Diyarbakır'daki cinayette kan donduran detaylar... Ergani’de 2 yıl önce kendisine tecavüz eden ve ikinci tecavüz girişiminde sahte Şeyh Yusuf Evran’ı av tüfeğiyle öldürdüğü için 10 yıl hapisle cezalandırılan Zozan T. ile ilgili mahkeme gerekçeli kararını tamamladı.

Sözcü'de yer alan habere göre kararda, kadının Yusuf Evran’ı ani gelişen kastla öldürdüğünü, her ne kadar kadın hakkında tasarlayarak kasten öldürme suçundan dava açılmış olsa da, yargılama ve toplanan delillere göre, kadının ikinci kez tecavüze uğramamak için tüfeği yanında tedbir olarak bulundurduğunu, nitekim Yusuf Evran’ın ikinci kez tecavüze yeltenmesiyle olayın gerçekleştiğine vurgu yapıldı.

"SANA 3 HARFLİLER MUSALLAT OLMUŞ"

Sanık Zozan T.’nin öldürme kastı olmadığı, böyle bir niyeti olsaydı ilk tecavüz olayında Evran’ı öldürebileceğinin altı çizilen gerekçeli kararda, öldürme kararını önceden aldığına dair delil bulunmadığına işaret edildi.

Zozan T.’nin annesinin ölümünden sonra girdiği ruhsal bunalım sonucu Yusuf Evran tarafından uzun süre cinlerle ve büyülerle korkutularak psikolojisinin iyice bozulduğu, ölenin genç kadına sürekli, “Sana 3 harfliler musallat olmuş, bu sebeple hayatın kötüye gidiyor” diyerek manevi cebri altına almaya başladığı, sonraki süreçlerde devamlı olarak 3 harflilerle Zozan’ı korkutmaya devam ettiği bildirildi.

BÜYÜ ALMA BAHANESİYLE TECAVÜZ

Annesini kaybettiği için zaten bir yıkım yaşayan Zozan T.’yi cinlerle korkutan Yusuf Evran’ın, kadının manevi dünyasında tahribat oluşturarak, ruhunda derin yaralar açtığı belirtilen kararda, kadının psikolojisini bozarak manevi yönden etkisi altına aldığı ifade edildi.

Kadının oturduğu eve şeyh kimliğini kullanarak gittiği ve burada sürekli cinsel yönden musallat olduğu kaydedilen kararda, duygusal olarak büyük boşluğa düşen kadının sıkıntılı süreci kimseye anlatmayarak kendi içinde derin biçimde yaşadığı vurgulandı.

Yusuf Evran’ın üç harflilerle ailesine zarar vereceğinden korkan kadının nihayetinde öldürme olayından 2 ay önce üzerindeki büyüyü alacağı vaadiyle kandırıp annesinin evine götürüp burada tecavüz ettiği ifade edildi.

"DELİL GİZLEMEK İÇİN DEĞİL NE YAPTIĞINI BİLMEDİĞİ İÇİN"

Zozan T.’nin öldürdüğü Yusuf Evran’dan kendisine yönelen haksız tahrikin getirdiği şiddetli elem ve hiddetin etkisiyle olayı gerçekleştirdiği yönünde mahkemede tam bir kanaat oluştuğu bildirildi.

Gerekçeli kararda, kadının kendisine tecavüz girişiminde bulunan adamı öldürdükten sonra cinayette kullandığı tüfeği ve ölene ait cep telefonunu alarak bir çöpe attığı için hakkında suç delillerini gizlemek ve hırsızlık suçundan da cezalandırılması talep edilmiş olsa da, amacının hırsızlık ve delilleri gizlemek değil, cinayet sonrasında ne yapacağını bilemez bir durumda olduğu için suçta kullanılan silahı çöpe attığından dolayı bu suçlardan beraatına karar verilmesi gerektiği bildirildi.

ÖNCE MÜEBBET, ARDINDAN 10 YIL VE TAHLİYE

Kadının babası Zülküf T.’nin de cinayette kızına yardım ettiği ileri sürülmüş ise de buna dair delil bulunmadığından babanın da beraatına karar verilmesi gerektiği ifade edildi. Mahkeme bu gerekçeye dayanarak Zozan T.’yi önce müebbet, ardından cinayeti kendisine yönelik haksız tahrik altında işlediği için 12 yıla indirdi. Duruşmalardaki iyi hali nedeniyle de sonuç cezanın 10 yıla indirilerek kadının tahliyesine oy birliğiyle karar verildiği anlatıldı.

"BABAMLA, KERAMET SAHİBİ OLDUĞUNA İNANDIK"

Zozan T. mahkemedeki savunmasında, “Annemi kaybedince psikolojim bozuldu. Ağabeyimin açtığı mantıcı dükkânında çalışırken Münevver adında bir kadın Yusuf Evran diye biri olduğunu, psikolojik bunalımda olduğum için onun dini sohbetlerine katılırsam manevi yönden bana iyi geleceğini söyleyip bizi tanıştırdı. Arabistan’daki din âlimlerinden eğitim gördüğünü söyleyip fal bakıp, muska ve bitkisel ilaçlar hazırlıyordu. Geçmişimle ilgili bazı konuları bilince kendisine inandım. Babam da rahatsız olduğu için babam için ilaç hazırlamasını söyledim. Babama ilaç getirince babamın da geçmişiyle ilgili konuşup dini sohbetler yaptı ve Kuran okudu. Babamla onun karamet sahibi olduğuna inandık. 4 yıl boyunca evimize gidip geldi” dedi.

"ÇIRILÇIPLAK YATAĞIMIN ÜSTÜNDE GÖRDÜM"

Yusuf Evran’ın kendisine “Sana bir şey söylemem gerekiyor ama korkma ben senin adına Yıldızname kitabına baktım. Üç harfliler sana musallat olmuş ve senin rahmine yerleşmiş. Bunu çıkarmam için 3 defa önden, 3 defa arkadan seninle ilişkiye girmem lazım’ dediğini belirten Zozan T. “Kabul etmedim, karşı çıkınca bana ‘Bu gece ruhlar aleminde senin yanına geleceğim. Cinler senin yanına gelecek korkma’ dedi. Küçük kâğıt parçası verip uyurken yastığımın altına koymamı istedi ama ben koymadım. O gece uyumak ve uyumamak arasında kaldım. Sonra kendisini çırılçıplak yatağımın üstünde gördüm. Sabah uyandığımda vücudumda bir şey yoktu. O korku ve panik ile başımın üzerinde bulunan Kuran'ı alıp uyudum." dedi.

Zozan T. "Beni sürekli cinleriyle korkutmaya başladı. Psikolojim zaten bozuktu, iyice bozdu. Cinlerin bana musallat olduğuna inandırmak için beni Hani İlçesinde yaşlı bir hocanın yanına götürdü. Yaşlı adam 3 harflilerin bana musallat olduğunu, Yusuf'un her dediğini yapmamı istedi. Yusuf, ‘Bu cinleri senden almazsam baban ölecek, kardeşin mide kanseri olup ölecek. 3 harflileri rahminden çıkarmam için ilişkiye girmemiz gerekiyor. Nikâhım seninle göklerde kıyıldı, sen benim helalim ve kaderimsin’ diyerek psikolojik baskı uyguluyordu. Bana türbanlı kadınların cinsel içerikli videolarını gösterip onlar gibi yapmamı istiyordu. ‘Onlar yapınca günah değil de sen yapınca mı günah?’ diyordu. Ben her seferinde karşı çıkıyordum” diye konuştu.

İLİŞKİ İÇİN MUTA NİKAHI TEKLİF ETTİ

Babasına bitkisel ilaç yapması için evlerine geldiğini belirten Zozan T.. “Bana ‘Şimdi babanı uyutacağım ve yanına geleceğim’ dedi. Mutfağa gelip beni kendine doğru çekip boynumdan öpüp göğüslerimi elleyince kaçtım. Odaya gittiğimde babamın uyuduğunu gördüm. Babam uyanınca bana bir şey yapamadı. O süre içinde sürekli beni cinlerle tehdit edip korkutuyordu. Babam Covid’e yakalandığı için hastaneye yatışı yapılınca bu kez ‘Sen Allah’ın hükmüne karşı geldiğin için Allah seni cezalandırıyor, cinlerini almazsam baban ölecek, kardeşin ölecek’ diyordu. ‘Benden zina yapmamı istiyorsun, günah işlemeyeceğim’ dediğimde, cinsel ilişkiyi muta nikâhı altında teklif ediyordu.

"BABAN BUGÜN ÖLECEK"

Baraj gölüne düşen Oktay Sarıtiken'i arama çalışmaları devam ediyor! Baraj gölüne düşen Oktay Sarıtiken'i arama çalışmaları devam ediyor!

İlk tecavüzü öldürülmeden iki ay önce yaptı. Babamla kahvaltı ederken babam kalbinin ağrıdığını biraz hava almak istediğini söyledi. Yusuf beni arayıp ‘Baban bugün ölecek. Sana 2 saat veriyorum, ya o cinleri aldır, ya da baban ölüyor. Sana okuyup üfleyeceğim, sırf baban ve kardeşin yaşasın, elimi üzerinizden çekersem telef olursunuz’ dedi. Bana ve aileme zarar verecek tipteydi. Tehdit ve baskıyla beni annesinin evine götürdü” dedi.

"GÖZLERİ TIRNAKLARIMIN ARASINDA KALDI"

Sahte hocanın evde kurana el basıp kendisine zarar vermeyeceği üzerine yemin ettiğini, buna rağmen tecavüze uğradığını belirten Zozan T., “Sadece cinleri çıkarmak için okuyacağını söyledi. Ben inandım, evde bir şeyler okuyup üfledikten sonra eliyle ağzımı kapatıp üzerime çullandı, bağırdım. Gözleri tırnaklarımın arasında kaldı, boğuştuk, bu sırada cinsel organı içime girmişti. Numarasını engellememe ve kendi numaramı değiştirmeme rağmen sürekli bana ulaşıyordu. Sürekli karşıma çıkıp cinlerle psikolojimi bozuyordu. Beni ikinci kez arayıp iş bulduğunu söyleyip bu bahaneyle evimize gelip tekrar bana saldırınca ben de kurtulamayacağımı anlayıp ‘Burada olmaz’ dedim. Beni annesinin evine götürdü. Burada bana tecavüz etmek istedi ben yine korkup bağırınca olmadı, yine yapacağız dedi. Arkası dönük cinsel organını yıkadığı sırada benim elbiselerimi giyineceğimi düşündü. Evdeki tüfekle ateş açtım, bana doğru gelmeye çalışınca düştü. Gözleri açıktı ben yaşıyor sandım ve üzerine kovayla su döktüm. Kolunu kaldırınca öldüğünü anladım. Tüfeği hırkama sarıp çöpe atarak kaçtım. Midem bulanıp kustum, hastalanınca babam durumdan şüphelendi. Babama durumu anlattım ancak o tecavüze uğradığımı bilmediği için ‘Keşke vurmasaydın’ dedi.

Editör: İrem Nur Kaya