İstanbul
Açık
19°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Ortadoğu Gazetesi DÜNYA Ortadoğu'nun çözülemeyen tarihi sınır ihtilafları

Ortadoğu'nun çözülemeyen tarihi sınır ihtilafları

Bir bölgeyi yüzyıl boyunca savaş sahnesine çeviren neydi diye sorulursa cevabın büyük bölümü cetvelle çizilmiş haritalarda yatar. 1916'da Sykes-Picot Antlaşması'yla başlayan ve San Remo Konferansı'yla resmiyet kazanan paylaşım, sahadaki kabile, mezhep, dil ve coğrafya gerçekliklerini görmezden gelerek masada hatlar çekti. Bugün hâlâ kanayan birçok yara, o cetvelin bıraktığı izlerden besleniyor.

Ortadoğu'nun çözülemeyen tarihi sınır ihtilafları, on yıllardır onlarca savaşa, milyonlarca yerinden edilmeye ve diplomatik tıkanmalara yol açtı. Şattülarap'tan Golan Tepeleri'ne, Filistin'den Doğu Akdeniz deniz yetki alanlarına kadar uzanan bu fay hatları, çözüldüğü sanılan anda bile yeniden alevleniyor.

Şattülarap meselesi neden hâlâ kapanmadı?

Dicle ve Fırat'ın birleşmesiyle oluşan Şattülarap suyolunun 55 millik bölümü Irak-İran sınırını oluşturuyor. Anlaşmazlığın kökeni Osmanlı-İran dönemine, 1639 Kasrışirin Antlaşması'na kadar uzanyor. 1975 Cezayir Antlaşması'yla Saddam Hüseyin ve Şah Muhammed Rıza Pehlevi sınırın su yolu ortasından geçmesini kabul ettiyse de Irak, 1980'de antlaşmayı tek taraflı feshetti. Ardından sekiz yıl süren ve modern tarihin en yıkıcı bölgesel çatışmalarından biri olan İran-Irak Savaşı başladı.

Sykes-Picot mirası Suriye ve Irak'ı nasıl şekillendirdi?

Birinci Dünya Savaşı sırasında İngiltere ve Fransa'nın gizlice imzaladığı Sykes-Picot Antlaşması, Osmanlı topraklarını manda alanlarına böldü. San Remo'da resmileşen bu paylaşım, sosyal, ekonomik, coğrafi ve dini öğeleri görmezden geldi. Sonuçta Kürtler dört ayrı devletin sınırları içinde kaldı, Sünni-Şii dengesi suni biçimde bozuldu ve Arap milliyetçiliğine verilen sözler tutulmadı. Bugün Suriye'deki parçalanmanın, Irak'taki mezhep çatışmalarının ve Kürt sorununun temelinde bu paylaşım yatıyor.

Golan, Filistin ve deniz yetki alanlarında durum ne?

İsrail'in 1967 Altı Gün Savaşı'nda Suriye'den aldığı Golan Tepeleri, 1981'de tek taraflı ilhak edilmiş olsa da uluslararası hukukta hâlâ işgal altındaki Suriye toprağı kabul ediliyor. Filistin meselesi ise 1917 Balfour Deklarasyonu'ndan bu yana devam eden, 1948'de İsrail'in kuruluşuyla derinleşen ve bugün Gazze ile Batı Şeria üzerinden sürmekte olan en kalıcı ihtilaf konumunda.

Doğu Akdeniz'de ise tablo kısmen değişiyor. Lübnan, 2022'de ABD arabuluculuğunda İsrail ile deniz sınırı anlaşmasına vardı. Kasım 2025'te ise Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile 20 yıldır askıda kalan deniz sınırı uyuşmazlığını çözdüğünü duyurdu. Yine de Türkiye'nin tanımadığı bu hatlar, Kıbrıs sorunu ve hidrokarbon rezervleri üzerinden yeni gerilimlerin kapısını açıyor.

Yemen-Suudi Arabistan sınırındaki Asir-Necran-Cizan hattı, BAE ile Umman arasındaki Buraimi vahası ve Mısır-Sudan arasındaki Halaib Üçgeni de hâlâ pürüzlü dosyalar arasında. Yani bölgede sınır meselesi kapanan bir defter değil, sürekli yeni sayfalar eklenen bir kayıt.