ABD Başkanı Donald Trump, İran ile varıldığı duyurulan ancak İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarıyla kırılgan hale gelen ateşkes sürecine ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Küresel dengeleri yakından ilgilendiren bu kritik gelişmede Trump’ın kullandığı sert ifadeler, bölgede tansiyonun hâlâ yüksek olduğunu ortaya koydu.
Ateşkes İçin “Düşük Risk” Ama Büyük Tehdit
Trump, İran’ın anlaşma şartlarına uyduğundan tamamen emin olunana kadar ABD’ye ait askeri unsurların mevcut konumlarını koruyacağını belirtti. Ateşkesin bozulma ihtimalini “düşük” olarak nitelendiren Trump, buna rağmen olası bir ihlalde verilecek karşılığın sert olacağını vurguladı.
Açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Eğer herhangi bir nedenle bu gerçekleşmezse, ki bu son derece düşük bir ihtimal, o zaman çatışma başlar. Daha büyük, daha iyi ve daha güçlü bir şekilde, daha önce hiç görülmemiş biçimde.”
Trump ayrıca ABD ordusunun hazır durumda olduğunu belirterek, “Büyük ordumuz şu an dinleniyor ve bir sonraki fetih için sabırsızlanıyor” sözleriyle dikkat çekti.
“10 Maddelik Plan” Tartışmasına Sert Yalanlama
Trump, İran ile yürütülen müzakerelere dair ortaya atılan “10 maddelik plan” iddialarını da kesin bir dille reddetti. The New York Times ve CNN gibi medya kuruluşlarını hedef alan Trump, söz konusu planın “uydurma” olduğunu savundu.
Bu tür iddiaların barış sürecine zarar verdiğini ifade eden Trump, kamuoyuna yansıyan bilgilerin gerçeği yansıtmadığını vurguladı.
Nükleer Silah ve Hürmüz Boğazı Mesajı
Trump, ABD’nin İran’ın nükleer silah edinmesine asla izin vermeyeceğini bir kez daha yineledi. Ayrıca küresel enerji güvenliği açısından kritik öneme sahip Hürmüz Boğazı’nın açık kalacağını belirtti.
“Sahte söylemlere rağmen nükleer silahlar yok olacak ve Hürmüz Boğazı açık ve güvenli olacak” diyen Trump, “Amerika geri döndü” ifadesiyle kararlılık mesajı verdi.
İlk 24 Saatte Ateşkes Sarsıldı
ABD ve İran arasında sağlanan iki haftalık ateşkes, daha ilk gününde ciddi bir sınavla karşı karşıya kaldı. İsrail’in Lübnan’a yönelik yoğun hava saldırıları ve İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatma tehdidi, bölgede gerilimi yeniden zirveye taşıdı.
İsrail ordusunun Beyrut’un merkezine ve yoğun nüfuslu bölgelere düzenlediği saldırılarda, Lübnan Sivil Savunma verilerine göre en az 254 kişi hayatını kaybetti. Birleşmiş Milletler ve Kızılhaç ise sahadaki durumu “korkunç” ve “yıkıcı” olarak tanımladı.
Hürmüz Boğazı Krizi Derinleşiyor
İran Devrim Muhafızları, İsrail’in saldırılarını sürdürmesi halinde karşılık verileceğini açıkladı. Tahran yönetimi, Hürmüz Boğazı’nda deniz mayını riski bulunduğunu belirterek gemiler için alternatif rotalar yayımladı.
İran ayrıca İsrail’in geri adım atmaması durumunda boğazı tamamen kapatabileceği uyarısında bulundu. Bu gelişme, küresel enerji piyasaları açısından ciddi bir risk olarak değerlendiriliyor.
Diplomasi Trafiğinde Lübnan Ayrışması
Ateşkesin kapsamı konusunda taraflar arasında ciddi görüş ayrılıkları ortaya çıktı. ABD ve İsrail, Lübnan’ın anlaşmaya dahil olmadığını açıkça belirtirken, İran Hizbullah’ı da kapsayan geniş çaplı bir ateşkes talebinde ısrarcı oldu.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Lübnan için herhangi bir taahhütte bulunulmadığını ifade etti. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise Lübnan’ın da sürece dahil edilmesi çağrısında bulundu.
Kritik Zirve Öncesi Karşılıklı Restleşme
Pakistan’da yapılması planlanan kritik zirve öncesinde taraflardan gelen açıklamalar sertleşti. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, “tamamlanması gereken hedefler” olduğunu vurgulayarak operasyonların sürebileceğini söyledi.
Pentagon Başkanı Pete Hegseth ise ABD güçlerinin teyakkuzda olduğunu belirtti. Bu açıklamalar, ateşkesin geleceğine dair belirsizliği artırdı.
Erdoğan-Trump Görüşmesi: Türkiye Sürecin İçinde
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump arasında kritik bir telefon görüşmesi gerçekleştirildi. Görüşmede, İran merkezli ateşkes süreci ve bölgedeki gelişmeler ele alındı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 40 günlük zorlu sürecin ardından oluşan iki haftalık fırsatın kalıcı barış için değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Ayrıca Türkiye’nin, Pakistan başta olmak üzere dost ülkelerle birlikte çözüm sürecine desteğini artırarak sürdüreceğini ifade etti.
