Ortadoğu'da vekalet savaşlarının gizli aktörleri, kamuoyuna yansıyandan çok daha geniş bir yelpazeye yayılıyor. İran, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, İsrail, Katar, Türkiye gibi bölgesel güçlerin yanı sıra ABD, Rusya ve giderek artan ağırlığıyla Çin de farklı cephelerde dolaylı mücadele yürütüyor. Son dönemde Ukrayna'nın bile Körfez ülkeleriyle imzaladığı savunma anlaşmaları üzerinden bu denkleme dahil olduğu konuşuluyor.
Vekalet savaşı nedir, neden tercih ediliyor?
Vekalet savaşı, kısaca bir devletin başka bir çatışmaya doğrudan asker göndermek yerine, o sahadaki yerel bir grubu silahlandırıp finanse ederek kendi stratejik hedeflerini ilerletme yöntemi. Andrew Mumford gibi alanda çalışan akademisyenler bu yöntemi, stratejik sonucu etkilemek isteyen üçüncü tarafların bir çatışmaya dolaylı katılımı olarak tanımlıyor.
Peki devletler neden konvansiyonel savaş yerine bu yolu seçiyor? Cevap kabaca üç başlıkta toplanıyor. Birincisi maliyet: vekil grupları beslemek, kendi ordunu seferber etmeketn çok daha ucuz. İkincisi inkar edilebilirlik: sahada işler sarpa sardığında "biz değildik" demek mümkün kalıyor. Üçüncüsü ise yerel bilgi avantajı. Sahadaki gruplar bölgeyi, topluluğu, kabile yapısını dışarıdan gelen bir orduya kıyasla çok daha iyi tanıyor.

Ortadoğu'da vekalet savaşlarının gizli aktörleri hangi cephelerde karşı karşıya?
Yemen cephesinde Suudi Arabistan öncülüğündeki Körfez ittifakı ile İran, neredeyse on yıldır dolaylı bir mücadele yürütüyor. Riyad, Abdurabbu Mansur Hadi'ye bağlı hükümet güçlerini desteklerken Tahran, 1979 devriminden bu yana ilişki kurduğu Zeydi kökenli Husileri ayakta tutuyor. ABD ise aynı sahada El-Kaide karşıtı operasyonlarla ayrı bir denklem yürütüyor.
Suriye'de tablo daha da kalabalık. Rusya, İran, ABD, Türkiye, İsrail ve Körfez ülkelerinin farklı yerel grupları finanse ettiği, sınırların birden fazla devletin nüfuz alanına bölündüğü bir saha söz konusu. Libya'da Mısır, BAE ve Rusya bir tarafta, Türkiye ve Katar diğer tarafta konumlanıyor. Irak ise 2003 işgalinden bu yana, başta Şii milisler olmak üzere İran destekli grupların ABD varlığına karşı kullanıldığı klasik bir vekalet sahası.
Yeni dönemde denklem nasıl değişiyor?
2025'teki İran-İsrail savaşı ve ardından 28 Şubat 2026'da yaşanan ikinci dalga, vekalet düzeninin sınırlarını gözler önüne serdi. Bölgesel güçler artık vekiller üzerinden sınırsız hareket edemeyeceklerini, belirli bir eşik aşıldığında merkez aktörlerin de doğrudan hedef olabileceğini gördü. Yine de sistem ortadan kalkmıyor, sadece şekil değiştiriyor.
Ukrayna'nın Mart ayı sonunda Suudi Arabistan, BAE ve Katar ile imzaladığı on yıllık savunma anlaşmaları da yeni bir katman ekledi. Kiev'in Körfez ülkelerine entegre hava savunma sistemi sağlama taahhüdü, Rusya-İran ekseninin Ortadoğu'daki uzantısına karşı bir cevap niteliği taşıyor. Yani sahaya artık sadece bölge ülkeleri değil, binlerce kilometre uzaktaki bir savaşın tarafları da dahil oluyor.
