktada dikkat çekici bir dönem oldu; zira İran, gemiden gemiye aktarma yöntemine uyguladığı saldırılarla dikkatleri üzerine çekti. Eylülde, toplamda 18 ticari gemi bu saldırılardan nasibini aldı. Özellikle bu dönemde, ABD ve müttefiklerinin büyük ham petrol tankerlerinden kaçınarak, küçük tankerlere yönelmesi ve bunları koruma altına alması, İran’ın askeri stratejisindeki değişimleri tetikledi.
ABD ve Körfez Ülkelerinin Stratejik Değişimi
Eylül ayının başlarında, ABD ve müttefikleri, dev ham petrol tankerlerinin Hürmüz Boğazı’nda hedef olma riskini azaltmak için, yeni bir lojistik strateji benimsedi. "Gemiden gemiye" olarak adlandırılan bu yöntem, küçük Gemini yerel limanlardan petrol taşıyarak daha güvenli bir bölgeye aktarıp, oradan büyük tankerlere yükleme yapmayı amaçlıyor. Bu yaklaşım, tankerlerin doğrudan transit geçiş sırasında maruz kaldıkları riskleri minimize etmeyi hedefliyor. Ancak bu taktik, bölgede artan gerginlikler nedeniyle pek çok sorunu da beraberinde getiriyor. Özellikle İran, bu taktiği yasa dışı petrol kaçakçılığı olarak nitelendirerek, cevapsız bırakmamaya kararlıdır. Böylece, Hürmüz Boğazı’nın stratejik kontrolü konusundaki gerilim de tırmanmış durumda. İki taraf arasındaki bu karşılıklı hamleler, uluslararası ticaretin seyrini de olumsuz etkileme potansiyeline sahip.
İran’ın Askeri Tepkisi ve Hedefleri
ABD ve Körfez ülkelerinin uyguladığı yeni stratejinin ardından, İran Devrim Muhafızları Ordusu, askeri taktiklerini güncelleyerek karşılık vermeye başladı. Bu hal, Basra Körfezi’nde meydana gelen çeşitli askeri olaylarla kendini gösteriyor. İran, küçük tonajlı tankerler ve ikmal gemilerini hedef alarak, bu taşımacılık sistemine darbe vurmayı amaçlıyor. ABD tarafından yönetilen bu yeni hemen geçiş düzeni, İran’a göre uluslararası hukuka aykırı bir durum oluşturmakta, bu nedenle bu durum karşısında sert önlemler almak gerekiyor. Özellikle, Ekim ayının ilk 12 gününde, 18’den fazla ticari gemi saldırıya uğramış durumda. Bu mekanizma, yalnızca askeri sürekli mücadele değil, aynı zamanda ticari deniz trafiğinde de önemli sorunlar yaratmaya başlayan bir gelişme.
Deniz Güvenliği ve Patlamalar
Ekim ayında yaşanan saldırılar, yetersiz güvenlik önlemleri ile birleşince, deniz güvenliğini tehlikeye atıyor. İran Devrim Muhafızları Ordusu, düşman gemilerinin "güvensiz" güzergahtan geçerek "yasa dışı" sevkiyat yaptığını iddia ederken, bu perspektifin sonucunda çeşitli patlamalar meydana geldiğini belirtiyor. Bu patlamaların çoğu, deniz mayınları ile çarpışmalar sonucunda gerçekleştirildiği bildiriliyor. Bu durum, özellikle Hürmüz Boğazı çevresinde deniz güvenliğinin ne denli kritik bir noktada olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Taraflar arasında yaşanan bu çatışmalar, bölgedeki ticaret suratında büyük kayıplar oluşturabilirken, petrol fiyatları üzerinde de olumsuz bir etki yaratabilir.
