ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta Tahran’a yönelik bombardımanıyla başlayan İran Savaşı’nda ilk ay geride kalırken, savaşın 34’üncü gününde ABD Başkanı Donald Trump’ın yaptığı Ulusa Sesleniş konuşması dünya kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıyla enerji piyasalarında yaşanan sarsıntı sürerken, Trump hem askeri operasyonların gidişatına hem de Washington’un bundan sonraki adımlarına ilişkin sert ve dikkat çekici ifadeler kullandı. Özellikle İran’a yönelik “2-3 hafta içinde sert vuracağız” ve “taş devrine götüreceğiz” sözleri, savaşın seyrine dair endişeleri daha da artırdı.
Trump: “Bir ay önce operasyonu başlattık”
Konuşmasında savaşın başlangıcına işaret eden Donald Trump, ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü askeri harekâtın hedeflerine yaklaşmakta olduğunu savundu. Trump, şu ifadeleri kullandı:
“Bir ay önce operasyonu başlattık. Son bir haftada ezici zaferler kazandık. İran'ın donanması, hava kuvvetleri yerle bir edildi. Savaş tarihinde düşmanlarımız hiçbir zaman bu kadar büyük bir kayıp vermedi. Düşmanlarımız kaybediyor. Askerlerimizi tebrik etmek istiyorum. Dünyada en büyük orduya sahibiz.”
Trump, operasyonun yalnızca bugünkü gelişmelerin sonucu olmadığını, geçmişten bu yana İran’ın oluşturduğu tehdidin bu noktaya gelinmesinde belirleyici olduğunu öne sürdü.
“Destansı Öfke operasyonu gerekliydi”
ABD Başkanı, kamuoyunda “Destansı Öfke” adıyla anılan operasyonun neden başlatıldığını anlatırken İran yönetimini sert ifadelerle hedef aldı. Trump, İran’ın nükleer silaha ulaşmasına asla izin verilmeyeceğini yineleyerek şu sözleri sarf etti:
“Destansı Öfke operasyonunun neden gerekli olduğunu anlatacağım. İran'ın nükleer silaha sahip olamayacağını söylemiştim. Bu rejim ‘ABD'ye ölüm’ sloganları atıyordu. ABD askerlerine yönelik saldırılardan İran sorumluydu. Bu rejim kendi insanlarından 45 bin kişiyi öldürdü protesto ettikleri için.”
Bu sözlerle Trump, operasyonun yalnızca askeri değil, aynı zamanda siyasi ve stratejik bir zorunluluk olarak görüldüğünü vurgulamaya çalıştı.
“İran’ı vurmasak Orta Doğu ve İsrail olmayacaktı”
Trump’ın konuşmasındaki en çarpıcı bölümlerden biri, geçmiş dönemde alınan kararlarla ilgili yaptığı değerlendirmeler oldu. Özellikle İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’nin öldürülmesine verdiği talimatı yeniden hatırlatan Trump, bunun kritik bir dönüm noktası olduğunu söyledi.
Trump, şu açıklamayı yaptı:
“İlk dönemimde Kasım Süleymani'nin öldürülmesi talimatını vermiştim. Eğer o yaşasaydı İran daha güçlü konumda olabilirdi. Obama'nın yaptığı nükleer anlaşmayı da iptal ettim. İran'a giden nakit paralardan bahsediyorum. İran'la yapılan bu anlaşma büyük bir nükleer silah cephaneliğiyle sonuçlanacaktı. Orta Doğu ve İsrail olmayacaktı. Bunu bozmaktan gurur duydum.”
Bu ifadeler, Trump’ın İran politikasını geçmişte olduğu gibi bugün de “maksimum baskı” anlayışıyla sürdürdüğünü gösterdi.
“İlk tercihim diplomasi ama rejim anlaşmayı reddetti”
Trump, her ne kadar diplomasiyi öncelediğini söylese de Tahran yönetiminin uzlaşmaz tavrı nedeniyle askeri seçeneğin devreye alındığını ileri sürdü. İran’ın nükleer programdan geri adım atmadığını savunan Trump, saldırı kararının haziran ayında verildiğini belirtti.
Trump konuşmasının bu bölümünde şunları söyledi:
“İlk tercihim her zaman diplomasi ama rejim anlaşmaları reddedip nükleer silahların peşinden gitti ve saldırı emrini verdim haziran ayında. Bombardıman uçakları harika şekilde nükleer tesisleri yok etti. Rejim ise nükleer çalışmalarından vazgeçmedi. En uzun menzilde füze geliştirmeye çalışacaklardı. Nükleer silaha ulaşmak üzereydiler.”
Trump’ın sözleri, Washington yönetiminin savaşı yalnızca mevcut çatışmalar bağlamında değil, İran’ın uzun vadeli kapasitesini yok etmeye dönük bir mücadele olarak gördüğünü ortaya koydu.
“Hedeflerimize ulaşmak üzereyiz”
ABD Başkanı, askeri operasyonların İran’ı yalnızca doğrudan cephede değil, bölgedeki etkisi bakımından da zayıflattığını iddia etti. İran’ın vekil unsurlarının da ciddi darbe aldığını savunan Trump, operasyonun tamamlanmasına çok az kaldığını dile getirdi.
Trump, “Operasyonlar İran'ı askeri olarak zayıflattı, bölgedeki vekil güçleri de zayıflattı. Bu hedeflere ulaşmak, tamamlamak üzereyiz. 13 askerimiz hayatını kaybetti. Onları onurlandırmamız gerekiyor misyonu tamamlamak için. Bu işi hızlı biçimde tamamlayacağız. Orta Doğu'daki müttefiklerimize teşekkür ediyorum. Onların zarar görmesine izin vermeyeceğiz” dedi.Savaşın küresel etkileri arasında en dikkat çekici başlıklardan biri enerji piyasaları olurken, Trump bu alanda da iddialı açıklamalarda bulundu. Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının ardından artan petrol ve doğal gaz fiyatlarının geçici olduğunu savunan Trump, ABD ekonomisinin güçlü olduğunu öne sürdü.
Trump şu ifadeleri kullandı:
“Benzin ve doğal gaz fiyatlarındaki artış geçici bir durum. Kısa sürede sona erecek. ABD ekonomik olarak en güçlü durumunda. Çok büyük zarar görmüş bir ülke devraldık ve dünyadaki en güçlü ülke olduk. Petrol ve doğal gaz çabalarımız sebebiyle şu anda dünyada 1 numaralı petrol ve gaz üreticisiyiz. Suudi Arabistan ve Rusya'nın birleşiminden daha fazla petrol üretiyoruz. Bizim gibi başka bir ülke daha yok dünyada.”
Bu sözler, Trump’ın savaşın ekonomik yükünü seçmene daha kabul edilebilir göstermeye çalışan bir söylem izlediği şeklinde değerlendirildi.
“ABD’nin Hürmüz’e ihtiyacı yok”
Trump, konuşmasının bir başka bölümünde Hürmüz Boğazı üzerinden yürüyen enerji ticaretine ilişkin dikkat çekici bir çıkış yaptı. ABD’nin bu boğaza bağımlı olmadığını vurgulayan Trump, diğer ülkelerin kendi enerji güvenlikleri için sorumluluk üstlenmesi gerektiğini savundu.
Trump, “ABD Hürmüz'den petrol almıyor, buna da ihtiyacımız yok. Dünyadaki ülkeler Hürmüz'den petrol alıyorlarsa bunu onlar yapmalılar, onlar liderlik etmeliler. ABD'den petrol alsınlar. İkinci olarak Hürmüz Boğazı'na gidin, alın ve kendiniz için kullanın. İran'ın kafası kesilmiş durumda şu anda. Petrolü satmak isteyecekler, çünkü ellerinde sadece bu var” dedi.
Washington’ın bu yaklaşımı, küresel enerji güvenliğini kendi çıkarları merkezinde okuyan yeni bir stratejinin işareti olarak öne çıktı.
“2-3 hafta içinde sert vuracağız”
Trump’ın en sert çıkışı ise savaşın bundan sonraki evresine ilişkin sözlerinde geldi. İran’ın petrol altyapısının şu ana kadar özellikle hedef alınmadığını belirten Trump, buna rağmen böyle bir seçeneğin masada olduğunu açık biçimde dile getirdi.
Trump, “Bütün Amerika'nın askeri hedeflerini kısa zamanda tamamlayacağız. Önümüzdeki 2-3 hafta içerisinde onları sert şekilde vuracağız ve onları taş devrine götüreceğiz. Petrol altyapısını şimdilik vurmadık ama vurabiliriz. Radar sistemleri yok edilmiş durumda” diye konuştu.
“İran artık tehdit değil”
Konuşmasının sonunda ABD Başkanı, İran’ın artık etkisiz hale getirildiğini savunarak savaşın Amerikan halkı için uzun vadeli bir güvenlik yatırımı olduğunu öne sürdü. Trump, “İran artık tehdit değil, bu çocuklarımız için bir yatırım. ABD daha güvenli, daha güçlü olacak” ifadelerini kullandı.
