Su kıtlığı riskine karşı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği kapsamında yeni bir düzenlemeyi uygulamaya aldı. Buna göre 1 Ocak 2026’dan itibaren belirli büyüklükteki yapılarda yağmur suyu hasadı ve gri su geri kazanım sistemlerinin kurulması zorunlu hale getirildi.
Şartları karşılamayan projelere yapı ruhsatı verilmeyecek
Yeni düzenleme kapsamında, yağmur suyu hasadı ve gri su geri kazanım sistemlerini proje aşamasında içermeyen yapılar için yapı ruhsatı düzenlenmeyecek. İnşaatı devam eden yapılarda ise gerekli kurulumlar yapılmadığı takdirde yapı kullanım izin belgesi, yani iskan izni verilmeyecek.
Hangi yapılar kapsamda yer alıyor
Yağmur suyu hasadı sistemi, parsel alanı 2 bin metrekare ve üzeri olan yapılar ile çatı alanı 1.000 metrekareyi aşan binalarda ve tüm kamu binalarında zorunlu olacak.
Gri su geri kazanım sistemi ise 200 yatak ve üzeri otellerde, 10 bin metrekareyi aşan alışveriş merkezlerinde ve 30 bin metrekareden büyük kamu binalarında uygulanacak.
Yağmur suyu hasadı sistemi nasıl çalışacak
Yağmur suyu, binaların çatı alanlarından toplanacak, filtre edilecek ve depolanacak. Toplanan suyun rezervuarlarda ve bahçe sulamasında kullanılması planlanıyor. Depolama hacmi, hesaplanan yıllık toplanabilir yağmur suyunun en az yüzde 6’sını karşılayacak şekilde projelendirilecek.
Gri su geri kazanım sistemi nasıl çalışacak
Gri su sisteminde duş ve lavabolardan gelen ve “hafif kirli” olarak tanımlanan sular arıtılarak yeniden kullanılacak. Sistemin kapasitesi, bağlı olduğu rezervuarların günlük su ihtiyacının en az yarısını karşılayacak şekilde planlanacak.
Su verilerine ilişkin paylaşılan göstergeler
Haberde yer verilen değerlendirmelere göre, kişi başına düşen yıllık kullanılabilir su miktarının 2000 yılında 1.652 metreküp seviyesindeyken 2023 itibarıyla 1.120–1.313 metreküp aralığına gerilediği belirtiliyor. Aynı değerlendirmelerde, gerekli önlemler alınmadığı takdirde 2030’dan sonra su krizlerinin daha sık görülebileceği, 2040’a kadar kronik kuraklık riskinin artabileceği ve 2050’ye doğru su kıtlığına bağlı etkilerin derinleşebileceği ifade ediliyor.
