Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, Yeni Yüzyıl İzmir İktisat Kongresi tanıtımında konuştu.

Bakan Nebati'nin açıklamalarından öne çıkan başlıklar:

"Şehrimiz, Millî Mücadelemizin zaferle sonuçlanmasının da simgesi haline gelmiştir"

İzmir, ülkemizin yalnızca siyasi bağımsızlığının değil, aynı zamanda ekonomik bağımsızlığının da temellerinin atıldığı, tarihimize yön vermiş gazi ve güzide şehirlerimizden biridir.

İzmir, düşmana karşı ilk kurşunu sıkarak bu milletin şanlı direnişini başlatan Hasan Tahsin ve tüm diğer şehitlerimizin tarih sayfalarına nakşettiği efsanevi dirilişin kentidir.

İşgalci Yunan ordusunu denize dökerek, 9 Eylül 1922 tarihinde kurtuluşunu ilan etmiş olan şehrimiz, Millî Mücadelemizin zaferle sonuçlanmasının da simgesi haline gelmiştir.

İzmir, ayrıca, henüz Cumhuriyetimiz kurulma arifesindeyken düzenlenen İzmir İktisat Kongresi’ne de ev sahipliği yaparak ülkemizin iktisadi mücadelesinin de simgesi hâline gelmiştir.

"İzmir İktisat Kongresi’nin de 100. yılını unutmayacağız"

Gazi Mustafa Kemal Atatürk liderliğinde, milletimizin verdiği destansı mücadeleler sonucunda kurulmuş olan Cumhuriyetimizin 100’üncü yılını, önümüzdeki sene hep birlikte büyük bir heyecanla kutlayacağız. 17 Şubat tarihinde de, iktisadi bağımsızlığımızın sembolü olan İzmir İktisat Kongresi’nin de 100. yılını unutmayacağız.

"Siyasi bağımsızlığı, iktisadi bağımsızlıkla da perçinleyen tarihi bir kongreydi"

İzmir’imiz, 17 Şubat 1923 tarihinde Banka-Han binasında toplanan ve ülkemizin dört bir yanından gelen 1135 delegeye ev sahipliği yapmış, yeni Türkiye'nin ekonomi politikalarının ana hatları İzmir İktisat Kongresi’nde belirlenmiştir.

İzmir’in kurtuluşundan 5 ay sonra, Lozan Barış Antlaşması’nın imzalanmasındansa 4 ay önce toplanan Kongre’nin İzmir’de düzenlenmesi elbette bir rastlantı değildi.

Tarihi bir liman ve ticaret şehri olan güzel İzmir’imiz, düşman işgalinin tüm ağırlığını hissetmiş ve önemli oranda zarar görmüştü.

Kongre, Yunan ordusunun şehirde bıraktığı tahribatı gözler önüne sermek ve yeni Türkiye’nin iktisat politikalarına yön vermek için, şimdi olduğu gibi o tarihlerde de büyük bir ticaret merkezi olan İzmir’de toplandı.

Böylece, İzmir İktisat Kongresi, milletimizin cephedeki destansı mücadeleleriyle elde ettiği siyasi bağımsızlığını, iktisadi bağımsızlıkla da perçinleyen tarihi bir kongreydi.

Yurdumuzun dört bir yanından katılım gösteren çiftçilerin, işçilerin, sanayicilerin, tüccarların ve hükümet temsilcilerinin o dönemki zor koşullar altında bir araya gelmesi ve Kongreye, İstiklal Mücadelemizin muzaffer komutanlarından Kazım Karabekir Paşa’nın başkanlık etmesi, ekonomik bağımsızlığa verilen önemi de açıkça ortaya koyuyordu.

Kongre’nin açılışında Gazi Mustafa Kemal’in altını çizdiği husus şuydu: "Siyasî, askerî muzafferiyetler ne kadar büyük olursa olsunlar, iktisadi muzafferiyetler ile tetviç edilemezlerse (taçlandırılmazlarsa) husule gelen (elde edilen) zaferler payidar olamaz, az zamanda söner."

"İhracatta Cumhuriyet tarihimizin rekorlarını ardı ardına kırmaya azimle devam ediyoruz"

Bizler de Sayın Cumhurbaşkanımız liderliğinde esasen tam olarak bu istikamette, yani iktisadi zaferler kazanmak üzere, ilerliyoruz. Tüm küresel çalkantılara rağmen, ekonomimizi istikrarlı ve sağlıklı bir şekilde büyütmek ve güçlendirmek için aynı inanç ve iradeyle çalışıyoruz.

İnsanımıza her geçen gün yeni iş imkanları oluşturmaya, yerli sanayimizi ve tarımsal üretimimizi giderek güçlendirirken ihracatta Cumhuriyet tarihimizin rekorlarını ardı ardına kırmaya azimle devam ediyoruz.

"İktisadi yükselişimizi yeni zirvelere taşımak gayesiyle gece-gündüz azimle ilerliyoruz"

İzmir İktisat Kongresi’nin ilk oturumunda alınan kararlardan biri de şu şekildeydi: "Türkiye halkı, tahribat yapmaz; imar eder. Bütün mesai iktisaden memleketi yükseltmek gayesine matuftur."

İşte bizler de bu anlayışla, 20 yıldan bu yana ülkemizin dört bir yanını imar ediyor; iktisadi yükselişimizi yeni zirvelere taşımak gayesiyle gece-gündüz azimle ilerliyoruz.

Milli Mücadele yıllarında Misak-ı Milli nasıl ki milletimize bir yön tayin etmişse, İzmir İktisat Kongresi’nde alınan Misak-ı İktisadi kararları da yine o dönemin koşullarında, yeni Türkiye’ye bir istikamet tayin etmiştir.

Cumhuriyetimizin kuruluş arifesinde alınan Misak-ı İktisadi kararların önemli bir kısmı günümüz koşullarında da yol gösterici niteliktedir. Bu kararlardan bir kısmı şu şekildedir:

Milli sanayi teşvik edilmeli, öncelikle milli kaynaklar değerlendirilmelidir.

Yabancı sermaye kanunlarımıza riayet etmek şartıyla gelebilir.

Çiftçiye ve yatırım yapmak isteyenlere kredi verilerek özel teşebbüs desteklenmeli, bu amaçla banka kurulmalıdır.

Yabancı tekelleşmelere ve imtiyazlara son verilmeli, milli sanayinin teşviki için bir yasa çıkarılmalı, küçük zanaatkarlıktan büyük işletmelere geçilmeli ve teknik eğitim geliştirilmelidir.

Gümrük tarifeleri milli sanayinin kalkınma ihtiyaçlarına göre düzenlenmeli, yerli mallar karada ve denizde ucuz tarifeyle taşınmalıdır.

"Hem ülkemiz hem de dünya tarihi için, yine kritik bir dönüm noktasındayız"

Alınan bu kararlar, geride bırakılan onca sıkıntıya rağmen milletimizin iktisadi alanda da boyun eğmez iradesinin ve azminin ne kadar yüksek olduğunun açık bir göstergesidir.

1923 yılından sonra, İzmir İktisat Kongresi dört kez daha toplanmış ve bu toplantılar, ülkemiz ve dünya tarihinin önemli dönüm noktalarında düzenlemiştir.

İkinci İzmir İktisat Kongresi 1981 yılında, Türkiye’nin dışa açılma ve liberalleşme politikalarının başladığı, kapalı bir ekonomiden açık bir ekonomiye geçtiğimiz döneme denk geliyordu.

Üçüncüsü yine tarihi bir dönemeçte, soğuk savaşın bittiği, Doğu Bloku ülkelerin serbest piyasayla tanıştığı ve küreselleşmenin iktisadi alana yön vermeye başladığı 1992 yılında düzenlendi.

Dördüncü kongre, ülkemizin ekonomide yıllarca sürecek bir atılım dönemine girdiği 2004 yılında yapıldı.

Beşincisiyse 2008-2009 küresel krizinin ardından, gelişmekte olan ülkelerin giderek yıldızının parladığı, üretimin ağırlık ekseninin Asya’ya kaydığı bir dönemde, yani 2013 yılında düzenlendi.

Bugün de hem ülkemiz hem de dünya tarihi için, yine kritik bir dönüm noktasındayız. Tüm dünya yıkıcı ve küresel bir salgını atlatıp toparlanma sürecine girerken, jeostratejik gelişmelerin çok daha fazla konuşulduğu, enerji ve gıda politikalarındaki istikrarın öneminin arttığı bir süreçteyiz.

"Türkiye Yüzyılı hedefine emin adımlarla ilerlediğimiz bir süreçteyiz"

Ülkemizdeyse bizler, son 20 yılda büyük altyapı yatırımlarını hayata geçirmiş, 20 Aralık 2021 tarihinde devreye aldığımız Türkiye Ekonomi Modeli’nin ilk yılını başarıyla tamamlamış ve Türkiye Yüzyılı hedefine emin adımlarla ilerlediğimiz bir süreçteyiz.

Türkiye Yüzyılı hedefine ilerlerken, dünya siyasetine yön vermiş kadim tarihimiz ve Millî Mücadele kahramanlarımızın tüm fedakarlıkları elbette önümüze ışık tutmaya devam ediyor.

Bizler, bastığı yerleri toprak diyerek geçmeyen; istiklali ve değerleri uğrunda şehitlik makamına koşarak gitmeyi bilen bir milletin evlatlarıyız.

Tarihine bu perspektiften bakan bir anlayışla, İzmir İktisat Kongre’mizin de ne manaya geldiğini çok iyi biliyoruz.

Ancak ne yazık ki Kongrenin düzenlendiği tarihi bina 1979 yılında yıkılmıştı.

Şimdiyse bizler, bu mirasımıza sahip çıkıyor ve 1’inci İzmir İktisat Kongresi’nin gerçekleştirildiği binayı yine aynı yerinde ve aslına tamamen sadık kalacak şekilde hızla ve yeniden inşa ediyoruz.

Arkadaşlarımız inşaatı hızla bitirmek için canla başla çalışmaya aralıksız devam ediyorlar. İnşallah en kısa sürede de tamamlayacaklar.

"Geniş katılımlı bir İktisat Kongresi düzenleyeceğiz"

Bu güzel haberin yanı sıra bugün sizlerle bir güzel haber daha paylaşmak istiyorum.

17 Şubat 2023 tarihinde, yani 1’inci İzmir İktisat Kongresinden tam 100 sene sonra, yine aynı yerde Sayın Cumhurbaşkanımızın himayelerinde ve Bakanlığımız koordinasyonuyla tüm milletimize mal olacak geniş katılımlı bir İktisat Kongresi düzenleyeceğiz.

Nasıl ki 1923 yılındaki Kongre, ülkemizin o dönemdeki koşullarına göre yurdumuzun dört bir yanından milletimizin farklı kesimlerini temsil eden delegelerin katılımıyla yapıldıysa; biz de 6. İzmir İktisat Kongresi’ni yine aynı yaklaşımla gerçekleştireceğiz.

Esasen bizim tüm gayemiz, tüm gayretimiz ve attığımız her adım, bizzat Milli Mücadele ruhundan kök bulmuş, aynı ruh ve heyecanla ilerlemiştir.

"Bu dalgalı ve hırçın sularda kararlı bir şekilde ilerlemeye devam ediyoruz"

2020 yılında salgınla başlayan sürecin tüm dünyada ne tür sorunlara yol açtığına, 2022 yılındaki savaş ortamıyla birlikte jeopolitik tansiyonun küresel düzeyde nasıl yükseldiğine hep birlikte şahitlik ettik.

EYT'lilerin maaşları belli oldu EYT'lilerin maaşları belli oldu

Bir yanda enerji ve gıda fiyatları tarihi zirvelerini zorlarken, öte yanda hem enerji hem de gıda bakımından arz ve tedarik sorunları küresel ölçekte hissedilmeye devam ediyor.

Neredeyse İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana küresel ölçekte yaşanan en derin sarsıntılar, içinden geçtiğimiz bu dönemde gerçekleşiyor.

Ancak biz Türkiye olarak, Sayın Cumhurbaşkanımızın güçlü liderliği ve milletimizin sağlam iradesiyle bu dalgalı ve hırçın sularda güvenle ve kararlı bir şekilde ilerlemeye devam ediyoruz.

"Dünya ekonomilerinin önemli bir kısmından pozitif yönde ayrışmayı da başarmış durumdayız"

İşte Türkiye Ekonomi Modeli, 20 Aralık 2021’de, bundan tam bir yıl önce küresel dönüşüm sürecinde, ülkemizin yeni ve daha üst bir dengeye ulaşmasını garantilemek, tüm tehditleri bertaraf etmenin yanı sıra bir değişimi fırsata çevirmek hedefiyle hayata geçirilmiştir.

Türkiye Ekonomi Modeli de aynı İzmir iktisat Kongresi’nde olduğu gibi, tamamen ülkemizin ihtiyaçları ve insanımıza has dinamikler dikkate alarak kurgulanmıştır.

Yatırım, istihdam, üretim ve ihracat odaklı, yani insanımızın refahı odaklı bir anlayışla, ülkemizi küresel değer zincirinde üst sıralara taşımak hedefiyle devreye alınmıştır.

Çok şükür 1 yılın sonunda geldiğimiz nokta itibarıyla dünya ekonomilerinin önemli bir kısmından pozitif yönde ayrışmayı da başarmış durumdayız.

Böylece, yıllık bazda son 9 çeyrektir kesintisiz büyüme kaydederek G20 ülkeleri arasında en hızlı büyüyen ülkelerden biri olmayı sürdürdük.

"İhracatımız 253 milyar doları aşarak, Cumhuriyet tarihimizin rekor seviyelerine ulaşmıştır"

Bugün istihdamımız 31,2 milyonla ihracatımız da 253 milyar doları aşarak, Cumhuriyet tarihimizin rekor seviyelerine ulaşmıştır. Tüm bunları yaparken bütçedeki disiplinli duruşumuzu da sürdürüyoruz. Bankalarımız, güçlü sermaye yapılarıyla reel sektörümüzü desteklemeye devam ediyor.

Her ne kadar yüksek enflasyon hepimizin canını yakmış olsa da, aldığımız önlemler ve kaydedilen olumlu gelişmelerle onun da boynunu geçtiğimiz aydan itibaren aşağıya kırmış durumdayız.

Küresel enerji fiyatlarındaki normalleşmeyle, önemi İzmir İktisat Kongresinde de belirtilen üretimi artırmaya yönelik politikaların uygulanmaya devam edilmesiyle ve beklentilerdeki iyileşmeyle birlikte enflasyonun önümüzdeki aylarda da çok daha belirgin şekilde düşeceğini zaten hep birlikte göreceğiz.

Diğer taraftan finansal istikrarımızın tehdit altında olduğu bir dönemde devreye aldığımız Kur Korumalı Mevduat uygulamasıyla hem döviz kurlarındaki oynaklığı azaltmayı başarırken hem de 2021 Aralık ayında yüzde 70’leri aşan yabancı para mevduat oranını yüzde 50’nin altına kadar geriletmiş olduk.

Bunların tamamını da bir yıl evvel, 20 Aralık 2021 tarihinde devreye aldığımız Türkiye Ekonomi Modelimiz ve zamanında atılmış stratejik adımlarımızla başardık.

"Ülkemiz için geceli gündüzlü çalışmaya durmaksızın devam ettik"

Bizim politikalarımızın odağında daima milletimizin refahı yer almış, temel hedefimiz daha güçlü bir Türkiye’yi beraberce inşa etmek olmuştur.

İşte 17 Şubat 2023 günü düzenleyeceğimiz İzmir İktisat Kongresi’ni de bu anlayışla; gençlerimiz, kadınlarımız, çiftçilerimiz, işçilerimiz, esnafımız, sanayicilerimiz, turizmcilerimiz; velhasılı milletimizin tüm kesimlerinin geniş katılımıyla, böylesi bir atmosferde, tarihimizden güç alarak gerçekleştireceğiz.

Son 20 yılda, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde önemli oranda hızlanarak artan Cumhuriyetimizin 100 yıllık kazanımlarını, Türkiye Yüzyılı vizyonumuzla, yarınlarımıza güçlü bir şekilde ve beraberce taşıyacağız.

Misak-i İktisadi ilkelerinden biri de "Türkiye halkının, sarf ettiği eşyayı mümkün mertebe kendi yetiştirmesi; milli istihsalini temin için icabında geceli gündüzlü çalışması"dır.

Bizler de son 20 yılda işte tam da bu şiarla ilerledik. Ülkemiz için geceli gündüzlü çalışmaya durmaksızın devam ettik.

Öte yandan, yerlilik ve millilik konusundaki yaklaşımımız ortadadır. Biz yine bu konuda da Misak-i İktisadi ilkelerinden olan "kendi yurduna, kendi kanununa uymayan müesseselerle münasebette bulunmaz" anlayışıyla hareket ettik ve ediyoruz.

Böylece, 20 sene evvel, ancak yüzde 20’lerde olan savunma sanayimizin yerlilik oranını, bugün yüzde 80’lere kadar taşımayı başardık.

Teknolojide, sanayide, eğitimde, sağlıkta, ulaşım ve altyapıda kat ettiğimiz mesafeler de ortadadır.

"Tüm bu gayretlerimiz, bizleri bugün Türkiye Yüzyılı vizyonumuza ulaştırmıştır"

Elektrikli yerli otomobilimizi, insansız hava araçları ve savaş uçaklarımızı, helikopterlerimizi, dünyanın en büyükleri arasında yer alan barajları, köprüleri, mega altyapı projelerini hep 20 yıl içinde eser ve hizmet siyasetimizle gerçekleştirdik.

Tüm bu gayretlerimiz ve verdiğimiz sayısız mücadele, önümüzü açmış, bizleri bugün Türkiye Yüzyılı vizyonumuza ulaştırmıştır.

İşte bu aşamada, 17 Şubat 2023 tarihinde, İzmir’de Sayın Cumhurbaşkanımızın himayelerinde, yine aynı binada, 100 sene evvelki heyecan ve inançla bir büyük İktisat Kongresi’ni düzenleyeceğiz.

İnanıyorum ki bu kongre de ilki gibi bize ışık tutacak, birliğimizi ve ortak başarı irademizi güçlendirecek, Türkiye Yüzyılı vizyonumuzun önünü açacaktır.

Her birinizi şimdiden bu büyük Kongre’ye davet ediyorum. Unutmayın ki bugün Türkiye, kurulan oyunların bir parçası olmanın ötesinde; oyun kuruculardan biri konumundadır.

Sahip olduğumuz bu azim ve cesaret, bize başta Gazi Mustafa Kemal ve silah arkadaşları olmak üzere, kanlarıyla bu toprakları sulamış tüm şehitlerimiz ve gazilerimizden mirastır.

Bu vesileyle, Millî Mücadelemizde destanlar yazan tüm Millî Mücadele kahramanlarımızın yanı sıra, ülkemizin istiklal ve istikbali yolunda, bugüne değin şehitlik mertebesiyle şereflenmiş tüm şehitlerimizi yad ediyor, gazilerimizi hürmet ve saygıyla selamlıyorum.

Toplantımıza gösterdiğiniz ilgiden dolayı her birinize teşekkürlerimi sunarım.