İstanbul
Açık
15°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Ortadoğu Gazetesi DÜNYA Netanyahu Gazze'de neden ateşkes istemiyor?

Netanyahu Gazze'de neden ateşkes istemiyor?

Netanyahu'nun iktidarda kalması, ülke tarihindeki en sağcı koalisyon ortaklarının desteğine bağlı durumda. Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ve Maliye Bakanı Bezalel Smotrich gibi isimler, ateşkes anlaşmasına ve Filistinli tutukluların serbest bırakılmasına sert bir şekilde karşı çıkıyor. Bu isimler, Gazze'nin işgal altında kalmasını savunuyor.

İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu'nun ABD ziyareti ve Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeler, Gazze'deki ateşkes sürecinin geleceğine dair soru işaretlerini yeniden gündeme getirdi. Trump, görüşme sonrası Netanyahu'yu "kahraman" olarak nitelendirip plana tam uyum sağladığını belirtse de, Washington'daki bürokratlar sürecin yavaş ilerlemesinden rahatsızlık duyuyor. Analistler, Netanyahu'nun ateşkesin ikinci aşamasına geçmekte isteksiz davranmasının ardında stratejik ve siyasi gerekçeler olduğunu vurguluyor.

Ekim ayında devreye giren ateşkes planı, esir takası ve yardımların ulaştırılmasını öngörürken, ikinci aşamada Gazze'nin yönetimi için teknokrat bir "barış kurulu" oluşturulmasını hedefliyor. Ancak Netanyahu yönetimi, Hamas'ın tamamen silahsızlanması şartını öne sürerek bu aşamaya geçişi zorlaştırıyor. Al Jazeera'nin analizine göre, İsrail Başbakanı'nın mevcut durumu korumak istemesinin arkasında dört temel neden yatıyor.

Sağ Kanat Koalisyonunun Baskısı

Netanyahu'nun iktidarda kalması, ülke tarihindeki en sağcı koalisyon ortaklarının desteğine bağlı durumda. Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ve Maliye Bakanı Bezalel Smotrich gibi isimler, ateşkes anlaşmasına ve Filistinli tutukluların serbest bırakılmasına sert bir şekilde karşı çıkıyor. Bu isimler, Gazze'nin işgal altında kalmasını savunuyor.

Savunma Bakanı Israel Katz da Batı Şeria'daki yerleşim yerlerinin genişletilmesi töreninde yaptığı konuşmada, İsrail güçlerinin Gazze'de kalacağını ve bunun yeni yerleşimlerin önünü açacağını ifade etti. Katz, daha sonra bu sözlerini geri alsa da, koalisyon içindeki hakim görüşün ateşkesin ruhuna aykırı olduğu gözlemleniyor.

Uluslararası Güç İstemiyor

Ateşkes planının öngördüğü uluslararası güvenlik gücü, İsrail ordusunun Gazze'deki operasyonel özgürlüğünü kısıtlama potansiyeli taşıyor. 10 Ekim'de ateşkesin başlamasından bu yana bölgede 400'den fazla kişinin hayatını kaybettiği bildiriliyor. İsrail, uluslararası bir gücün varlığının, Hamas kalıntılarına yönelik nokta operasyonları ve askeri müdahaleleri engelleyeceğini düşünüyor.

Siyasi açıdan bakıldığında ise, komşu ülkelerden oluşacak bir istikrar gücü, çatışmayı İsrail'in iç meselesi olmaktan çıkarıp uluslararası bir boyuta taşıyabilir. Bu durum, Netanyahu'nun "egemenlik ve stratejik bağımsızlık" söylemiyle ters düşüyor.

İki Devletli Çözüme Direniş

Ateşkes anlaşması, "barışçıl bir arada yaşama için siyasi ufuk" taahhüdünü içerse de, Netanyahu yönetimi iki devletli çözüme kapılarını kapatıyor. Eylül ayında Birleşmiş Milletler'de yaptığı konuşmada Filistin devletinin tanınmasını "delilik" olarak nitelendiren Netanyahu, bu duruşunu 2015 seçimlerinden bu yana sürdürüyor.

Sahada ise Maliye Bakanı Smotrich, Doğu Kudüs'ü Batı Şeria'dan ayıracak yeni yerleşim planlarını hayata geçiriyor. Ağustos ayında duyurulan bu plan, coğrafi bütünlüğü bozarak olası bir Filistin devletini fiilen imkansız hale getirmeyi amaçlıyor. Smotrich, bu projenin "Filistin devleti fikrini gömeceğini" açıkça dile getirdi.

Siyasi Bekaa ve Savaşın Getirdiği Avantaj

Netanyahu, yolsuzluk davası, ultra-ortodoks Yahudilerin zorunlu askerliği meselesi ve 7 Ekim saldırılarındaki güvenlik zafiyeti nedeniyle ciddi iç baskılarla karşı karşıya. Savaş durumu, Başbakan'ın kendisini bir "savaş lideri" olarak konumlandırmasına ve muhalefetin eleştirilerini "ulusal acil durum" gerekçesiyle savuşturmasına olanak tanıyor.

Olası bir erken seçim yılında, çatışmaların devam etmesi veya Hamas, Hizbullah ya da İran ile gerilimin tırmanması, Netanyahu'nun koalisyonunu bir arada tutmasına ve siyasi ömrünü uzatmasına yardımcı olabilir. Barış ortamı ise ertelenen iç hesaplaşmaların ve yargı süreçlerinin yeniden manşetlere taşınması anlamına geliyor.