Türkiye gündemine bomba gibi düşen bir iddia, kısa sürede geniş yankı uyandırdı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a atfedilen ve Türkiye’nin İsrail’e yönelik bir işgal tehdidinde bulunduğu yönündeki söylemler, kamuoyunda tartışma başlatırken, resmi kaynaklardan dikkat çeken bir açıklama geldi. İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM), söz konusu iddiaların gerçeği yansıtmadığını kesin bir dille ifade etti.
“İddialar Tamamen Asılsız”
Bazı medya organları ve sosyal medya platformlarında hızla yayılan içeriklerin ardından DMM tarafından yazılı bir açıklama yayımlandı. Açıklamada, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a atfedilen sözlerin hiçbir şekilde gerçeği yansıtmadığı vurgulanarak, bu tür paylaşımların kamuoyunu yanıltmaya yönelik olduğu belirtildi.
DMM’den Dikkat Çeken Açıklama
Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nin resmi sosyal medya hesabından yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı:
"Bazı medya organları ve sosyal medya paylaşımlarında Cumhurbaşkanımıza atfen yer alan, 'Türkiye'nin İsrail'e yönelik işgal tehdidinde bulunduğu' yönündeki iddialar tamamen asılsızdır. Söz konusu paylaşımlardaki iddialar gerçeklerle örtüşmeyen ve bölgesel istikrara zarar vermeyi amaçlayan söylemlerdir. Türkiye Cumhuriyeti, asırlara sari devlet geleneği ve vizyonu gereği her zaman bölgemiz başta olmak üzere tüm coğrafyalarda kanın durması, sivillerin korunması ve kalıcı barışın tesisi için öncü bir rol üstlenmektedir. Bölgesel krizlerin ve anlaşmazlıkların çözümünde de her zaman uluslararası hukuku ve diplomasi kanallarını önceleyen ülkemiz, gerilimi tırmandıran değil, düşüren bir tutum sergilemektedir. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye, herhangi bir ayrım gözetmeksizin bölge halklarının huzur, güven ve refah içinde yaşamasını öncelemektedir. Türkiye'nin mücadelesini ve insani duruşunu çarpıtarak sunmaya çalışan manipülatif içeriklere itibar edilmemelidir."
Türkiye’nin Dış Politika Duruşu
Açıklamada ayrıca Türkiye’nin dış politikada izlediği dengeli ve ilkeli yaklaşımın altı çizildi. Uluslararası hukuka bağlılık ve diplomatik çözüm yollarının önceliklendirildiği vurgulanırken, Türkiye’nin krizleri tırmandıran değil, çözüm odaklı bir aktör olduğu ifade edildi. Bu çerçevede, kamuoyunun manipülatif içeriklere karşı dikkatli olması gerektiği mesajı verildi.
