DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, TBMM Genel Kurulu’nda “Terörsüz Türkiye” süreci kapsamında görüşülen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi hakkında konuştu. Bakırhan, “Bir asırlık Kürt meselesi çatışmanın gölgesinden hukukun zeminine taşınıyor” diyerek, düzenlemeyi “Kürtleri hukuka dahil etmenin ilk adımı” olarak nitelendirdi.
TBMM Genel Kurulu, TBMM Başkanvekili Celal Adan başkanlığında toplandı. Genel Kurul’da kamuoyunda “çerçeve yasa” olarak anılan kanun teklifinin görüşmelerine devam edildi.
Teklifin geneli üzerine konuşan Bakırhan, sözlerine Sırrı Süreyya Önder’in şahsında barış için çalıştığını belirttiği ve hayatını kaybeden isimleri anarak başladı.
Bakırhan: Kürt meselesi hukuk zeminine taşınıyor
Türkiye’nin önemli bir gündemi görüşmek üzere bir araya geldiğini belirten Bakırhan, Kürt meselesinin çatışma zemininden hukuk alanına taşındığını söyledi.
Görüşülen kanun teklifini Türkiye’nin yeni bir istikamete yönelmesinin “pusulası” olarak tanımlayan Bakırhan, bu istikametin adresinin TBMM olduğunu ifade etti.
Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren Kürt meselesinin “sıkıyönetim zihniyetiyle” yönetildiğini savunan Bakırhan; Takrir-i Sükûn, İstiklal Mahkemeleri, olağanüstü hal rejimleri ve farklı idari uygulamalara değindi.
Bakırhan, bugün meselenin gerekçesi yazılmış ve müzakere edilebilir bir yasama diliyle ele alındığını söyledi.
“Bu kök yasa Kürtleri hukuka dahil etmenin ilk adımıdır”
Parlamentonun söz konusu meseleyi siyaset ve müzakere yoluyla çözme sorumluluğunun bulunduğunu ifade eden Bakırhan, Türkler ile Kürtler arasındaki ortak geçmişe vurgu yaptı.
Anadolu ile Mezopotamya arasında yüzyıllardır ortak bir hayat bulunduğunu belirten Bakırhan; Amasya, Erzurum, Birinci Meclis ve 1921 Anayasası üzerinden değerlendirmelerde bulundu.
Yarım asırlık çatışmalı sürecin ülkenin tamamında acılara neden olduğunu söyleyen Bakırhan, “Yüz yıl önce Kürtler hukuk dışına itildi. Bu kök yasa Kürtleri hukuka dahil etmenin ilk adımıdır” dedi.
Kanun teklifiyle ortak geleceği güçlendirecek bir başlangıç yapıldığını ifade eden Bakırhan, sürecin Türkiye’nin bölünmesine değil bütünleşmesine katkı sunacağını savundu.
Öcalan, Erdoğan ve Bahçeli açıklaması
Bakırhan, 27 Şubat 2025 tarihinde yapılan “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı”na da değindi.
Abdullah Öcalan’ın süreçteki “kurucu rolünün” görülmesi gerektiğini söyleyen Bakırhan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin süreçteki rollerine ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.
Bakırhan, Türklerin güvenlik kaygısı ile Kürtlerin eşitlik talebinin aynı hukuk düzeni içerisinde buluşturulması gerektiğini söyledi.
“Bu yasa bir ayrıcalık üreten yasa değildir”
Orta Doğu’daki gelişmelere değinen Bakırhan, Türk-Kürt ilişkilerinin bölgedeki gelişmeler çerçevesinde yeniden ele alınması gerektiğini ifade etti.
“Bu yasa bir ayrıcalık üreten yasa değildir. Çatışma çözümünün ilk adımıdır” diyen Bakırhan, süreci bir “al-ver” meselesi olarak değerlendirmediklerini söyledi.
Kanun teklifi ve sürecin taviz, yenme veya yenilme anlamına gelmediğini ifade eden Bakırhan, sürecin kazananının Türkiye’de yaşayan 86 milyon yurttaş olacağını savundu.
Bakırhan: Ülkenin bütünlüğü müzakere konusu değildir
“Barış bir müsabaka değildir” diyen Bakırhan, ülkenin bütünlüğünün ve değerlerinin müzakere konusu olmadığını belirtti.
Bakırhan, “Kürtler ayrılmak isteseydi bu Meclis’in çatısı altında olmazdık arkadaşlarımızla birlikte. Biz buradayız çünkü vatan ortak, gelecek ortaktır” ifadelerini kullandı.
Evlatlarını kaybeden ailelere de seslenen Bakırhan, başka hiçbir evladın hayatını kaybetmemesinin amaçları olduğunu söyledi.
Kürt halkına yönelik açıklamalarında ise sürecin kimliğin eritilmesi değil, varlığın hukukla buluşması olduğunu belirtti.
Demokratikleşme için ekim ayını işaret etti
Kanun teklifindeki “demokratik siyaset alanının güçlendirilmesi” vurgusuna değinen Bakırhan, ilk adımın demokratikleşmeyle devam ettirilmesi gerektiğini söyledi.
Bakırhan, TBMM’nin ekim ayında yeniden açılmasıyla demokratikleşme, hukuk ve eşitlik alanında yeni düzenlemelerin gündeme gelmesi gerektiğini ifade etti.
Parlamentonun ekim ayındaki istikametinin “demokratik entegrasyon, özgürlükler ve hukukun üstünlüğünü sağlayan yasal düzenlemeler” olması gerektiğini belirten Bakırhan, sorumluluğun Meclis, siyasi partiler, yargı, basın, sivil toplum ve toplumun tamamına ait olduğunu söyledi.
“Çatışmaya akan kaynak okula, hastaneye akacak”
Sürecin ekonomik sonuçlarına ilişkin de konuşan Bakırhan, Türk-Kürt ilişkilerinin demokratik ve eşit temelde yeniden düzenlenmesiyle enerji ve ticaret koridorları ile sanayi ve üretim havzalarının oluşturulabileceğini söyledi.
Çatışmalı sürecin ekonomik bedelini ülkenin tamamının ödediğini ifade eden Bakırhan, her yıl 50 milyar doların çatışma yerine ekonomiye aktarılabileceğini belirtti.
Bakırhan, “İnşallah çatışmaya akan kaynak okula, hastaneye, üretime akacak. Yıllardır yatırım görmeyen coğrafyalar yaşam bulacak” dedi.
Bakırhan çerçeve yasadaki eksikleri de sıraladı
DEM Parti’nin kanun teklifine yaklaşımını anlatan Bakırhan, metni ne tamamen kabul ettiklerini ne de eksikleri nedeniyle reddettiklerini söyledi.
Kanun teklifinde eksik ve eleştirilecek noktaların bulunduğunu ifade eden Bakırhan; ana dil, eşit yurttaşlık ve yerel demokrasi taleplerine değindi.
İlk aşamayla nihai çözümün ölçütlerinin birbirine karıştırılmaması gerektiğini söyleyen Bakırhan, ilk adımın işlevinin çatışma zemininden hukuk zeminine geçişi mümkün hale getirmek ve demokratik siyasi mücadeleye alan açmak olduğunu belirtti.
“O çatı Demokratik Türkiye Cumhuriyeti’dir”
Atılan adımı bir evin temeline benzeten Bakırhan, “Temel tek başına ev değildir. Katları örmek, odaları kurmak, en sonunda çatıyı çakmak gerekecektir. O çatı Demokratik Türkiye Cumhuriyeti’dir” ifadelerini kullandı.
Devletin toplumun tamamını ve bütün farklılıkları yansıtması gerektiğini söyleyen Bakırhan; Kürtler, Aleviler, Romanlar, Ermeniler, Çerkesler ile diğer halk ve inançların kimliklerini özgürce yaşayabildiği demokratik bir ülke istediklerini ifade etti.
Konuşmasının sonunda Türkiye’yi ortak yaşam alanı olarak nitelendiren Bakırhan, Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM Başkanı Kurtulmuş, Devlet Bahçeli, Özgür Özel, Kemal Kılıçdaroğlu, Mahmut Arıkan, Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan’ın da aralarında bulunduğu isimlerin sürece katkı verdiğini söyledi.
Bakırhan, kanun teklifinin bir daha silahların konuşmadığı bir geleceğin başlangıcı olmasını dileyerek, “Bu mühür bozulmasın, bu barış kalıcı olsun. Ortak ve eşit yaşamımız baki olsun” dedi.
Bakırhan’ın konuşmasını MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli alkışladı.
