İsrail'in Suriye saldırısında kritik ayrıntılar
İsrail’in Suriye’de Türkiye sınırına yakın bir askeri tesise düzenlediği saldırının, Ankara ile Tel Aviv arasında doğrudan bir çatışmaya dönüşme riski taşıdığı ortaya çıktı.
ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Mario Nawfal’ın sosyal medya kanalına verdiği röportajda saldırı öncesinde ve sonrasında Washington, Ankara, Şam ve Tel Aviv arasında yaşanan temasları anlattı.
Barrack’ın aktardığına göre İsrail, saldırıdan yaklaşık altı gün önce ABD’ye, Türkiye’nin söz konusu üsse askeri personel veya askeri unsurlar göndermeye hazırlandığı yönünde istihbarat bulunduğunu bildirdi. Washington ise kendi istihbarat kanallarından yaptığı incelemede bölgede böyle bir Türk askeri hareketliliğinin bulunmadığı sonucuna vardı.
ABD: Bölgede Türk askeri yoktu
Barrack, İsrail’in kaygılarının Washington’a önceden iletildiğini ancak yapılan incelemelerin söz konusu iddiayı doğrulamadığını söyledi.
ABD’li diplomat, İsrail’in elindeki istihbarat konusunda üç ihtimal üzerinde durduklarını ifade etti. İlk ihtimal bölgede Türk askeri veya askeri unsurlar bulunduğu yönündeki bilgiydi ancak Barrack bunun doğru olmadığını belirtti.
İkinci ihtimalin saldırı sırasında İsrail’in diğer ülkelerin tespit edemediği ani bir hareketlilik algılaması olduğunu söyleyen Barrack, daha güçlü gördüğü üçüncü ihtimalin ise Türkiye’nin ilerleyen dönemde bölgedeki askeri eğitim faaliyetlerini artırabileceğine ilişkin görüşmelerin İsrail istihbaratı tarafından tespit edilmiş olması olduğunu anlattı.
Suriye ile Mossad arasında iki saatlik görüşme
Saldırı öncesinde diplomatik kanalların da aktif olduğu ortaya çıktı. Barrack’ın açıklamasına göre Suriye Dışişleri Bakanı ile Mossad’ın yeni başkanı arasında yaklaşık iki saat süren bir arka kanal görüşmesi yapıldı.
Görüşmenin ardından Suriye tarafı, meselenin diplomatik yollarla yönetildiği ve temasların devam edeceği düşüncesindeydi. Ancak görüşmeden kısa süre sonra İsrail savaş uçakları havalandı.
İsrail ABD'ye ve Türkiye'ye haber vermedi
Barrack, krizin en tehlikeli noktasının İsrail’in saldırıdan önce ne Washington’a ne de Ankara’ya herhangi bir bildirimde bulunmaması olduğunu söyledi.
Tarafların sorunun iletişim yoluyla çözüldüğünü düşündüğü sırada İsrail’in pistleri vurduğunu belirten Barrack, İsrail’in ABD’ye veya Türkiye’ye önceden haber vermediğini ifade etti.
Türkiye savaş uçaklarını kaldırmayı değerlendirdi
Barrack’ın açıklamalarına göre İsrail savaş uçaklarının Türkiye sınırına doğru hareket ettiğinin görülmesi Ankara’da ciddi endişeye neden oldu.
Türkiye’nin uçakların amacı, yönü ve hedefi konusunda bilgi sahibi olmadığını belirten Barrack, bu nedenle Türk tarafının kendi savaş uçaklarını havalandırma ihtimalini değerlendirmeye başladığını söyledi.
Barrack, iletişim kanallarının son anda devreye girmesiyle krizin çözüldüğünü ve aksi durumda sonuçların çok daha ciddi olabileceğini vurguladı.
Barrack: Çok tehlikeli bir oyun
İsrail’in görüşmeler devam ederken neden saldırı düzenlediğine ilişkin iki farklı ihtimal üzerinde durduklarını belirten Barrack, ilk senaryoda İsrail’in Türkiye’yi kışkırtmaya çalışmış olabileceğini söyledi.
Türkiye’nin geçmişte sınır ihlali yapan bir Rus savaş uçağını düşürdüğünü hatırlatan Barrack, önceden haber verilmeden sınır bölgesine savaş uçaklarının gönderilmesini “çok tehlikeli bir oyun” olarak değerlendirdi.
Barrack ayrıca bunun İsrail’de yaklaşan seçim süreci ve iç siyasi hesaplarla bağlantılı agresif bir strateji olabileceğine dikkat çekti.
Mossad, ordu ve Netanyahu arasında iletişim sorunu iddiası
Barrack’ın üzerinde durduğu ikinci ihtimal ise İsrail devlet mekanizması içerisindeki koordinasyon sorunu oldu.
Buna göre Mossad Başkanı, Suriye Dışişleri Bakanı ile diplomatik görüşmeleri sürdürürken İsrail ordusundaki bir komutan eldeki istihbaratı acil tehdit olarak değerlendirip pistlerin vurulması yönünde karar almış olabilir.
Barrack, Mossad, İsrail ordusu ve Başbakanlık arasındaki bilgi akışının tamamlanmadan saldırı kararının alınmış olabileceğini belirtti.
Ankara'nın çatışma istemediğini söyledi
Türkiye’nin üst düzey siyasi ve güvenlik yönetiminin kriz sırasında itidalli davranmaya odaklandığını belirten Barrack, Ankara’nın İsrail ile askeri bir çatışma istemediğini söyledi.
MİT, Dışişleri Bakanlığı, Cumhurbaşkanlığı ve güvenlik bürokrasisinin gerilimi büyütmek istemediğini ifade eden Barrack, Türk tarafının İsrail ile askeri veya hasmane bir ilişkiye girmeyi hedeflemediğini aktardı.
İsrail Suriye'de radar ve hava savunması istemiyor
Barrack, krizin arkasında daha geniş bir bölgesel rekabet bulunduğunu da anlattı. Buna göre İsrail, Suriye’de İran’a yönelik operasyonlarını engelleyebilecek radar, hava savunma sistemi veya başka askeri kabiliyetlerin kurulmasını istemiyor.
İsrail’in Suriye hava sahasını İran’a ulaşmak için açık bir güzergâh olarak değerlendirdiğini söyleyen Barrack, Türkiye’nin Suriye’de artan askeri ve siyasi etkisinin bu nedenle Tel Aviv açısından hassas bir konu haline geldiğini belirtti.
T4 ve Palmira üslerinde de gerilim yaşandı
Barrack, Türkiye ile İsrail arasında daha önce Suriye’deki T4 ve Palmira üsleri konusunda da benzer bir gerilim yaşandığını söyledi.
İsrail’in iki tesisin yeniden askeri amaçlarla kullanılmasını istemediğini ve aksi halde üsleri vurabileceği mesajını verdiğini belirten Barrack, Türkiye’nin ise İsrail ile savaşa girmek istemediğini açık şekilde ortaya koyduğunu anlattı.
Barrack ayrıca Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Suriye’ye yaklaşımının ülkeyi ilhak etmek değil, bağımsız ve egemen bir devlet olarak ayakta tutmak olduğunu ifade etti. Barrack’ın aktardığına göre ABD Başkanı Donald Trump’ın Erdoğan’a Suriye’yi neden almadıklarını sorması üzerine Erdoğan, Türkiye’nin böyle bir isteği olmadığını ve Suriye’nin egemen bir ülke olarak kalmasını istediklerini söyledi.
