Türkiye, Cerbe Havalimanı’nı istedi

İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani, ABD’nin Bağdat’ta düzenlediği bir füze saldırısında öldürüldü. Doğrudan İran’ın dini lideri Ali Hamaney’e bağlı olan Kasım Süleymani, Hamaney’in 1979’daki İslam Devrimi’nden beri en yakın isimlerdendi

Irak’ın başkenti Bağdat’ta, ABD ile İran arasında bir süredir devam eden gerginlik, İran Devrim Muhafızları dış operasyonlardan sorumlu komutanı General Kasım Süleymani’nin ABD hava saldırısında öldürülmesiyle Ortadoğu’da tansiyon tavan yaptı.

Önümüzdeki yıl yapılacak olan İran Cumhurbaşkanlığı seçiminde Süleymani, rejiminin en güçlü Cumhurbaşkanı adayı olarak görülüyordu. Askeri ve istihbari kapasitesinden ötürü Rusya Cumhurbaşkanı Putin’le benzetilerek, gelecekte İran’ın Putin’i olması bekleniyordu.

Trump yönetiminin, Tahran’daki ikinci en güçlü figür olarak tanımlanan; İran ordusunun bir generalinin soğukkanlı bir şekilde öldürülmesi; tartışmasız hem bir savaş suçu, hem de İran’a karşı doğrudan bir savaş eylemidir.

Kasım Süleymani de kimilerine göre 200 bin, kimilerine göre 500 bin Müslümanın ölümünden; Suriye, Irak ve Yemen’deki katliamların sorumlusu olarak lanse ediliyor. İran’ın Ortadoğu’daki beyni, komutanı ve valisi konumundaydı.

İran’ın Süleymani’nin intikamını alması biraz zaman alabilir. Ancak Tahran’ın, uluslararası önemli bir figürün öldürülmesi karşısında toplumun öfkesini dindirmek için bir tepki göstereceği aşikar. Fakat bu tepki bir ABD-İran savaşına evrilmeyeceğini çok net vurgulayabiliriz.

Çünkü İran devleti ve ordusu yeterince Suriye, Irak ve Yemen’de hırpalandı. Ekonomik gücü yetersiz. İran halkı değil bir savaş, Ortadoğu’da İran varlığından bile rahatsız. Üstelik İran’ın ABD ve İsraille hiç bir zaman savaş noktasına varacak kadar karşı karşıya gelmediğini de hatırlatmakta yarar var.

General Süleymani’nin Bağdat’ta öldürülmesi, 1914’te Avusturya Arşidük’ü Ferdinand suikastıyla karşılaştırıldı. “Tüm dünya nefesini tutuyor ve endişeyle gelebilecek olayları bekliyor” denildi. Ancak Dünya, Körfez’de başka bir savaşı göze alamaz. 3. Dünya savaşı çıkacaksa; bu arenanın Ortadoğu olmayacağı (Suriye iç savaşının sonuna gelindiği bir dönemde) anlaşılıyor.

Büyük olasılıkla İranlı yetkililer Süleymani’nin öldürülmesini Moskova, Pekin ve Avrupa ile tartışacaklar. ABD’li yetkililer ve medyası, neredeyse bir misilleme için bekliyor ancak İranlıların birçok seçeneği var. Aceleci davranmayacaklardır.

Süleymani’nin öldürülmesi, İran rejiminin bekası ile İsrail ve ABD karşıtı direniş motivasyonunu iki katına çıkaracaktır. Üstelik yoğun protestoların yapıldığı bir döneme denk gelen bu suikast, ülkeyi Amerikan karşıtlığı şemsiyesinde birleştirecektir.

İran iç siyasetinde reformcular, rejim yanlısı güçlü bir Cumhurbaşkanı adayından kurtuldu. Cumhurbaşkanı Ruhani, Dışişleri Bakanı Caferi, İran ordusu ve diğer alt kadrolarda da Süleymani karşıtları da mevcut görüntüden oldukça memnun. Elbette bazı agresif ve tehditkar söylemler yapılacak ancak bu Kasım Süleymani’nin ortadan kaldırılmasının getireceği rüzgardan farklı bir politik duruş olacaktır.

İran, anlaşmadan önce olduğu gibi ABD bankalarını siber saldırılar, Ortadoğu başta olmak üzere dış temsilciliklerine misillemede bulunabilir. Özellikle Körfez’deki petrol geçişine engel veya savaş gemilerine yönelik bir müdahale de ihtimaller arasında.

Amerika’nın Ortadoğu’daki müttefiklerini hedef alabilir. Suriye, Lübnan ve Gazze Şeridi’nde vekil kullanmak gibi tercihler de söz konusu. Elbette ABD’nin de artan oranda saldırıları olması yüksek ihtimal...

Haziran ayında Hürmüz Boğazı’nda yaşanan kriz ile Suudi Arabistan’daki Aramco tesislerine yapılan saldırı da gösteriyor ki; İran’a yönelik artan oranlı bir baskı söz konusuydu. Ancak Avrupa başta olmak üzere Batı dünyası, ABD’nin İran’a yönelik saldırısında yer almayacak. Görünen o ki ABD ve İsrail’in oluşturmaya çalıştırdığı koalisyona Suudi Arabistan dışında destek veren yok. Dolayısıyla Arap Baharından sonra İran’a alan açan ABD, bugün İran’ın fabrika ayarlarına dönerek Ortadoğu’dan çekilmesini istiyor. Haliyle İran da direnç gösteriyor. Direncin en etkili ismi/beyni ortadan kalktı. Bu saatten sonra bölgede İran’dan oluşacak boşluğu kim doldurur bilemiyoruz. Türkiye ve Suudi Arabistan dışında başka aktör yok. İsrail ve İngiltere her yerde fakat onlar da sadece suni bir devletçik oluşturabilirler. Kasım Süleymani suikasti öncesi İran, Rusya ve Çin ortaklaşa Umman denizinde bir tatbikat düzenledi. ABD’ye bu tatbikatla “Basra” üzerinden bir göz dağı verildi. Ancak ABD’nin cevabı daha sert oldu. Kasım Süleymani, gelecekte İran’ın Putin’i olacaktı. Olmadı. İran iç siyasetinde Hamaney, Cumhurbaşkanı seçimlerinde yeni bir aday arayacak. Reformcular Kasım süleymani suikastinden oldukça memnun.

Trump, çizilen karizmayı topladı. ABD başkanlık seçimlerine daha havalı giriyor. Elbette İran’in Şii siyaseti büyük darbe aldı. Şii hilali siyaseti bölgeye üzüntü, kan ve göz yaşı dışında bir şey getirmedi. İran, en güçlü askeri açıdan operasyonel subayını kaybetti. Kuşkusuz kazanan Türkiye oldu. Zira Suriye ve Irak meselelerinde hatta PKK ile mücadelede Kasım Süleymani Türkiye’ye çok zorluk çıkardı. Kim bilir belki Esad da Irak’taki özellikle Şii-Arap bloğu dahil Barzani grubu da bu suikastten memnundu. Suudi Arabistan, Körfez devletçikleri, İsrail, ABD de bu sürece pozitif anlamlar yüklüyor. Türkiye, Arap Baharı’ndaki hataları/boşlukları yapmasa, Kasım süleymani sonrasını fırsata çevirebilir. Bunun için sahada daha pro-aktif siyaset izlemesi gerekecek.

YORUM EKLE