İstanbul
Kapalı
24°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
48,6598 %-0.00
56,4947 %-0.30
6.784,88 %0.72
76.743,83 %-0.77
Ortadoğu Gazetesi GÜNDEM Yıllarca süren dostluk, DNA testiyle kan bağını ortaya çıkardı: İki en yakın arkadaş aslında kardeş!

Yıllarca süren dostluk, DNA testiyle kan bağını ortaya çıkardı: İki en yakın arkadaş aslında kardeş!

Hindistan kökenli iki kadın, bebekken evlat edinilerek farklı ailelere verilmiş olmalarına rağmen, Hollanda'da komşu bölgelerde büyüdüler. 40'lı yaşlarındaki bu kadınlar, yıllar sonra gerçek aile bağlarını keşfederek biyolojik kardeş olduklarını öğrendi. Bu durum, adeta bir Bollywood filmi senaryosunu andırıyor.

WHATSAPP
KANALI
Ortadoğu Gazetesi Gündem artık cebinizde! Günün en önemli gelişmeleri anında telefonunuza gelsin. Ücretsiz katılın, hiçbir haberi kaçırmayın. Kanala Katıl

Hindistan'da dünyaya gelen Meena Geltink ve Minal Tijssen, farklı aileler tarafından evlat edinilerek Hollanda'ya yerleştirilmiş iki genç kadındır. Gençlik dönemlerinde, yaşadıkları benzerlikler nedeniyle birbirlerine "kardeşim" diye hitap eden bu iki kadın, yıllar sonra yapılan bir DNA testi sonucu biyolojik kardeş olduklarını öğrenerek büyük bir sürpriz yaşadı.

İlk Buluşmada Ortaya Çıkan Benzerlikler

1980'lerin başlarında Hindistan’ın Mumbai kentindeki ayrı yetimhanelerde büyüyen Meena ve Minal, her biri farklı aileler tarafından evlat edinilerek Hollanda’ya getirilmişti. Her ikisi de yeniliklere açık, inatçı ve sosyalleşmeyi seven birer birey olarak tanındı. Genç yaşta bir evlat edinme ajansının düzenlediği buluşmada bir araya gelen ikili, kendi aralarında başta sadece fiziksel benzerlikleri sayesinde derin bir bağ hissediyordu. Önceleri tanışma sebebini yalnızca çevresindekilerin dikkat çekici yorumlarına bağlıyorlardı. Yaşadıkları bu olay, her iki gencin de hayatında unutulmaz bir an olarak yer etti. Çevrecilik anlayışını yansıtan bu buluşma, onların aslında görüş ülkelerinde birbirlerini bularak sadece yüzeysel bir benzerlik taşımadıklarını kanıtladı. Bu karşılaşma, kendilerini daha yakından tanımalarına olanak tanıdı.

Duygusal Anlar ve Gerçeklerin Ortaya Çıkışı

Meena, ilk buluşma sırasında hissettiği yoğun duyguları "Bana 'Aynaya bakın' dediler. Ben de 'Aman Tanrım, burnu tıpkı benimki gibi!' dedim" sözleriyle ifade etti. Bu anı, ikili arasında yalnızca bir arkadaşlık değil, aynı zamanda derin bir bağı da beraberinde getiriyordu. İki genç kızın birbirleriyle olan etkileşimleri ise sadece fiziksel benzerlikleri ile sınırlı kalmadı. İkisinin de gülüşü, davranışları ve muhabbet tarzları birbirine benziyordu. Meena'nın akşam yemeğinde sürekli Minal'a bakması, ikilinin sanki birbirlerinin tamamlayıcı parçaları olduklarını hissettiriyordu. Duygusal bir yoğunluğun yaşandığı bu ilk karşılaşma, yıllar sonra ortaya çıkacak olan gerçeklerin habercisi gibiydi.

DNA Testi ile Ortaya Çıkan Kardeşlik Bağı

Yıllar sonra gerçekleştirilen DNA testi, Meena ve Minal için hayatlarının en büyük sürprizi oldu. İkili, gün geçtikçe artan benzerlik duygusunun ardında aslında biyolojik bir bağı olduğunu öğrenince hem şaşırmış hem de derin bir mutluluk yaşamışlardı. Biyolojik kardeş olduklarını öğrenmeleri, yaşadıkları hayatı ve geçmişe dair hatıraları tamamen farklı bir perspektifle yeniden yaşamalarına olanak sağladı. Ailelerin yetiştirme tarzlarının farklılıkları ve kendi hayat deneyimleri, bu iki kadının kardeşlik bağlarını güçlendirmelerine neden oldu. Geçmişte ayrı düşmüş olsa dahi birbirlerine duydukları sevgiyi, kardeşliklerini yeniden inşa ederek pekiştirdiler. Bu durum, kesinlikle yalnızca fiziksel bir yakınlığın ötesinde, derin duygusal bir bağı da beraberinde getirdi.

Meena ile Minal, birbirleriyle ilk karşılaştıkları andan itibaren bağ kurmuş ve iletişimlerini sürdürmüşlerdi. Telefon numaralarını ve adreslerini paylaşarak yıllarca mektuplaşan bu iki kadın, aralarındaki kan bağını bilmeden birbirlerine "kardeşim" diyerek hitap ettiler. Farklı coğrafyalarda yaşayan ikilinin yolları, hayatlarının farklı dönemlerinde kesişti. Ancak, yaklaşık 15 yıl önce iletişimleri kesildi. Meena, yaşamına Hollanda'da devam ederken, Minal Fransa'ya yerleşti ve böylece aralarındaki bağlantı zayıfladı.

Uzun Süreli Mektuplaşmanın Ardından Gelen Kopma

Mektup yazışmaları sayesinde birbirleriyle birçok konuda derin bir bağ kuran ikili, hayatlarının pek çok detayını paylaştılar. Okul hayatları, müzik zevkleri ve özel yaşamları hakkında sürekli olarak bilgi alışverişinde bulundular. Ancak zamanla, hayatlarının farklı yönlerine odaklanmaları nedeniyle iletişim kopukluğu yaşandı. Zamanında düzenli şekilde haberleşen Meena ve Minal, belli bir süre sonra birbirinden uzaklaşarak hayatlarına devam ettiler. Aralarındaki bu kopma, iki kadının da gelecekte yapacakları DNA testinin sonuçlarıyla bambaşka bir hal alacaktı. Her biri farklı ülkelerde yaşamlarını sürdürmeye devam ederken, geçmişlerine dair hiç bilmedikleri gerçekler yakında gün yüzüne çıkacaktı.

DNA Testi ile Ortaya Çıkan Şaşırtıcı Sonuç

2017 yılında Hindistan'da düzenlenen bir evlat edinme toplantısında, Meena DNA testleri hakkında bilgi aldı ve bu konuda bir test yaptırmaya karar verdi. Ancak yıllar boyunca yaptığı testlerde, herhangi bir akraba eşleşmesi bulamadı. Bu durum, onun için hayal kırıklığı yaratmıştı. Fakat bu yıl, Minal’ın yaptığı DNA testinin sonucunun Meena’yla buluşması, her şeyi değiştirecekti. 20 Mayıs'ta Minal, test sonucunu paylaşmak üzere Meena'ya ulaştı. Meena, DNA test sonuçlarını kontrol ettiğinde karşısına çıkan veriler tüm hayatını etkileyen bir gerçeği ortaya koydu; iki kadın, aynı biyolojik anne ve babanın çocuklarıydı. O an, birbirlerine duydukları kardeşlik bağının gerçek bir temele dayandığını anlamışlardı.