AK Parti Gaziantep Milletvekili ve Türkiye-Pakistan Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı Ali Şahin, ABD-İran savaşında arabulucu rol üstlenen Pakistan’ın diplomatik bir zafer elde ettiğini açıkladı. Şahin, Pakistan’ın bu süreçte uluslararası alanda önemli bir konum kazandığını ifade etti.
Ali Şahin: Pakistan savaşın kazananlarından biri
Haberler.com yayınında değerlendirmelerde bulunan Ali Şahin, Pakistan’ın süreçten güçlenerek çıktığını belirterek, “Pakistan muhakkak surette uluslararası algıda küresel bir arabulucu aktör haline gelmesi bakımından kazanan taraflarından kesinlikle birisidir. Bundan sonraki süreçte Pakistan, Türkiye, Suudi Arabistan ve Mısır tarafından yeni bir güvenlik mekanizmasının ve mimarisinin inşa edildiğini göreceğiz. Bu açıdan bakıldığında nükleer yeteneğini de göz önünde bulundurduğumuzda, Pakistan, önümüzdeki süreçte Orta Doğu'daki ve Körfez bölgesindeki siyasi ve askeri güvenlik mimarisinin önemli aktörlerinden biri haline gelecek diyebiliriz. Bu da Pakistan'ı bu savaşın kazananlarından biri haline getiriyor.” dedi.
Pakistan’ın diplomatik gücüne dikkat çekti
Şahin, yazılı değerlendirmesinde Pakistan’ın kriz yönetimindeki rolüne vurgu yaparak, “Pakistan’ın diplomatik gücü, kontrolden çıkmak üzere olan küresel bir krizi barış masasına oturtabilecek bir başarı gösterdi. Masadan barış çıkar mı bilinmez ama Pakistan çoktan bir diplomatik zafer elde etti.” ifadelerini kullandı.
Pakistan’ın bu başarıyı nasıl elde ettiğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Şahin şu ifadeleri paylaştı:
“1- Pakistan, İran ile uzun yıllardır; ABD- Trump yakası ile ise bir süredir güvene ve diyaloğa dayalı bir iletişim geliştirmiş durumda.
2- Hem Başbakan Sayın Şahbaz Şerif'in hem de Genelkurmay Başkanı Sayın Asım Münir’in Donald Trump ile olan ikili yakın dostlukları.
Donald Trump, Pakistan Genelkurmay Başkanı Mareşal Asım Münir’i 18 Haziran 2025 tarihinde Beyaz Saray’da baş başa bir öğle yemeğinde ağırladı ve Asım Münir için ‘Favori generalim’ tabirini kullandı.
3- Pakistan’ın Körfez ve Orta Doğu’nun hâkim ülkeleri ile de çok yakın dostlukları ve güvene dayalı ikili ilişkileri var.”
Körfez’deki askeri varlık dikkat çekiyor
Pakistan’ın bölgedeki askeri varlığına değinen Şahin, Körfez ülkeleriyle kurulan güven ilişkisine dikkat çekti. Şahin, “Pakistan Silahlı Kuvvetleri’nden emekli çok sayıda komutan Körfez ülkelerinde ve askerî yapılarda görev yapıyor.” dedi.
Suudi Arabistan’da 2.600 Pakistanlı askerin görev yaptığını belirten Şahin, Katar’da da 650 Pakistanlı askerin bulunduğunu ifade etti. Ayrıca Birleşik Arap Emirlikleri ve Umman’ın da Pakistan’ın askeri tecrübesinden faydalandığını kaydetti.
Şahin, “Bunların en çarpıcı olanı Tuğgeneral Malik Hamid El Cid. Suudi Kraliyet Muhafızları bünyesinde görev yapan Tuğgeneral Hamid, Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın korunmasından sorumlu ve en yakın koruma çemberinde yer alıyor.” ifadelerini kullandı.
Nükleer güç ve demografik yapı vurgusu
Pakistan’ın sahip olduğu nükleer kapasite ve demografik yapıya da değinen Şahin, “Pakistan caydırıcı bir nükleer güç. İslam âleminin nükleer tek gücü olan Pakistan, sahip olduğu bu kapasite ile dosta güven verirken düşman üzerinde de caydırıcı ve saygın bir rol oynuyor.” dedi.
Şahin ayrıca, “Pakistan, İran’dan sonra en büyük Şii nüfusa sahip ülke (yaklaşık 30 milyon). Bu potansiyel, Pakistan ile hem İran hem de Şii nüfusa sahip Orta Doğu ve Körfez ülkeleri arasında güçlü bir güven bağı oluşturuyor.” ifadelerini kullandı.
Pakistan’ın güvenlik kapasitesi öne çıktı
Pakistan’ın sadece diplomasi değil, güvenlik alanında da etkin rol oynadığını belirten Şahin, “Pakistan, İran müzakere heyetini Pakistan hava kuvvetlerinin İran ve Körfez bölgesi hava sahasında oluşturduğu hava savunma kalkanı ve açtığı güvenlik şemsiyesi ile muhtemel bir sabotaj ve saldırıya korudu.” dedi.
Şahin, değerlendirmesini “Pakistan, diplomasi, barış ve müzakere tarihinde unutulmayacak ve çok konuşulacak bir başarıya imza atarak önemli bir diplomatik zafer kazandı.” sözleriyle tamamladı.
