İstanbul
Açık
19°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Ortadoğu Gazetesi DÜNYA Petrol sonrası Ortadoğu! yeşil enerjiye kim liderlik ediyor?

Petrol sonrası Ortadoğu! yeşil enerjiye kim liderlik ediyor?

Yarım asır boyunca dünyanın enerji denklemi Basra Körfezi'nden çıkan ham petrole göre kuruldu. Ama şimdi aynı kıyıda devasa güneş panelleri parlıyor, NEOM'un çöllerinde yeşil hidrojen üretmek için elektroliz üniteleri kuruluyor, Umman'ın iç bölgelerinde 2 milyondan fazla PV paneliyle dev santraller devreye alınıyor. Bölge, petrol gelirini tükenmeden yenilenebilir bir ekonomiye çevirme yarışına girmiş durumda.

Petrol sonrası Ortadoğu'da yeşil enerji liderliği yarışı, Suudi Arabistan, BAE, Umman ve Katar arasında kıyasıya geçiyor. Türkiye ise hem üretim kapasitesi hem de geçiş koridoru olma vasfıyla bu denklemin ayrılmaz parçası hâline geliyor. Rystad Energy raporuna göre 2050'ye kadar bölgenin enerji arzının yarısından fazlasının yenilenebilir kaynaklardan karşılanması bekleniyor.

Suudi Arabistan Vizyon 2030 ile nereye gidiyor?

Riyad'ın hamlesi en iddialı olanlardan biri. Vizyon 2030 çerçevesinde yenilenebilir enerji üretim kapasitesi 2020'de 3 gigavattan 2025'te 46 gigavata yükseldi. Sektörde 64 proje bulunuyor; bunların 40'ı güneş, 9'u rüzgar ve 15'i enerji depolama. NEOM bünyesinde geliştirilen yeşil hidrojen tesisi, günlük 600 ton üretim kapasitesiyle dünaynın en büyüklerinden biri olarak konumlanıyor. Yanbu merkezli Yeşil Hidrojen Merkezi'nin ilk fazı da devreye girdi; tesis, tuzdan arındırma ünitelerinden yeşil amonyak dönüşümüne kadar bütünleşik bir altyapı sunuyor.

BAE, Umman ve Katar hangi alanda öne çıkıyor?

BAE, ABD ile birlikte yenilenebilir enerji ve karbon yakalama görev güçlerine eş başkanlık ediyor; Masdar üzerinden Afrika'dan Orta Asya'ya uzanan bir yatırım ağı kurmuş durumda. Umman ise iç bölgelerinde yer alan Manah 1 ve Manah 2 güneş santralleriyle 1 gigavat üretim kapasitesine ulaştı. Bu iki tesis, ülkedeki yenilenebilir enerji oranını yüzde 6,6'dan çok daha yukarıya çekmeyi ve yıllık 1,4 milyon ton karbon emisyonu azaltmayı hedefliyor.

Katar ise sıvılaştırılmış doğalgaz gelirini güneş yatırımlarına aktarıyor. Doha, geçiş döneminde gazı stratejik kaldıraç olarak kullanıyor ve 2030 sonrası için yenilenebilir kapasitesini büyütüyor.

Türkiye nasıl bir rol üstleniyor?

Acwa Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Abunayyan'a göre Çin ve Hindistan dışında bölgede gerçekten büyük yenilenebilir kapasiteye sahip olacak iki ülke var: Türkiye ve Suudi Arabistan. Türkiye, kısa sürede 40 gigavatlık yenilenebilir kapasiteye ulaştı ve 2035'e kadar bu rakamın üzerine 80 gigavat eklemeyi hedefliyor.

İki ülke arasında 5 gigavatlık yenilenebilir enerji anlaşmasının 2 gigavatlık ilk fazı imzalandı, kalan 3 gigavatlık ikinci faz ise Antalya'da düzenlenecek COP31 kapsamında resmileşecek. Sivas ve Karaman Taşeli'de kurulacak güneş enerjisi santralleri bu anlaşmanın somut çıktıları arasında. Ayrıca Suudi Arabistan'dan Türkiye'ye uzanan entegre elektrik iletim hattı üzerinde çalışmalar sürüyor; bu hat hem Türkiye hem Avrupa için alternatif bir yeşil enerji koridoru olmaya aday.