Gürsel Tekin, “Paranın Saltanatı: Çürüyen Siyaset, Aşınan Değerler” başlıklı yazılı açıklamasında, paranın saltanatının yalnızca ekonomik dengeleri değil, toplumların inançlarını, değerlerini, vicdanını ve siyaset anlayışını da derinden sarstığını ifade etti.
“İlkeler Çıkar Hesaplarının Gölgesinde Kalıyor”
Tekin, açıklamasında şunları kaydetti:
“Bir zamanlar uğruna mücadele edilen ilkelerin, bugün çıkar hesaplarının gölgesinde kalması; siyasetin giderek toplumsal sorunları çözmekten uzaklaşıp güç ve menfaat yarışına dönüşmesi, üzerinde ciddi biçimde düşünülmesi gereken bir tablo ortaya koyuyor.
Değerlerin ölçüsünün para olduğu bir düzende adaletin, liyakatin, emeğin ve hakkaniyetin ne kadar ayakta kalabileceği ise ayrı bir soru. Milyonlar geçim sıkıntısıyla mücadele ederken, milyonlarca insan geleceğinden endişe ederken, toplumun bir kesiminin hala servet, makam ve güç üzerinden kendisine yeni imkanlar oluşturması, sosyal adalet duygusunu daha da zedeliyor.”
“Siyasetin Görevi Toplumun Hakkını Gözetmek”
Siyasetin görevine ilişkin Tekin, şu ifadeleri kullandı:
“Siyasetin görevi, toplumun bütün kesimlerinin hakkını ve hukukunu gözetmek, insanların insanca yaşayabileceği şartları oluşturmak ve kamu kaynaklarını toplum yararına kullanmaktır.
Ancak siyaset, kişisel veya dar çevrelerin çıkarlarının aracı haline geldiğinde yalnızca kurumlar değil, toplumsal güven de yıpranır. İnsanların devlete, adalete, siyasete ve birbirlerine olan inancı zayıflar.”
“En Ağır Bedeli Toplum Öder”
Asıl meselenin ekonomik gücün toplumsal ve siyasal güce dönüşmesi ve paranın değerlerin önüne geçmesi olduğunu belirten Tekin, şöyle devam etti:
“Para her şeyi satın alabilecek bir güç haline geldiğinde, en ağır bedeli yine toplumun geniş kesimleri öder. Milyonlar sefaletle, işsizlikle, yüksek hayat pahalılığıyla ve gelecek kaygısıyla baş başa bırakılırken, bir toplumun kaderinin yalnızca piyasanın, servetin veya güç sahiplerinin insafına terk edilmesi kabul edilebilir değildir.”
“Gerçek Zenginlik Yalnızca Para Değil”
Daha fazla para hırsı değil, daha fazla adalet, vicdan ve toplumsal sorumluluğa ihtiyaç bulunduğunu vurgulayan Tekin, şunları kaydetti:
“Bir ülkenin gerçek zenginliği yalnızca kasasındaki para değil, insanının onuru, emeğinin karşılığı, adalete olan güveni ve geleceğe dair umududur.
Paranın saltanatı ne kadar büyürse büyüsün, toplumun vicdanı tamamen susturulmadığı sürece sorgulama devam edecektir. Ve belki de bugün sorulması gereken en temel soru şudur: Biz ne zaman değerlerimizi paranın değerine göre ölçmeye başladık?”
“Vicdanı Bile Fiyatlandırdılar”
Tekin, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada ise şu ifadeleri kullandı:
“Herkesin ve her kesimin bu kadar kirlenebileceğini, ahlakın, vicdanın ve bütün değerlerin paraya tahvil edilebileceğini kim düşünebilirdi? Milyonlar sefalet içinde kıvranırken, birilerinin hala servet, çıkar ve güç uğruna her şeyi pazarlık konusu yapması insanlığın geldiği noktayı gösteriyor.
Yazıklar olsun; paranın satın alamayacağı hiçbir değer bırakmadılar, vicdanı bile fiyatlandırdılar.”
