YENİ Parti Grup Başkanvekili Murat Emir, Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) takas kesinliği ve PBLK işlemlerine ilişkin açıklamasını eleştirdi. Emir, SPK'nın gece yarısı verilen kanun teklifini savunmaya çalıştığını öne sürerek düzenlemenin 455 bin 758 kişinin haklarını olumsuz etkilediğini iddia etti.
YENİ Parti Grup Başkanvekili Murat Emir, Sermaye Piyasası Kurulunun yayımladığı “Takas kesinliği ve PBLK hususlarına ilişkin basın duyurusu” başlıklı açıklamaya sosyal medya hesabından tepki gösterdi.
Emir, SPK'nın takas işlemlerine yönelik hukuki değerlendirmesinin tartışmalı olduğunu savunarak Sermaye Piyasası Kanunu'nun 79. maddesine dikkat çekti. PBLK hesaplarındaki satış talimatlarının hukuki niteliğinin açıklığa kavuşturulması gerektiğini belirten Emir, düzenlemenin yatırımcıların hak arama yolları üzerindeki etkisini sorguladı.
Murat Emir'den SPK Açıklamasına Eleştiri
Sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda SPK yönetimini eleştiren Murat Emir, kurumun gece yarısı verilen önergeye yönelik tepkilerin ardından açıklama yaptığını ileri sürdü.
Emir, “Suçüstü yakalanan SPK, gece yarısı önergesini aklamak için bugün panikle bir duyuru yayımlamış ama kendi kendini ele vermiş” ifadelerini kullandı.
SPK'nın açıklamasındaki takas işlemlerine ilişkin değerlendirmeleri eleştiren Emir, kurumun kanun maddesini yorumlama biçimine itiraz etti.
Emir'in iddialarına göre tartışmanın temelinde, yatırımcıların PBLK hesaplarında bekleyen satış talimatlarının takas sürecinin bir parçası sayılıp sayılmayacağı bulunuyor.
Sermaye Piyasası Kanunu'nun 79. Maddesini Hatırlattı
Murat Emir, SPK'nın açıklamasında Sermaye Piyasası Kanunu'nun 79. maddesine atıfta bulunduğunu belirtti.
Emir'in aktardığına göre SPK, söz konusu madde uyarınca takas talimat ve işlemlerinin tasfiye halinde dahi geri alınamayacağını ve iptal edilemeyeceğini, ancak PBLK'da bekleyen satış talimatlarının takasın başladığı anlamına gelmediğini ifade etti.
Bu değerlendirmeye karşı çıkan Emir, kanunun yalnızca tamamlanmış işlemleri değil, takas talimatlarını da koruduğunu savundu.
Emir, “Yatırımcının payını TEFAS İşlem Blokaj Alt Hesabına (PBLK) alıp bloke koymak takas sürecini başlatmak değilse nedir?” sorusunu yöneltti.
PBLK İşlemlerinde Temerrüt Tartışması
Emir'in eleştirilerinin bir diğer bölümünü, kanun önergesinde yer alan “temerrüt” ifadesi oluşturdu.
Gece yarısı sunulduğunu belirttiği önergede “ilgili fonun temerrüdü” ifadesinin dört kez kullanıldığını söyleyen Emir, SPK'nın basın duyurusunda aynı kavrama yer verilmemesini eleştirdi.
Emir, ortada doğmuş bir nakit borcu bulunmadan temerrütten söz edilemeyeceğini savundu.
SPK'nın açıklamasında bu kelimenin kullanılmamasını sorgulayan Emir, kurumun önerge ile basın duyurusundaki ifadeleri arasındaki farklılığın açıklanması gerektiğini ileri sürdü.
Emir'den 250 Bin Yatırımcıya İlişkin Soru
Murat Emir, PBLK hesaplarında bekleyen işlemler nedeniyle mağduriyet yaşadığını belirttiği yaklaşık 250 bin kişiye de değindi.
Bu kişilerin alacaklı değil, fon pay sahibi olarak değerlendirildiği yönündeki yaklaşıma itiraz eden Emir, söz konusu hukuki ayrımın neden yeni bir kanun düzenlemesine ihtiyaç doğurduğunu sordu.
Emir, “Madem PBLK'daki 250 bin mağdur zaten alacaklı değil ve doğal olarak fon pay sahibi sayılıyordu, o zaman dün gece mahkeme yolunu kapatmak için neden apar topar kanuna madde eklediniz?” ifadelerini kullandı.
Bu sözleriyle Emir, düzenlemenin yatırımcıların yargıya başvurma imkânını sınırlandırdığını iddia etti.
455 Bin 758 Kişinin Haklarının Etkilendiğini Savundu
YENİ Parti Grup Başkanvekili Murat Emir, açıklamasının sonunda SPK yönetiminin piyasalardaki manipülasyon iddiaları karşısında yeterli önlem almadığını öne sürdü.
Emir, gece yarısı verilen önergenin 455 bin 758 kişinin haklarını etkilediğini savunarak SPK'nın bu düzenlemeyi destekleyen bir tutum sergilediğini iddia etti.
“Onca manipülasyon olurken koltuğunda oturup seyreden SPK yönetimi, şimdi kelime oyunlarıyla 455 bin 758 mağdurun hakkını gasbeden gece yarısı önergesine kalkan olma derdinde” diyen Emir, kurumun açıklamasına yönelik eleştirilerini yineledi.
Emir'in açıklamalarında yer alan hak kaybı, manipülasyon ve yargı yolunun kapatıldığı yönündeki değerlendirmeler, siyasetçinin iddiaları olarak gündeme geldi.
