Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 2025 yılı enflasyon hedefinin tutturulamaması sonrası dikkat çeken bir açık mektup yayımladı. 1211 sayılı Kanun kapsamında hükümete sunulan bu metin, yalnızca sapmanın nedenlerini değil, aynı zamanda ekonomideki kırılgan noktaları da gözler önüne serdi. Açıklamalar, sıkı para politikasına rağmen enflasyonun neden kontrol altına alınamadığını net biçimde ortaya koyuyor.
Dezenflasyon Süreci Devam Etti Ama Yavaşladı
TCMB, 2024 Haziran ayında başlayan dezenflasyon sürecinin 2025 boyunca sürdüğünü vurguladı. Sıkı para politikası, finansal koşullardaki daralma ve talepteki dengelenme bu süreci destekledi. Ancak beklenen hız yakalanamadı.
Bunun temel nedenleri arasında:
Arz yönlü sorunlar
Fiyatlama davranışlarındaki katılık
Enflasyon beklentilerinin hedeflerle uyumsuzluğu
öne çıktı.
Küresel Etkiler: Enerji ve Emtia Dalgalandı
2025’in ilk yarısında küresel emtia fiyatlarındaki düşüş Türkiye için olumlu bir tablo çizdi. Özellikle enerji ve tarım fiyatlarındaki gerileme enflasyonu sınırladı.
Ancak yıl içinde:
Jeopolitik riskler
Enerji fiyatlarındaki oynaklık
Metal fiyatlarındaki artış
maliyet baskısını yeniden artırdı. Küresel tedarik zincirlerindeki toparlanma ise bu etkiyi kısmen dengeledi.
Kuraklık ve Don Gıda Fiyatlarını Uçurdu
Yurt içinde en dikkat çekici gelişme ise tarım kaynaklı arz şokları oldu. Kuraklık ve don olayları, özellikle gıda fiyatlarını yukarı çekti.
Bitkisel üretimdeki düşüş:
Üçüncü çeyrekte fiyat dalgalanmalarına yol açtı
Enflasyon beklentilerini olumsuz etkiledi
Yılın sonuna doğru hava koşullarının iyileşmesiyle bu baskı bir miktar azaldı.
Hizmet Enflasyonu Direnç Gösterdi
TCMB’ye göre enflasyonun düşüşünü yavaşlatan en önemli kalemlerden biri hizmet sektörü oldu. Özellikle:
Kira
Eğitim
gibi alanlarda geçmiş enflasyona endeksli fiyatlama davranışı sürdü.
Daha önce uygulanan tavan fiyat düzenlemelerinin ardından gelen zamlar da artışı hızlandırdı. Kira enflasyonunda yıl sonuna doğru bir yavaşlama görülse de genel tablo yüksek kaldı.
Döviz Kuru Etkisi Zayıfladı
2025 yılında döviz kurunun enflasyon üzerindeki etkisi geçmiş yıllara göre daha sınırlı kaldı. Türk lirasındaki görece istikrar ve düşük talep, kur geçişkenliğini frenledi.
Bu durum, para politikasının etkisinin güçlendiğine işaret etti.
Talep Dengelendi Ama Tam Soğumadı
Talep koşulları genel olarak dezenflasyonist seviyede seyretti. Ancak:
Deprem sonrası inşaat faaliyetleri
Dayanıklı tüketim harcamaları
talepteki dengelenmenin kademeli olmasına neden oldu.
Beklentiler Hâlâ Sorunlu
Enflasyon beklentileri yıl boyunca düşüş eğilimi gösterdi ancak hedeflerin üzerinde kaldı. Bu durum, enflasyonla mücadelede önemli bir engel olarak öne çıktı.
TCMB, beklentilerdeki iyileşmenin kritik olduğunu özellikle vurguladı.
Mali Disiplin Destek Sağladı
2025’te mali disiplinin korunması, para politikasıyla uyumlu şekilde ilerledi. Bütçe açığının milli gelire oranı %2,9 seviyesinde gerçekleşti.
Bu durum, dezenflasyon sürecine önemli katkı sundu.
Faiz Politikası: Sert Başladı, Kademeli İndi
TCMB’nin 2025 yılı faiz politikası oldukça hareketli geçti:
Yılın başında faiz %42,5’e indirildi
Mart ve Nisan’da yeniden artırılarak %46’ya çıkarıldı
Yılın devamında kademeli indirimlerle %38’e düşürüldü
2026 başında %37 seviyesine çekildi
Bu süreçte piyasa dalgalanmalarına karşı esnek ve ihtiyatlı bir yaklaşım benimsendi.
Makroihtiyati Adımlar Devam Etti
TCMB, finansal istikrarı güçlendirmek için makroihtiyati adımları sürdürdü.
Öne çıkan uygulamalar:
Kur korumalı mevduattan çıkış
TL mevduatın artırılması
Kredi büyümesinin kontrolü
Bu adımlar, parasal aktarım mekanizmasını destekledi.
“Gerekirse Daha da Sıkılaşırız” Mesajı
Merkez Bankası, enflasyon görünümünde bozulma olması halinde para politikasının daha da sıkılaştırılacağını açık şekilde belirtti.
Ayrıca:
Kredi ve mevduat piyasalarında sapma olursa
Ek makroihtiyati önlemler devreye alınacak
mesajı verildi.
