Türkiye’nin yakın dönem düşünce ve bilim hayatında iz bırakan iki önemli isimden biri olan Prof. Dr. Celal Şengör, yakın dostu Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın vefatının ardından yaptığı açıklamalar ve anma törenindeki görüntüsüyle kamuoyunun dikkatini çekti. Ortaylı’nın 13 Mart 2026’da hayatını kaybetmesinin ardından 16 Mart’ta Galatasaray Üniversitesi’nde anma töreni düzenlendi; ardından cenazesi Fatih Camii’nde kılınan namaz sonrası Fatih Camii Haziresi’ne defnedildi. Şengör’ün törendeki bitkin ve hüzünlü hali, sevenleri arasında derin bir üzüntü yarattı.
Anma töreninde duygusal anlar
Galatasaray Üniversitesi’nde gerçekleştirilen anma töreni, yalnızca bir akademisyenin uğurlanması değil, aynı zamanda Türkiye’nin kültür ve düşünce hayatında derin izler bırakmış bir isme veda niteliği taşıdı. Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın ardından düzenlenen programda, onu yakından tanıyan pek çok isim gibi Prof. Dr. Celal Şengör de ön plandaydı. Şengör’ün törendeki yorgun ve dalgın görüntüsü, iki isim arasındaki güçlü dostluğun kamuoyuna en sessiz ama en çarpıcı yansıması oldu.
Bilimsel birikimi, açık sözlü tavrı ve geniş tarih kültürüyle tanınan Ortaylı’nın kaybı, yalnızca akademi çevrelerinde değil, geniş halk kesimlerinde de büyük yankı uyandırdı. Bu nedenle Şengör’ün törende verdiği görüntü, sosyal medyada kısa sürede gündem olurken, daha önce yaptığı bazı açıklamalar da yeniden dolaşıma girdi. Kamuoyu, bir yandan iki önemli hocanın dostluğunu konuşurken, diğer yandan Şengör’ün ailesine ilişkin anlattığı dikkat çekici ayrıntıları yeniden hatırladı.
Celal Şengör’ün aile geçmişi yeniden gündemde
Son günlerde sosyal medyada yeniden öne çıkan başlıklardan biri de Celal Şengör’ün aile kökleri ve ekonomik geçmişine dair sözleri oldu. Şengör, bir YouTube/Kafa TV yayınında varlıklı bir aileden geldiğini, bu nedenle hayatı boyunca ekonomik meselelerle özel olarak ilgilenmediğini, kendi ilgi alanının daima bilim olduğunu anlatmıştı. Bu açıklamalar, Ortaylı’nın ardından kamuoyunun Şengör’e yönelik ilgisinin artmasıyla birlikte yeniden paylaşıldı.
Şengör’ün sözleri özellikle Türkiye’nin sanayi ve girişimcilik tarihine ilgi duyanlar açısından dikkat çekiciydi. Çünkü ünlü yer bilimci, ailesinin ticaret dünyasında da önemli izler bıraktığını açıkça ifade etmişti. Kendi anlatımına göre, TAMEK ve Fruko gibi Türkiye’de nesiller boyunca bilinen iki güçlü markanın kuruluş hikâyesinde dayısı Semih Sipahioğlu’nun belirleyici rolü bulunuyordu. Bu ayrıntı, kamuoyunda “bilim insanı kimliğiyle tanınan bir ismin ailesinin sanayi tarihindeki yeri” başlığı altında yeniden konuşulmaya başlandı.
