Bloomberg’de yer alan habere göre, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın küresel gelişmelerin etkisiyle artan ekonomik oynaklığa karşı yeni adımlar atmayı değerlendirdiği iddia edildi. Haberde, özellikle İran kaynaklı jeopolitik risklerin finansal piyasalarda dalgalanmalara yol açtığı ve bu durumun Türk lirası üzerindeki baskıyı artırdığı ifade edildi.
Bu çerçevede, Merkez Bankası’nın sahip olduğu yüksek miktardaki altın rezervlerini kullanarak piyasaya müdahale edebileceği öne sürüldü. Ancak konuya ilişkin resmi bir açıklama yapılmadığı da belirtildi.
135 milyar dolarlık altın rezervi
Haberde yer alan bilgilere göre, Türkiye son yıllarda rezerv politikasında önemli değişikliklere giderek altın varlıklarını artırdı. Mart ayı başı itibarıyla Türkiye’nin altın rezervlerinin yaklaşık 135 milyar dolar seviyesine ulaştığı ifade edildi.
Bu durum, Merkez Bankası’nın elinde önemli bir finansal araç bulunduğuna işaret ederken, olası müdahale kapasitesi açısından da dikkat çekici bir tablo ortaya koyuyor. Altın rezervlerinin büyüklüğü, piyasalarda yakından izlenen başlıklar arasında yer alıyor.
Altın rezervleri ile döviz müdahalesi iddiası
Konuya yakın kaynaklara dayandırılan bilgilere göre, Merkez Bankası’nın Londra piyasasında altın-döviz takas işlemleri gerçekleştirebileceği öne sürüldü. Bu yöntemin, rezervlerin fiziksel taşınmasına gerek kalmadan döviz likiditesi sağlama imkânı sunduğu ifade ediliyor.
Bloomberg’e konuşan JPMorgan Chase ekonomisti Fatih Akçelik, Türkiye’nin altın rezervlerinin yaklaşık 30 milyar dolarlık kısmının İngiltere Merkez Bankası’nda tutulduğunu belirtti. Akçelik’e göre, bu rezervler lojistik kısıtlamalar olmaksızın döviz müdahalesi amacıyla kullanılabilir.
Enflasyon ve enerji maliyetleri baskı oluşturuyor
Ekonomik görünümde öne çıkan bir diğer başlık ise enflasyon ve enerji maliyetleri oldu. Türkiye’nin enerji ihtiyacını büyük ölçüde ithalat yoluyla karşılaması, küresel gelişmelerin iç piyasaya etkisini artırıyor.
İran’daki gelişmelerin uzaması durumunda enerji fiyatlarının yükselmesi ve bunun da enflasyon üzerinde baskı oluşturması bekleniyor. Şubat ayında yüzde 31,5 seviyesine çıkan enflasyonun kontrol altına alınması için ekonomi yönetiminin çeşitli araçları değerlendirdiği ifade ediliyor.
Kur istikrarı ve politika alanı
Merkez Bankası’nın mevcut stratejisinin, Türk lirasının reel olarak değer kazanmasına odaklandığı belirtiliyor. Ancak küresel gelişmeler ve artan ithalat maliyetleri, kur istikrarını sağlamayı daha zor hale getiriyor.
Savaşın etkisiyle rezervlerde yaşanan azalma ve artan maliyetler, para politikasının hareket alanını daraltan unsurlar arasında gösteriliyor. Bu durum, yatırımcıların da yakından takip ettiği cari denge ve finansal istikrar başlıklarını ön plana çıkarıyor.
Yeni adımlar bekleniyor
Finansal istikrarın korunması amacıyla yeni mekanizmaların devreye alınabileceği belirtilirken, altın rezervlerinin bu süreçte önemli bir araç olarak değerlendirildiği ifade ediliyor.
