Başlıktaki söz büyük ozanımız Neşet Ertaş'a ait.
Ne güzel söylemiş büyük usta; sayfalarca yazsan böylesine anlatamazsın derdini.
Ya Mustafa Kemal Atatürk'ün sözleri:
"Dünyada hiç bir milletin kadını 'Ben Anadolu kadınından fazla çalıştım. Milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte Anadolu kadını kadar emek verdim' diyemez! Ey kahraman Türk kadını! Sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın.” 
Kadının, kadınımızın değerini daha nasıl anlatabilir ki?
Daha da gerilere gidelim isterseniz. Madem ki gurur duyuyoruz Türklüğümüzle; Orta Asya'ya kadar uzanalım.
"Hakanın karısı kocasıyla birlikte inmiştir Türk toplumunun başına!" Bunu ben demiyorum; Orhun Kitabeleri'nde yazıyor.
"Türk hükümdarları 'Türkan' ve 'Bilge Hatun' dedikleri kadınlarıyla kararları ortak almışlar, hatta fermanlarını "Hakan ve Hatun buyuruyor ki" diye duyurmuşlardır." Yine ben demiyorum, tarihçiler böyle anlatıyor.
Sadece hükümdarlık katında değil, toplum içinde de eşit haklara sahiptir o zamanlarda kadınlar. Hatta üstün oldukları bile söylenebilir.
Türk tarihinde kadın hükümdarlar vardır. Ordu komutanları da.
Mesela kimdir Tomris Hatun?
Mesela Hun Hükümdarı Mete Han'ın Çin'le yaptığı antlaşmayı 'Hatunu' imzalamadı mı?
Bilmez misiniz Ötügen'i, Asena'yı, Ak Ana'yı?
Zühre olmasaydı Tahir'in aşkı destanlaşabilir miydi?
Şirin olmasaydı Ferhat deler miydi dağları?
Kadınlarımız olmasaydı hayatımızda anlatacak hangi hikayemiz vardı?
O halde... Ne oldu sonradan bize, Türk milletine... 
Neden geriye ittik kadınlarımızı, kim ata sözü diye bize yutturdu, "Elinin hamuruyla erkek işine karışma! Saçı uzun, aklı kısa" gibi lafları.
Ulu Önder'in Avrupa'nın pek çok medeni (!) ülkesinden yıllar önce kadınlarımıza verdiği seçme seçilme hakkını, değeri, kadınlarımızı baştacı etmesini nasıl gözardı edebildik?
Hele son yıllarda...
Hemen her gün gazetelerin 3. sayfalarındaki o haberleri gördükçe utanmıyor muyuz hiç?
- ‘Ya benimsin, ya toprağın’ dedi; kadını bıçakladı!
- Eşini döve döve hastanelik etti!
- Yolda yürüyen kadına taciz!
- Çocuklarının annesini tanınmaz hale getirdi!
Bu başlıklar isyan ettirmiyor mu hiç birinizi?
Şimdi bir de utanmadan kutlayacaksınız 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü! Yalandan biliyorum; çoğunuz karşısınız buna!
Ben de karşıyım aslında; çünkü 365 günde bir gün Dünya Kadınlar Günü ne demek? 364 gün de "Kadınlar Günü" olmalı, ona göre yaşamak ve yaşatmak gerek.
Aziz Nesin'in 'Kadını' çok güzel anlatan sözleriyle bitirelim yazıyı:
- Bir kadına ne verirseniz verin, onu daha da büyük hale getirir.
- Ona sperm verirseniz, size bir çocuk verir.
- Ona bir ev verirsiniz, size bir yuva verir.
- Ona sebze verirsiniz, size yemek verir.
- Ona bir gülücük verirsiniz, size kalbini verir.
- Ona bir şarkı söyleyin, size konser verir.
- Kendisine verileni çarpıp çoğaltarak geri verir.
- Bu yüzden ona çamur atarsanız, karşılığında bir bataklıkta boğulmaya hazır olun.

YORUM EKLE