Sosyal Güvenlik Kurumu’nun sahte sigortalılık ve naylon iş yeri yapılanmalarına karşı yürüttüğü mücadele her geçen yıl daha görünür hale geliyor. Özellikle son dönemde emekli aylığı kesilen ya da sigortalılık süreleri iptal edilen vatandaşların sayısındaki artış, konunun sadece bireysel mağduriyet değil, aynı zamanda ciddi bir kamu zararı meselesi olduğunu ortaya koyuyor. Türkiye Gazetesi yazarı İsa Karakaş, bugünkü yazısında hem denetim sürecinin nasıl işlediğini hem de sistemin hangi yöntemlerle sahte bildirimleri ayıkladığını ayrıntılarıyla anlattı.
Karakaş, yazısında dikkat çeken şu değerlendirmelere yer verdi: “Sahte sigortalılık" ve "sahte/naylon iş yerleri" ile yürütülen mücadeleyi her sene bu köşemizden siz değerli okurlarımıza aktarmaktayız. Kesinleşen son veriler, durumun vahametini ve denetimin gücünü gözler önüne seriyor.”
Vatandaşın İtirazı Var, Dosyalarda Aynı Tablo Çıkıyor
Gazete köşesine ve sosyal medya hesaplarına çok sayıda mesaj geldiğini belirten Karakaş, birçok kişinin sigortalılık sürelerinin ya da bağlanmış emekli maaşlarının bir anda iptal edilmesinden şikâyet ettiğini aktardı. Ancak dosyaların ayrıntılarına inildiğinde, benzer bir tabloyla karşılaşıldığını vurguladı.
Karakaş’a göre itiraz eden kişilerin önemli bir bölümü, adına sigorta bildirimi yapılan iş yerinin ne adını biliyor ne adresini tanıyor ne de o iş yerinde gerçekte hangi faaliyetin yürütüldüğünden haberdar. Bu durum da SGK açısından fiilî çalışmanın bulunmadığı şüphesini güçlendiriyor.
SGK Özel Sigorta Değil: Şartlar Oluşmadan Hak Doğmuyor
Yazıda özellikle altı çizilen en kritik noktalardan biri, SGK sisteminin özel sigorta mantığıyla değerlendirilemeyeceği oldu. Karakaş, “Unutulmamalıdır ki; SGK, özel sigorta değildir. Yasal şartlar geçekleşmeden prim ve belgeler verilmiş olsa bile 4/1-a (SSK) sigortalılığı mümkün değildir” ifadelerini kullandı.
Ayrıca SGK mevzuatına göre sigortalılığın yalnızca prim yatırılmasıyla oluşmadığını, bunun aynı zamanda bir işverene bağlı, ücret karşılığı ve fiilen gerçekleştirilen gerçek bir çalışmaya dayanması gerektiğini hatırlattı. Bu şartlardan biri dahi yoksa, SGK nezdinde o sigortalılık geçersiz sayılıyor. Devletin sosyal güvenlik sisteminde son yıllarda daha sıkı davranmasının temel nedeni de tam olarak bu: hakkı korurken suistimali ayıklamak.
Yapay Zekâ Destekli Denetim: 100’e Yakın Parametreyle Tarama
Karakaş’ın yazısında en dikkat çeken başlıklardan biri de SGK’nın teknolojik takip kapasitesi oldu. Kurumun 2016’dan bu yana yürüttüğü “Sahte İş Yeri ve Sahte Sigortalılık Tespit Projesi” sayesinde hata payının neredeyse sıfıra yaklaştığı ifade edildi.
Sistemin çalışma biçimi üç temel aşamada özetleniyor:
İlk olarak, 2011-2016 yılları arasında tescil edilen 4,6 milyon iş yeri kapsamlı biçimde incelemeye alındı. Ardından prim ödeme alışkanlıkları, çalışan sayısı, iş kolu uyumu ve benzeri yaklaşık 100 farklı parametre üzerinden risk analizi yapıldı. Son aşamada ise “sahte olma ihtimali yüksek” görülen iş yerleri hızla işaretlenerek denetim süreci başlatıldı.
Eskiden bin günü aşan tespit sürelerinin dijital takip ve veri analizi sayesinde 360 günün altına düşürülmesi, hem kamu zararını sınırlayan hem de daha fazla kişinin sisteme sahte yolla dâhil edilmesini engelleyen önemli bir gelişme olarak öne çıkıyor.
16 Fazlık Operasyonda Çarpıcı Bilanço
Projenin 2025 yılına kadar uzanan 16 farklı uygulama aşamasında oldukça ağır bir tablo ortaya çıktı. Özellikle 15. ve 16. faz denetimlerinde, incelenen iş yerlerinin önemli kısmının tamamen sahte olduğu belirlendi.
15. Faz Sonuçları
128 sahte iş yerinde toplam 18.191 sahte sigortalı tespit edildi. Bu dosyalarda 487,5 milyon TL’lik borç bulundu.
16. Faz Sonuçları
195 sahte iş yerinde 20.578 sahte sigortalı ortaya çıkarıldı. Hesaplanan kamu zararı ise 1,27 milyar TL’ye ulaştı.
Genel Toplam
Bugün gelinen noktada 3.273 sahte iş yeri üzerinden bildirim yapılan 245.740 kişinin sigorta kayıtları ve buna bağlı emeklilik işlemleri iptal edilmiş durumda.
Bu rakamlar, denetimlerin artık klasik yöntemlerle değil, güçlü veri analizi ve sıkı devlet takibiyle ilerlediğini gösteriyor. Kamu kaynaklarının korunması açısından bakıldığında, bu süreç yalnızca bir denetim operasyonu değil, aynı zamanda sosyal güvenlik sistemini ayakta tutma mücadelesi niteliği taşıyor.
Sahte Sigortanın Bedeli Çok Ağır
Karakaş’ın aktardığına göre sahte sigortalılık yaptırmanın sonucu sadece hizmet dökümünden birkaç günün silinmesiyle sınırlı kalmıyor. Süreç çok daha ciddi yaptırımları beraberinde getiriyor.
Öncelikle şüpheli iş yerlerine “1” veya “T” kodları tanımlanıyor ve hizmet bildirimleri durduruluyor. Eğer kişi bu sahte hizmetler üzerinden emekli olmuşsa, bağlanan maaş derhal kesiliyor. Üstelik o güne kadar ödenmiş aylıklar da gecikme zammı ve faiziyle birlikte geri talep ediliyor.
Bununla da sınırlı değil. Kişinin ve bakmakla yükümlü olduğu yakınlarının ilgili dönemde yararlandığı hastane, tedavi ve ilaç giderleri de geri tahsil edilebiliyor. Dosyanın niteliğine göre hem sahte sigortalı gösterilen kişiler hem de bu düzeni kuranlar hakkında Cumhuriyet savcılıklarına suç duyurusunda bulunuluyor.
En Büyük Risk: Bilmeden Dâhil Olanlar da Var
Bu noktada en kritik uyarı, vatandaşların çalışmadıkları bir iş yerinden sigortalı gösterilmeyi “kolay çözüm” gibi görmemesi gerektiği yönünde. Çünkü sistem kısa vadede avantaj gibi görünse de, uzun vadede maaş iptali, borç çıkarılması ve adlî süreç gibi çok daha ağır sonuçlara yol açabiliyor.
Özellikle emeklilik gün sayısını tamamlamak isteyenlerin, “tanıdık üzerinden sigorta”, “kâğıt üzerinde işe giriş” ya da “prim yatırılır, sorun çıkmaz” şeklindeki yönlendirmelere karşı son derece dikkatli olması gerekiyor. Devletin denetim refleksi artık eskiye göre çok daha güçlü ve çok daha hızlı.
