Kalbin düzensiz ve zaman zaman hızlı atmasına neden olan atriyal fibrilasyon, ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen ritim bozuklukları arasında yer alıyor. Özellikle ileri yaşlarda daha sık görülen hastalık, kalpte pıhtı oluşmasına ve oluşan pıhtının beyne ulaşarak inmeye neden olmasına zemin hazırlayabiliyor.
Medipol Bahçelievler Üniversite Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Dursun Aras, atriyal fibrilasyonu bulunan kişilerde inme riskinin yaklaşık 5 kat arttığını belirterek erken tanı ve doğru tedavinin önemine dikkat çekti.
Atriyal fibrilasyon nedir, belirtileri nelerdir?
Atriyal fibrilasyon, kalbin kulakçıklarının düzenli kasılma özelliğini kaybetmesiyle ortaya çıkan bir ritim bozukluğu olarak tanımlanıyor. Kalpteki elektriksel aktivitenin düzensizleşmesi, kalp atışlarının hızlanmasına veya düzensiz hissedilmesine neden olabiliyor.
Prof. Dr. Dursun Aras, hastaların en sık çarpıntı ve düzensiz kalp atışı şikâyetleriyle sağlık kuruluşlarına başvurduğunu belirtti.
Hastalığın diğer belirtileri arasında nefes darlığı, çabuk yorulma, vücutta ödem ve zaman zaman göğüs ağrısı bulunuyor. Ancak bazı kişilerde hiçbir belirti görülmeyebiliyor.
Belirti vermeyen ritim bozukluğu da inmeye neden olabiliyor
Atriyal fibrilasyonun en önemli tehlikelerinden biri, hastalığın bazı kişilerde fark edilmeden ilerlemesi. Prof. Dr. Aras, kimi hastalarda ritim bozukluğunun rutin EKG kontrolünde tespit edildiğini, bazılarında ise ilk bulgunun inme olabildiğini söyledi.
Kalbin içinde oluşabilen pıhtıların kan dolaşımıyla beyne ulaşması, beyin damarlarında tıkanmaya ve inmeye yol açabiliyor.
Prof. Dr. Aras, "Hastanın ritim bozukluğunu hissetmemesi, inme geçirmeyeceği anlamına gelmiyor" sözleriyle belirti göstermeyen vakaların da önemsenmesi gerektiğini vurguladı.
65 yaş üzerindekilere EKG ve kalp kontrolü önerisi
Aktarılan verilere göre atriyal fibrilasyon toplum genelinde yüzde 2-3 oranında görülürken, bu oran 65 yaşından sonra yüzde 5-10'a, 80'li yaşlarda ise yüzde 15-20'ye kadar yükseliyor.
Hastalığın teşhisinde temel yöntemlerden biri elektrokardiyografi (EKG). Aralıklı ortaya çıkan ritim bozukluklarında ise 24 saatlik, 48 saatlik veya daha uzun süreli Holter kayıtlarından yararlanılabiliyor.
Akıllı saatlerin ritim kaydı özelliklerinin de tanı sürecine yardımcı olabileceğini belirten Prof. Dr. Aras, özellikle 65 yaş üzerindeki kişilerin en az bir kez kardiyolojik değerlendirmeden geçmesini ve EKG çektirmesini önerdi.
Atriyal fibrilasyonda aspirin inme riskini önlemek için yeterli değil
Prof. Dr. Dursun Aras, atriyal fibrilasyon tedavisinin temel hedeflerinden birinin inme riskini azaltmak olduğunu ifade etti.
Uygun hastalarda kullanılan antikoagülan olarak adlandırılan kan sulandırıcı ilaçların, pıhtıya bağlı inme riskinin azaltılmasında önemli rol oynadığını belirtti.
Aspirinin atriyal fibrilasyona bağlı inmeyi önlemek amacıyla kullanılan antikoagülan tedavilerin yerine geçmediğini vurgulayan Aras, ilaç seçiminin her hastanın risk faktörlerine göre yapılması gerektiğini söyledi.
Kan sulandırıcı tedavilerin hekim değerlendirmesiyle başlanması ve takip edilmesi gerekiyor. Hastaların mevcut ilaçlarını doktorlarına danışmadan değiştirmemesi önem taşıyor.
Ritim bozukluğunda tedavi ve yaşam tarzı değişiklikleri önemli
Atriyal fibrilasyonun yönetiminde yalnızca ilaç tedavisi değil, kalp ritminin kontrol altına alınması ve eşlik eden sağlık sorunlarının yönetilmesi de önem taşıyor.
Prof. Dr. Aras, uygun hastalarda kateter ablasyon yönteminin kullanılabildiğini belirterek kilo kontrolü, hipertansiyon ve diyabetin düzenli takibi, uyku apnesinin tedavisi, sigara ve alkolün bırakılması, sağlıklı beslenme ve düzenli egzersizin önemine dikkat çekti.
Risk faktörlerinin kontrol altına alınmasının yaşam kalitesini artırabileceğini, inme ve kalp yetersizliği risklerinin azaltılmasına katkı sağlayabileceğini ifade etti.
Uzmanlar, özellikle ani gelişen yüz kayması, kol veya bacakta güçsüzlük ve konuşma bozukluğu gibi inme belirtilerinde zaman kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi'nden yardım istenmesi gerektiğini hatırlatıyor.
