Yargıtay 12. Ceza Dairesi, bir işverenin eski çalışanın izni olmadan sosyal medya hesabında paylaştığı fotoğraflar nedeniyle verilen 10 ay hapis cezasını onadı. Bu karar, sanığın yaptığı eylemin “verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme” suçu kapsamında değerlendirildiğini vurguluyor.
Olayın Detayları
Olayın başlangıcında bir işçi, çalıştığı iş yerinden ayrıldıktan sonra eski işverenden şantaj yolu ile para talep etmiştir. Buna karşılık, işveren durumu başkalarına anlatmak amacıyla, çalışanın sosyal medya hesabından indirdiği bir fotoğrafı kendi hesabında paylaştı. Paylaşımın altında yazdığı yorum ise durumu daha da karmaşık hale getirdi. İşverenin bu davranışı, özellikle sosyal medya döneminde özel hayatın gizliliğinin ihlali açısından tartışmalı hale geldi. Bu süreç, işverenin işten ayrılan çalışanı rencide etme amacı taşıyıp taşımadığını tartışmaya açtı.
Şikayet ve Mahkeme Süreci
Eski çalışan, işvereninin eylemi üzerine şikayette bulundu ve bu şikayet sonucunda işveren hakkında “özel hayatın gizliliğini ihlal” suçundan dava açıldı. İlk olarak yerel mahkemede alınan karar gereği, sanık 5 ay hapis cezasına çarptırıldı. Ancak bu dönem, sadece bir başlangıç oldu. Yerel mahkemeden çıkan bu sonuç, istinaf mahkemesi tarafından daha derinlemesine bir incelemeye tabi tutuldu.
İstinaf Mahkemesi Kararı
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesi, yerel mahkemenin kararını gözden geçirerek, sanığın eylemini "verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" suçu şeklinde değerlendirdi. Bu durum, işverenin davranışının sadece özel hayatın ihlali değil, aynı zamanda kişisel verilerin korunması kapsamında da ciddi bir suç olduğunu ortaya koydu. Sonuç olarak, işverene verilen ceza 10 ay hapis cezasına kadar çıkarıldı. Bu durum, benzeri davalar için de önemli bir emsal teşkil edebilir.
Yargıtay’ın Onama Kararı
Alınan istinaf kararı, sanık tarafından temyiz edilerek Yargıtay’a taşındı. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, yaptığı incelemede, verilen 10 ay hapis cezasının hukuken uygun olduğuna hükmetti. Daire, sanığın eyleminin sabit olduğu ve suçun niteliğinin doğru belirlendiği kanaatine vardı. Temyiz başvurusunun esastan reddedilerek, yerel mahkeme kararının onanması, Yargıtay’ın konuyla ilgili tutumunu ve kişisel verilerin korunması konusundaki önemini bir kez daha ortaya koydu.
