Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı, Türkiye genelindeki üniversitelere gönderdiği resmî yazıda, cuma namazı vaktiyle çakışan ders, sınav, uygulama ve mesai saatlerine ilişkin düzenleme yapılmasını istedi. Yazıda, akademik ve idari personel ile öğrencilerin din ve vicdan hürriyetinin fiilen kullanılabilmesi için gerekli tedbirlerin alınması gerektiği belirtildi.
Temel hak ve özgürlük vurgusu yapıldı
Yazıda, ders, sınav ve uygulama saatleri belirlenirken temel hak ve özgürlüklerin gözetilmesinin zorunlu olduğu ifade edildi. Üniversitelerin akademik takvim ve ders programlarını belirleme yetkisine sahip olduğu hatırlatılırken, bu yetkinin temel hakları sınırlayıcı veya fiilen imkânsız hâle getirici şekilde kullanılamayacağı vurgulandı.
2016 tarihli genelge hatırlatıldı
YÖK’ün yazısında, 8 Ocak 2016 tarihli ve 29587 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 2016/1 sayılı Başbakanlık Genelgesi’ne atıfta bulunuldu. Genelgede, cuma namazı saatinin mesaiye denk gelmesi hâlinde kamu kurumlarında çalışanlara mesai kaybı olmaksızın izin verilebileceği hükmünün yer aldığı anımsatıldı.
Anayasa maddelerine atıf yapıldı
Yazıda, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 24’üncü maddesinde güvence altına alınan din ve vicdan hürriyeti ile 42’nci maddede düzenlenen eğitim ve öğretim hakkının birlikte ve dengeli şekilde korunmasının zorunlu olduğu belirtildi. Bu çerçevede, planlamaların hem eğitim-öğretim faaliyetlerinin sürekliliğini sağlayacak hem de ibadetlerin aksatılmasına neden olmayacak şekilde yapılması istendi.
Cuma namazı saatlerine göre yeniden planlama istendi
Gönderilen yazıda, cuma namazı vaktiyle çakışabilecek nitelikteki mesai, ders, sınav ve uygulamaların yeniden ele alınması talep edildi. Üniversitelerden, gerekli idari düzenlemelerin yapılarak uygulamada ortaya çıkabilecek aksaklıkların önüne geçilmesi istendi.
Din ve vicdan hürriyetinin fiilen kullanımı öne çıktı
YÖK, din ve vicdan hürriyetinin yalnızca inancı açıklama özgürlüğüyle sınırlı olmadığını, bu hakkın doğal sonucu olan ibadetlerin serbest ve fiilen yerine getirilebilmesini de kapsadığını belirtti. Üniversitelerin planlamalarını bu çerçevede yapmasının anayasal bir yükümlülük olduğu ifade edildi.
