İstanbul Valisi Davut Gül, Üsküdar Belediyesi'ndeki başkan vekilliği seçim sürecinde bazı meclis üyelerine yönelik baskı ve tehdit iddiaları konusunda adli makamlara suç duyurusunda bulunulduğunu duyurdu. Bu açıklama, Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel'in seçim süreci ile ilgili yaptığı suçlamalar üzerine gerçekleştirildi. Vali Gül, meclis üyelerinin güvenli bir ortamda seçim yapabilmesi için gerekli önlemlerin alındığını belirtti.
Vali Gül'ün Açıklamaları
Vali Gül, yaptığı açıklamada Özgür Özel’in söylemlerine yanıt vererek, siyasi partiler arasındaki rekabete ve tartışmalara müdahale etmenin kendi görev alanında olmadığını vurguladı. Kamu görevlisi olarak hukukun çizdiği sınırları aşmamak zorunda olduğunu ifade eden Gül, kendisine yöneltilen suçlamalara karşı sessiz kalmanın kamuoyunda yanlış algılar oluşturabileceğinin altını çizdi. Bu nedenle, kamuoyunu doğru bilgilendirmek amacıyla süreçle ilgili ayrıntılı bir açıklama yapmanın gerekli olduğunu belirtti.
Başkan Vekilliği Seçim Süreci
Üsküdar Belediye Başkanlığı'nın ilk başkan vekilliği seçimi, İstanbul 2. İdare Mahkemesi'nin yürütmeyi durdurma kararı sonucunda gerektiği gibi yapılamadı. Bu kararla birlikte, daha önce belirlenen belediye başkan vekilinin hukuki durumu ortadan kalktı. Mahkeme tarafından verilen karar, meclisin yeniden toplanarak 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 45. maddesine uygun hareket etmesini zorunlu kıldı. Bu maddeye göre, belediye meclisi kendi üyeleri arasından başkan veya başkan vekili seçmek için 10 gün içinde bir araya gelmelidir.
Seçim Takvimi ve Sonuçları
Mahkeme kararının geçerlilik kazanması ile birlikte yasal süre başlatıldı. Bu bağlamda, 26 Ağustos 2026 tarihi esas alındığında 10 günlük süre hesaplandı. Bu süre zarfında, mahkemenin yürütmeyi durdurma kararına karşı itirazda bulunuldu. İstanbul Bölge İdare Mahkemesi, itirazı 2 Eylül 2026 tarihinde reddetti. Sonuç olarak, yasal süre göz önünde bulundurularak, 5 Eylül 2026 Cumartesi günü belediye meclisinin başkan vekili seçimi için toplanması kararlaştırıldı. Bu seçim, şeffaflık sağlamak amacıyla yalnızca meclis üyelerinin katılımı ile gerçekleştirildi.
Meclis üyeleri haricinde kimsenin salona alınmaması, keyfi ya da siyasi bir karar olarak nitelendirilemez. İlk seçimde başkan vekilliği için gerçekleştirilen oylamada, üçüncü turdan sonra mola verilmesi gerekmiyorken, sürecin kesintiye uğraması dikkat çekici bir durum yarattı. O dönem, il başkanının kendisi ile beraberindeki kişilerin, meclis üyeleriyle bir araya gelerek baskı ve tehditle bazı üyelerin oy tercihlerinde değişiklik yapmaları amacıyla cins ve hakaret içeren davranışlarda bulunduğu yönünde iddialar ortaya atıldı. Bu tür olayların yaşanması üzerine suç duyurusunda bulunuldu. Tüm bu olayların akabinde, yeni seçimin huzurlu ve dış etkilerden uzak bir şekilde gerçekleştirilebilmesi için, savcılığın talebi gereği meclis üyeleri dışındaki tüm katılımcıların salona girişlerinin yasaklanmasına yönelik önlemler alındı.
Dış Müdahaleye Karşı Alınan Güvenlik Tedbirleri
Bu bağlamda, yerel yönetimlerin daha önceki seçimlerinde meydana gelen sorunlara karşı alınan güvenlik tedbirleri dikkat çekiyor. Bu önlemler, seçim sürecinin şeffaf ve sağlıklı bir şekilde gerçekleşmesi amacıyla önem arz ediyor. Savcılığın talebi doğrultusunda uygulanan bu yasak, hem seçim ortamını güvence altına almak hem de daha önceden yaşanan olumsuzlukları önlemek amacıyla gündeme geldi. Bu süreçte, meclis üyeleri ve diğer katılımcıların huzur içinde oy kullanabilmesi için gerekli olan tüm adımlar atıldı. Öte yandan, yaşanan olayların ardından kamuoyunun güvenini sağlamak ve sürecin meşruiyetini artırmak amacıyla alınan bu tedbirler, yerel yönetimlerin itibarının korunması açısından kritik bir öneme sahip.
Şeffaf ve Adil Süreç Vurgusu
Seçimlerin şeffaflığı ve adilliği açısından atılan adımların önemli olduğu vurgusu, tüm tartışmaların merkezinde yer alıyor. Ortada gizlenmesi ya da çarpıtılması gereken bir durumun olmadığını ifade eden yetkililer, herhangi bir itirazın mahkemeye taşınarak sonuçların beklenmesinin önemini de belirtiyor. 5 Eylül 2026 tarihinde yerine getirilecek olan seçimler, bu bağlamda daha önceden yaşananlara bir tecrübe niteliği taşıyacak. Herkesin iradesinin doğru bir şekilde yansıtılması açısından yapılan bu çabaların, siyasi rekabetin ötesinde olduğu ve yalnızca kamu görevlilerinin değil, halkın da çıkarlarını gözettiği savunuluyor. Bu sebeple, kamu görevlilerinin siyasi tartışmaların merkezine çekilmesinin uygun bir yaklaşım olmadığı altı çizilerek, herkesin adil bir seçim sürecini desteklemek için sorumluluk alması gerektiği ifade ediliyor.
