Bir dönem milyonlarca kredi kartı kullanıcısına “rahatlık” ve “ücretsiz kolaylık” olarak sunulan otomatik ödeme talimatları, bankacılık sistemindeki yeni uygulamalar ve yükselen faiz politikaları nedeniyle artık masum bir hizmet olmaktan çıktı. Bugün birçok kullanıcı, farkında bile olmadan ekstrelerinde yeni masraf kalemleriyle karşılaşıyor. Vatandaşın cebini zorlayan bu tablo, bankaların sessizce yaygınlaştırdığı ücretlendirme modelini yeniden gündeme taşıdı.
Fatura Ödemesi mi, nakit kredi mi?
Finansal değerlendirmelere göre bazı bankalar, kredi kartı üzerinden verilen otomatik fatura ödeme talimatlarını artık klasik bir alışveriş işlemi gibi değerlendirmiyor. Market, akaryakıt ya da mağaza harcaması yerine bu ödemeler, “nakit kredi kullanımı” veya buna yakın bir statüde ele alınıyor. Bunun sonucu olarak da faturanın ödendiği gün ile kredi kartının son ödeme tarihi arasında geçen süre için faiz işletilebiliyor.
Küçük görünen ücretler, büyük yük oluşturuyor
Uzmanların dikkat çektiği en önemli başlıklardan biri akdi faiz uygulaması. Örneğin kredi kartından otomatik ödenen bir elektrik, su ya da internet faturası için banka, ödeme tarihinden borcun tamamen kapatıldığı güne kadar faiz yansıtabiliyor. Buna ek olarak bazı bankaların fatura başına 10 TL ile 30 TL arasında değişen sabit işlem ya da hizmet bedeli aldığı belirtiliyor. Özellikle düşük tutarlı aboneliklerde bu kesinti, toplam fatura tutarına kıyasla oldukça yüksek bir maliyete dönüşebiliyor.
Nakit avans faizi riski büyüyor
Kredi kartı nakit avans faizlerindeki artış, otomatik ödeme talimatlarını daha da tartışmalı hale getirdi. Çünkü bazı uygulamalarda bu işlemler, alışveriş faizi yerine çok daha yüksek oranlı bir kategoride değerlendiriliyor. Özellikle yalnızca asgari ödeme yapan kullanıcılar açısından bu durum, borcun zamanla katlanmasına neden olabilecek ciddi bir finansal sarmal yaratıyor. Serbest piyasanın şeffaf işlemesi kadar, tüketicinin açık biçimde bilgilendirilmesi de burada büyük önem taşıyor.
