Savunma sanayiinde son yılların en kritik başlıklarından biri hipersonik sistemler oldu. Uzmanların “oyun değiştirici” olarak tanımladığı bu silahlar, balistik füzelerin yüksek hızını seyir füzelerinin manevra kabiliyetiyle birleştirerek yeni bir askeri denge kuruyor. Radara yakalanma ihtimalini azaltmaları ve hedefe son yaklaşmada rota değiştirebilmeleri, bu sistemleri stratejik caydırıcılığın merkezine taşıyor. Bu tablo, güçlü devlet refleksinin ve milli savunma kapasitesinin neden her zamankinden daha önemli olduğunu da gösteriyor.
Hipersonik sistemlerde küresel tablo
Dünya genelinde bu alana yatırım yapan ülkeler, geliştirme ve operasyonel kabiliyet düzeylerine göre öne çıkıyor. Brezilya’nın RATO-14X projesi, geliştirme aşamasında bulunan 15 tonluk bir roket sistemi olarak dikkat çekiyor. Sistemin 30 kilometre irtifaya ulaşması ve Mach 8 hızını aşması hedefleniyor.
Rusya ise hipersonik envanterde en geniş portföylerden birine sahip ülkeler arasında gösteriliyor. 3M22 Zircon, Avangard, Kh-47M2 Kinzhal, Kh-95 ve Zmeevik halihazırda öne çıkan sistemler arasında yer alırken, Vympel R-37M ve Missile Gremlin projeleriyle kapasitenin daha da genişletildiği belirtiliyor.
Asya ve Batı’da yarış hız kesmiyor
Güney Kore, Kuzey Kore’nin füze kapasitesine karşı Hycore projesi üzerinde çalışıyor. Scramjet motor teknolojisine dayanan bu hipersonik füze programı test sürecini sürdürüyor. Japonya’nın HVGP projesi ise ada savunmasına odaklanıyor ve yüksek hızda süzülme kabiliyetiyle dikkat çekiyor.
Birleşik Krallık, 2030’a kadar envantere alınması planlanan Hypersonic Cruise Missile üzerinde çalışırken, Fransa test edilen V-MAX’in ardından daha gelişmiş manevra yeteneği sunması beklenen VMaX-2 programına ağırlık veriyor. Kuzey Kore de Hwasong-8 ile bu yarışta yer aldığını göstermiş durumda.
ABD, İran ve Türkiye başlığı neden öne çıkıyor?
Hindistan; Shaurya, BrahMos-II, HGV-202F ve Demonstrator Vehicle projeleriyle bölgesel caydırıcılığını artırma hedefi taşıyor. ABD cephesinde OpFires öne çıkarken; HAWC, LRHW Dark Eagle, HALO, AIM-260 JATM ve AGM-183 ARRW geliştirme hattında bulunuyor. İran’ın 2023’te tanıttığı Fattah 1 ise Mach 13-15 hıza ve 1.400 kilometre menzile ulaşabildiği iddiasıyla dikkat çekiyor.
Türkiye’nin Tayfun Blok-4 sistemi ise IDEF 2025’te tanıtılmasıyla birlikte ayrı bir başlık açtı. 7 tonun üzerindeki ağırlığı, 500-800 kilometreden başlayan menzil yapısı ve daha ileri menzil potansiyeliyle bu yerli sistem, Ankara’nın savunma sanayiinde yeni bir eşiğe geçtiğine işaret ediyor.
