İstanbul
Parçalı bulutlu
23°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
49,3410 %0.13
55,1691 %-0.24
6.618,73 %-0.39
83.428,68 %0.50
Ortadoğu Gazetesi SAĞLIK Kalpteki ritim bozukluğu inme riskini 5 kat artırıyor! Uzmanından kritik uyarı

Kalpteki ritim bozukluğu inme riskini 5 kat artırıyor! Uzmanından kritik uyarı

Medipol Bahçelievler Üniversite Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Dursun Aras, atriyal fibrilasyon adı verilen kalp ritim bozukluğunun inme riskini yaklaşık 5 kat artırdığını açıkladı. Çarpıntı, nefes darlığı ve çabuk yorulma gibi belirtilerle ortaya çıkabilen hastalık, bazı kişilerde hiçbir şikâyete yol açmadan ilerleyebiliyor. Uzman isim, özellikle 65 yaş üzerindeki bireylerde EKG kontrolünün ve uygun hastalarda kan sulandırıcı tedavinin önemini vurguladı.

WHATSAPP
KANALI
Ortadoğu Gazetesi Gündem artık cebinizde! Günün en önemli gelişmeleri anında telefonunuza gelsin. Ücretsiz katılın, hiçbir haberi kaçırmayın. Kanala Katıl

Kalbin düzensiz ve zaman zaman hızlı atmasına neden olan atriyal fibrilasyon, ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen ritim bozuklukları arasında yer alıyor. Özellikle ileri yaşlarda daha sık görülen hastalık, kalpte pıhtı oluşmasına ve oluşan pıhtının beyne ulaşarak inmeye neden olmasına zemin hazırlayabiliyor.

Medipol Bahçelievler Üniversite Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Dursun Aras, atriyal fibrilasyonu bulunan kişilerde inme riskinin yaklaşık 5 kat arttığını belirterek erken tanı ve doğru tedavinin önemine dikkat çekti.

Atriyal fibrilasyon nedir, belirtileri nelerdir?

Atriyal fibrilasyon, kalbin kulakçıklarının düzenli kasılma özelliğini kaybetmesiyle ortaya çıkan bir ritim bozukluğu olarak tanımlanıyor. Kalpteki elektriksel aktivitenin düzensizleşmesi, kalp atışlarının hızlanmasına veya düzensiz hissedilmesine neden olabiliyor.

Prof. Dr. Dursun Aras, hastaların en sık çarpıntı ve düzensiz kalp atışı şikâyetleriyle sağlık kuruluşlarına başvurduğunu belirtti.

Hastalığın diğer belirtileri arasında nefes darlığı, çabuk yorulma, vücutta ödem ve zaman zaman göğüs ağrısı bulunuyor. Ancak bazı kişilerde hiçbir belirti görülmeyebiliyor.

Belirti vermeyen ritim bozukluğu da inmeye neden olabiliyor

Atriyal fibrilasyonun en önemli tehlikelerinden biri, hastalığın bazı kişilerde fark edilmeden ilerlemesi. Prof. Dr. Aras, kimi hastalarda ritim bozukluğunun rutin EKG kontrolünde tespit edildiğini, bazılarında ise ilk bulgunun inme olabildiğini söyledi.

Kalbin içinde oluşabilen pıhtıların kan dolaşımıyla beyne ulaşması, beyin damarlarında tıkanmaya ve inmeye yol açabiliyor.

Prof. Dr. Aras, "Hastanın ritim bozukluğunu hissetmemesi, inme geçirmeyeceği anlamına gelmiyor" sözleriyle belirti göstermeyen vakaların da önemsenmesi gerektiğini vurguladı.

65 yaş üzerindekilere EKG ve kalp kontrolü önerisi

Aktarılan verilere göre atriyal fibrilasyon toplum genelinde yüzde 2-3 oranında görülürken, bu oran 65 yaşından sonra yüzde 5-10'a, 80'li yaşlarda ise yüzde 15-20'ye kadar yükseliyor.

Hastalığın teşhisinde temel yöntemlerden biri elektrokardiyografi (EKG). Aralıklı ortaya çıkan ritim bozukluklarında ise 24 saatlik, 48 saatlik veya daha uzun süreli Holter kayıtlarından yararlanılabiliyor.

Akıllı saatlerin ritim kaydı özelliklerinin de tanı sürecine yardımcı olabileceğini belirten Prof. Dr. Aras, özellikle 65 yaş üzerindeki kişilerin en az bir kez kardiyolojik değerlendirmeden geçmesini ve EKG çektirmesini önerdi.

Atriyal fibrilasyonda aspirin inme riskini önlemek için yeterli değil

Prof. Dr. Dursun Aras, atriyal fibrilasyon tedavisinin temel hedeflerinden birinin inme riskini azaltmak olduğunu ifade etti.

Uygun hastalarda kullanılan antikoagülan olarak adlandırılan kan sulandırıcı ilaçların, pıhtıya bağlı inme riskinin azaltılmasında önemli rol oynadığını belirtti.

Aspirinin atriyal fibrilasyona bağlı inmeyi önlemek amacıyla kullanılan antikoagülan tedavilerin yerine geçmediğini vurgulayan Aras, ilaç seçiminin her hastanın risk faktörlerine göre yapılması gerektiğini söyledi.

Kan sulandırıcı tedavilerin hekim değerlendirmesiyle başlanması ve takip edilmesi gerekiyor. Hastaların mevcut ilaçlarını doktorlarına danışmadan değiştirmemesi önem taşıyor.

Ritim bozukluğunda tedavi ve yaşam tarzı değişiklikleri önemli

Atriyal fibrilasyonun yönetiminde yalnızca ilaç tedavisi değil, kalp ritminin kontrol altına alınması ve eşlik eden sağlık sorunlarının yönetilmesi de önem taşıyor.

Prof. Dr. Aras, uygun hastalarda kateter ablasyon yönteminin kullanılabildiğini belirterek kilo kontrolü, hipertansiyon ve diyabetin düzenli takibi, uyku apnesinin tedavisi, sigara ve alkolün bırakılması, sağlıklı beslenme ve düzenli egzersizin önemine dikkat çekti.

Risk faktörlerinin kontrol altına alınmasının yaşam kalitesini artırabileceğini, inme ve kalp yetersizliği risklerinin azaltılmasına katkı sağlayabileceğini ifade etti.

Uzmanlar, özellikle ani gelişen yüz kayması, kol veya bacakta güçsüzlük ve konuşma bozukluğu gibi inme belirtilerinde zaman kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi'nden yardım istenmesi gerektiğini hatırlatıyor.