İstanbul
Parçalı bulutlu
19°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Ortadoğu Gazetesi DÜNYA Ortadoğu'nun keşfedilmemiş gizli turizm cennetleri hangileri? Ezber bozan rotalar

Ortadoğu'nun keşfedilmemiş gizli turizm cennetleri hangileri? Ezber bozan rotalar

Gezegenin en kadim medeniyetlerine ev sahipliği yapan Ortadoğu, çöllerin ve gökdelenlerin çok ötesinde, kitle turizminden uzak kalmayı başarmış büyüleyici ve gizemli sığınaklar barındırıyor.

Sıra dışı maceraların peşinden gitmek ve alışılmış tatil rotalarının dışına çıkmak isteyen gezginlerin sıkça sorduğu Ortadoğu'nun keşfedilmemiş gizli turizm cennetleri hangileri sorusunun yanıtı, bizi doğanın ve tarihin el değmemiş mucizelerine götürüyor. Bu gizli cennetler, yemyeşil vahalardan uçsuz bucaksız kanyonlara, mistik dağ köylerinden uzay boşluğunu andıran adalara kadar uzanan büyülü bir dünyanın kapılarını aralıyor.

Çölün ortasındaki yeşil vaha Salalah ve gizemli Socotra

Umman'ın güneyinde yer alan Salalah, Ortadoğu'nun en büyük doğa şaşırtmacalarından biridir. Haziran ve eylül ayları arasında gerçekleşen "Khareef" yani muson mevsiminde, kavurucu çöl sıcağının ortasındaki bu bölge tamamen yemyeşil, sislerle kaplı tropikal bir cennete dönüşüyor. Çağlayan şelaleleri, serin dereleri ve yemyeşil vadileriyle Salalah, bölgeye dair tüm kurak çöl ezberlerini tek hamlede bozmayı başarıyor.

Bir diğer el değmemiş mucize ise Yemen açıklarında bulunan ve "Hint Okyanusu'nun Galapagos'u" olarak anılan Socotra Adası'dır. Dünyanın hiçbir yerinde göremeyeceğiniz, şemsiye şeklindeki efsanevi "Ejderha Kanı Ağacı" gibi yüzlerce endemik türe ev sahipliği yapan bu ada, ziyaretçilerine adeta başka bir gezegene ayak basmış hissi veriyor. Zorlu lojistik şartları nedeniyle kitle turizminden tamamen izole kalan Socotra, macera tutkunları için rüya gibi bir rota sunuyor.

Lübnan'ın kutsal vadisi Qadisha ve Musandam fiyortları

Lübnan'ın kuzeyinde yer alan Qadisha Vadisi, derin uçurumları ve mistik atmosferiyle insanı ilk bakışta büyüleyen bir diğer gizli hazine. Hristiyanlığın ilk dönemlerinde sığınak olarak kullanılan ve sarp kayalıklara oyulmuş antik mağara manastırlarına ev sahipliği yapan bu vadi, bugün doğa yürüyüşçüleri ve tarih meraklıları için adeta bir inziva köşesi. Vadinin iç kısımlarına doğru yürüdükçe, akan şelalelerin sesi ve tarihi manastırların sessizliği birleşerek benzersiz bir ruhsal dinginlik sunuyor.

Son olarak Umman’ın Musandam Yarımadası, "Arabistan'ın Norveç'i" olarak anılan devasa fiyortları ve kristal berraklığındaki sularıyla keşfedilmeyi bekleyen bir diğer cennet. Sarp dağların denize dik indiği bu vahşi coğrafyada, geleneksel ahşap teknelerle fiyortlar arasında süzülebilir, yunuslarla yüzebilir ve el değmemiş koylarda kamp yapabilirsiniz. Bu saklı rotalar, Ortadoğu'nun sadece geçimşin değil, doğanın da en cömert davrandığı topraklar olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.