Orta Doğu’da zaten yüksek seyreden tansiyon, Suudi Arabistan’ın Washington’a ilettiği son mesajla birlikte yeni ve daha tehlikeli bir evreye girmiş görünüyor. Bloomberg’de yer alan iddiaya göre Riyad yönetimi, İran’ın Suudi Arabistan’daki enerji ve su tesislerini hedef alması halinde buna doğrudan askeri karşılık vermeye hazır olduğunu ABD’ye bildirdi. Bölgedeki güç dengelerini yakından ilgilendiren bu çıkış, enerji güvenliği, Körfez istikrarı ve İran-Suudi Arabistan gerilimi açısından dikkatle izleniyor.
“Enerji ve su tesislerimiz hedef alınırsa İran’ı vururuz”
Bloomberg kaynaklı habere göre Suudi Arabistan, İran’ın kendi enerji ve su altyapısına saldırması durumunda aynı sertlikte misilleme yapacağını açık biçimde ABD’ye iletti. Riyad’ın bu yaklaşımı, stratejik altyapıya dönük olası bir saldırının yalnızca güvenlik tehdidi değil, aynı zamanda aşılması mümkün olmayan bir “kırmızı çizgi” olarak görüldüğünü ortaya koyuyor.
Bu mesaj, Suudi Arabistan’ın artık yalnızca savunma pozisyonunda kalmak istemediğini, gerekirse doğrudan karşılık verme aşamasına geçebileceğini gösteriyor. Uzmanlara göre bu durum, ABD-İsrail hattı ile İran arasında süren çatışmanın bölgesel çapta bir enerji savaşına dönüşme riskini daha da büyütüyor.
İran’ın Körfez ülkelerine yönelik saldırılarında dikkat çeken değişim
İran ordusunun Körfez ülkelerine dönük saldırı sıklığında son dönemde kısmi bir düşüş gözlendi. 28 Şubat’ta başlayan sürecin ilk haftasına kıyasla, özellikle bazı ülkelerde saldırıların temposunun gerilediği belirtiliyor. Bu süreçte 256 füze ve insansız hava aracının hedefi olan Katar’da son saldırının 19 Mart tarihinde kayıtlara geçtiği, 20 Mart’tan itibaren ise yeni bir “İran saldırısı” paylaşılmadığı aktarıldı.
Savaşın ilk günlerinde nispeten daha sınırlı saldırılarla karşılaşan Suudi Arabistan’da ise tablo bir süre tersine döndü. Ülkeyi hedef alan füze ve İHA saldırılarının 11 Mart’tan itibaren artış gösterdiği, 16 Mart’ta ise 98 saldırıyla zirveye ulaştığı bildirildi. Ancak bu tarihten sonra saldırıların yeniden düşüş eğilimine girdiği ve 23 Mart itibarıyla ilk haftadaki seviyelere yaklaştığı ifade edildi.
İran’ın ana hedefinde BAE ve Kuveyt vardı
İran’ın misilleme stratejisinde en yoğun baskının Birleşik Arap Emirlikleri üzerinde kurulduğu görülüyor. 28 Şubat-23 Mart döneminde BAE’nin toplam 2 bin 156 füze ve İHA saldırısına maruz kaldığı belirtilirken, Kuveyt’in ise 833 füze ve İHA ile ikinci sırada yer aldığı kaydedildi. Bu veriler, Tahran’ın yalnızca doğrudan rakiplerini değil, bölgedeki daha geniş güvenlik mimarisini de baskı altına almaya çalıştığı yönündeki değerlendirmeleri güçlendiriyor.
İran’ın İsrail’e misillemeleri azaldı ama etkisi arttı
INSS raporlarına göre İran, ABD-İsrail saldırılarının başladığı ilk iki haftada İsrail’e yönelik misillemelerde 290 füze ve 500 İHA kullandı. Buna karşılık üçüncü haftaya denk gelen 15-22 Mart döneminde bu sayı 80 füze ve 50 İHA’ya geriledi. Başka bir ifadeyle, kullanılan füze sayısında yarıya yakın, İHA sayısında ise yaklaşık yüzde 80’lik bir düşüş yaşandı.
Buna rağmen saldırıların sahadaki etkisinin arttığı dikkat çekti. İsrail’in güneyine yönelik 21 Mart tarihli misillemede, Arad kentine düşen bir füzenin doğrudan isabeti sonucu 10’u ağır olmak üzere 84 kişinin yaralandığı bildirildi. Aynı gün Dimona Nükleer Santrali’nin de bulunduğu güney bölgesine düzenlenen başka saldırılarda 31 kişinin daha yaralandığı kaydedildi. 19 Mart’ta ise İran füzelerinin Hayfa’da petrokimya tesisleri, petrol rafinerileri ve elektrik santrallerinin bulunduğu bölgede patlamalara yol açtığı aktarıldı.
