Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmelere ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Bölgedeki su yollarında yaşanan hareketliliğin anbean takip edildiğini belirten Uraloğlu şu an itibarıyla bölgede Türk bayraklı gemi bulunmadığını ancak sahibi Türk olan 16 geminin yakından izlendiğini açıkladı.
Orta Doğu’da yaşanan savaşın deniz ticaretine doğrudan yansıdığına dikkat çeken Uraloğlu, 28 Şubat’tan itibaren Hürmüz Boğazı’ndan gemi geçişlerinin durdurulduğunu hatırlattı. Bu gelişme, küresel ticaretin en kritik geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’nda ciddi bir belirsizlik oluşturdu.
Hürmüz boğazı’nda yüzlerce gemi bekliyor
Hürmüz Boğazı’ndaki mevcut tabloya ilişkin bilgi veren Uraloğlu, Basra Körfezi’nde yüzlerce geminin beklediğini, bazı ticari gemilerde ise hasar bilgileri bulunduğunu ifade etti. Bölgenin hâlihazırda yüksek risk taşıdığını vurgulayan Bakan, sürecin dikkatle yönetildiğini kaydetti.
Denizcilik Genel Müdürlüğü koordinasyonunda alınan tedbirler kapsamında, bölgede seyir hâlinde bulunan Türk bayraklı gemiler için Uluslararası Gemi ve Liman Tesisi Güvenlik Kodu (ISPS) çerçevesinde Güvenlik Seviyesi 3’e çıkıldığı ve bu seviyenin halen geçerli olduğu bildirildi. Bu uygulama, gemilerin karşı karşıya kalabileceği tehditlere karşı en üst düzey önlemlerin devreye alındığını gösteriyor.
Türk gemileri için güvenlik seviyesi 3 uygulaması
Hürmüz Boğazı’ndaki risk ortamı nedeniyle gemilere seyir duyurularını yakından takip etmeleri talimatı verildi. Ayrıca ihtiyaç hâlinde Ana Arama Kurtarma Koordinasyon Merkezi ile ivedilikle temas kurulması gerektiği bildirildi.
Bakan Uraloğlu, bölgede Türk bayraklı gemi bulunmadığını yineleyerek, sahibi Türk olan 16 geminin ise yakından izlendiğini açıkladı.
Seyrüsefer serbestisi vurgusu
Uraloğlu açıklamasında, yaşanan gelişmelerin uluslararası deniz hukukunun temel ilkelerinden biri olan seyrüsefer serbestisinin korunmasının hayati önemini bir kez daha gösterdiğini belirtti. Küresel enerji ve ticaret hatlarının kalbi konumundaki Hürmüz Boğazı’nda yaşanacak her aksamanın, dünya ekonomisini doğrudan etkileme potansiyeline sahip olduğu biliniyor.
Türkiye’nin denizcilerinin güvenliği ve ticaret filosunun korunması için gerekli diplomatik ve idari tedbirleri kararlılıkla almaya devam edeceğini ifade eden Uraloğlu, sürecin çok yönlü olarak değerlendirildiğini dile getirdi.
Bölgedeki gelişmelerin nasıl şekilleneceği ve gemi geçişlerinin ne zaman normale döneceği ise önümüzdeki günlerde netlik kazanacak.
