Tahran başta olmak üzere 31 eyaletin çoğunda esnafın kepenk kapatması, geçmişten bugüne biriken toplumsal öfkenin bir yansıması olarak görülüyor. Devrim sonrası ilk büyük kırılma, zorunlu başörtüsü uygulamasına karşı kadınların başlattığı eylemlerle yaşandı. Ancak rejimin sert müdahalesiyle bastırılan bu hareketler, yerini 1999 öğrenci olaylarına ve 2009'da "Yeşil Hareket" olarak bilinen siyasi başkaldırıya bıraktı. Tartışmalı cumhurbaşkanlığı seçimleri sonrası milyonların "Oyum nerede?" sorusuyla sokağa döküldüğü 2009 olayları, İran siyasi tarihinde bir dönüm noktası oldu.
Ekonomik Krizlerden "Mahsa Amini" İsyanına
2017 ve 2019 yıllarında akaryakıt zamları ve hayat pahalılığı nedeniyle patlak veren gösteriler, protestoların karakterini değiştirdi. İşçi sınıfının ve dar gelirlilerin öncülük ettiği bu eylemler, rejimin en sert müdahalelerine ve internet kesintilerine sahne oldu. 2022 yılında ise Mahsa Amini'nin "ahlak polisi" nezaretinde hayatını kaybetmesi, "Kadın, Yaşam, Özgürlük" sloganıyla küresel bir harekete dönüştü. Zorunlu başörtüsü uygulamasına karşı başlayan bu isyan, kısa sürede rejim karşıtı kitlesel bir harekete evrildi.

2026: "12 Günlük Savaş" ve Devam Eden Grevler
İsrail ve ABD ile yaşanan kısa süreli çatışmaların ("12 Günlük Savaş") ardından, 2026 yılı İran için ekonomik yıkımın etkilerinin hissedildiği bir dönem oldu. Hızlı ekonomik gerileme ve alım gücünün düşmesi, esnafın ve işçi sınıfının tepkisini çekerken, yetkililerin "dış güçleri" suçlayan söylemleri değişmedi. İran sokakları, lidersiz ancak köklü bir protesto geleneğiyle siyasi ve ekonomik taleplerini dile getirmeyi sürdürüyor. Analistler, çözülemeyen temel sorunların protestoları besleyen ana kaynak olmaya devam ettiğini belirtiyor.
